Bilim ve Teknoloji

Biyosorpsiyon Nedir? Ne İşe Yarar?


Hızlı nüfus artışı, besin yetersizliği, çarpık kentleşme, insanların aşırı tüketim isteği,  hızla gelişen teknolojik ilerlemeler son yılların en önemli çevre kirliliği sorunlarını oluşturmaktadır.

Çevre kirliliğini artıran kuruluşlarının başında ise atık sularında ağır metal içeren endüstri kuruluşları gelmektedir. Bu endüstri kuruluşları, çeşitli ağır metalleri kullanmakta ve atıklarında çinko, civa, kobalt, demir, bakır, kurşun, gümüş, krom ve arsenik gibi metal iyonlarını ihtiva etmektedir. Bu atıkların arıtımı yapılmadığı takdirde deniz, göl, nehir, okyanus, gibi ortamlardaki canlılar için toksik bir durum oluşturmaktadır.

Bu endüstriyel atıklardan metalleri uzaklaştırmak için kullanılan remediasyon tekniği genellikle yüksek maliyetli olmaktadır. Bu yüzden son yıllarda kullanılan biyolojik yöntemlerin hem avantajlı hem de oldukça etkili olduğu görülmüştür. Önceki yazımızda bu yöntemlerden biri olan ağır metallerin temizlenmesi için bitkilerin kullanıldığı bir teknik olan fitoremediasyon’dan bahsetmiştik. Bu yazımızda ise sizlere Biyosorpsiyon yönteminden bahsedeceğiz. İsterseniz öncelikle tanımını yaparak konuya geçiş yapalım.

Biyosorpsiyon; biyolojik olarak parçalanması zor olan metal ve boya gibi kirleticilerin sulu ortamlarda biyokütle tarafından alınmasıdır.

Biyosorpsiyon şartlarının gerçekleşebilmesi için bazı koşulların oluşması gerekmektedir. Biyosorpsiyon yöntemi metal iyonu türü, konsantrasyon, biyokütle türü ve miktarı, sıcaklık, çözelti pH’sı gibi fizikokimyasal faktörlerden etkilenmektedir.

Biyolojik moleküllerle yapılan ileri metal biyosorbsiyon çalışmalarında fungus, bakteri, alg türlerini saymak mümkündür. Bunlara birkaç örnek verecek olursak;  funguslar (Aspergillus, Penicillium, Rhizopus ve Pleurotus), bakteriler (Enterobacter, Pseudomonas, Citrobacter, Arthrobacter), algler (Microcystis, Chlorella,  Anabeana) kullanılarak uygun maliyetle düşük konsantrasyon ve yüksek hacimli atık sular iyileştirilmektedir.

Metal alınımı şu şekilde gerçekleşir; organizmaların yüzeyi negatif yüklüdür ve pozitif yüklü metal iyonlarını adsorbe ederler. Metallerin alınım sürecinde birçok mikroorganizmanın metal bağlayıcı proteinler sentezledikleri bilinmektedir. Metaller hücre membranının transport özelliğine bağlı olarak sitoplazmaya geçerler ve orada çözünmez şekilde tutulurlar.

Evet biyosorpsiyon, biyolojik alt yapılı ve düşük maliyetli endüstriyel atıkların giderimi için umut verici alternatif bir yöntemdir. Ölü biyokütle kullanılması, besin kaynağına ihtiyaç göstermemesi metal gideriminin çok hızlı olması, metal desorbe edilebilmesi gibi avantajlara sahiptir. Bundan dolayı bu yöntemin kullanılması kaçınılmazdır.

Sonuç olarak insanların çevrelerinde yarattığı zararlı ve rahatsız edici olumsuz etkilerin tümü çevre kirliliğini oluşturur ve bu kirlilikten kurtulmak için birçok yöntem kullanılır. Önemli olan bu yöntemin hem etkili olması hem de avantajlı olması. Bize düşen ise bu yöntemlerin geliştirilmesi yönünde çalışmalar yapmak ve çevremizi en güzel şekilde korumaktır. Çünkü şunu unutmamak gerekir;

Çevre; miras değil gelecek nesillere devredilecek emanettir!..

Yorum Yap!

Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir