Bilgi

Dolar TL Karşısından Neden Değerleniyor?


Doların yükselmesinin yada başka bir ifade ile TL karşısında değer kazanmasının elbette bir çok nedeni bulunuyor. Politik nedenleri bir kenara bırakırsak ithalat-ihracat oranlarına kabaca baktığımızda durumu daha net bir şekilde anlayama başlıyoruz. Aşağıdaki grafikte görüldüğü üzere ithalat verilerimiz ihracat verilerimizin bir hayli üzerinde seyrediyor.

Tabi bu durum bir süre sonra borçlanmayı ve beraberinde cari açık dediğimiz durumu ortaya çıkarıyor. Cari açık dediğimiz şey ülkenin dışalımı (ithalat) ile dışsatımı (ihracat) arasında oluşan açık, kısaca dış ticaret açığıdır. Bir ülkenin ithal ettiği malların ihraç ettiği mallardan fazla olması durumunda cari açık ortaya çıkar ki bu aslında hiçte istenmeyen bir durumdur. Cari açık devletin yaptığı borçlanma ve özel sektörün yaptığı borçlanma olarak ikiye ayırabiliriz. Cari açık ile oluşan borçlanmaya artmaya başladığında bir süre sonra borcu yeniden yapılandırıp üzerine faiz olarak ödemeye başlarsınız. Durum öyle bir noktaya gelir ki hiç kimse size borç para vermez ve ekonominiz tıkanmaya başlar.

Kısaca özetleyecek olursak; ithalat yaptığınızda karşılığında ülkenizde dolaşımda bulunan dolar veya euro ile ödeme yaparsınız. Sürekli dışardan satın aldığınızda bir süre sonra rezervinizdeki dolar miktarı azalmaya başlar ve bu Dolar veya Euro’nun değer kazanmasına neden olur. Aynı şekilde ihracat yapmaya yani dışarıya ürün satmaya başladığınızda bu kez sattığınız ürünler için karşılığında dolar veya euro alırsınız. Rezervinizdeki dolar veya euro artmaya başladığından, mevcut para biriminiz dolar veya euro karşısında değer kazanmaya başlar. Kısaca çok olan şeyin değeri az, az olan şeyi değeri çoktur. Olayın mantığı bu şekilde işler.

Aklınıza şimdi “yahu neden dolar veya euro kullanıyoruz, bunun yerine farklı bir para birimi kullanamaz mıyız?” Sorusu gelebilir. Aslında alternatif olarak İsviçre Frangı, Sterlin gibi uluslararası piyasada bulunan para birimlerini kullanabilirsiniz. Ancak bunun sonuçlarının her zaman iyi olacağı anlamına gelmiyor. Uluslararası piyasaya hakim olmayan bir para birimi başınıza çoğu zaman dert açabilir. Hatta öyle bir noktaya gelir ki ulusal çapta krizlere maruz kalabilirsiniz. Günümüzde en sağlıklı para birimi dolar ve euro’dur. Bu para birimleri dünyanın en uç noktasında rahatlıkla kullanabileceğiniz ve geçerliliği olan para birimlerdir. Avrupa’nın veya Asya ülkelerinin herhangi bir yerinde cebinizdeki Türk Lirası veya Rus Rublesi çıkarıp kullanamazsınız. Ama cebinizde Dolar veya Euro varsa herhangi bir ülkenin hayvan pazarında bile karşılığı vardır.

Diğer bilmeniz gereken asıl şey ise konvertibilite olayıdır. Serbest kur sisteminin uygulanması, ulusal paraların kolayca birbirlerine dönüşebilmesini gerektirir. Buna kısaca konvertibilite denir. 1980’li yıllardan sonra serbest kur sistemine geçme girişimlerinde bulunan Türkiye, ulusal paranın, yani TL’nin, konvertibl para olduğunu açıklamıştır. Ancak bir ulusal paranın gerçek anlamda konvertibl sayılabilmesi için ilgili hükümetin bu şekilde kendi ulusal parasını tek taraflı konvertibl ilan etmesi yetmez. Bunun için önemli bazı şartların var olması gerekir. Bunların başında, parası konvertibl ilan edilen ülkenin ulusal ekonomisinin istikrarlı, işsizlik ve kronik dış açık ve kamu kesimi açığı gibi ekonomik sorunları bulunmayan bir ekonomi olması; buna bağlı olarak da, ulusal parasının dış ödemelerde genel kabul gören bir para olması gerekir. Böyle bir konvertibilite gücüne sahip ve uluslar arası ödemelerde genel kabul gören çok az sayıda ulusal para vardır. Buna örnek olarak ABD Doları, Euro, Japon Yeni gösterilebilir.

Türkiye olarak, ithalat veya ihracatta kalkıp bundan sonra Rus Rublesi, kullanacağım diyebilirsiniz. Ancak bunu yapabilmeniz çok ama çok zor. Bunun hiçbir ülkenin kabul etmeyeceği gibi sizin tek taraflı kabul etmeniz bir işe yaramayacaktır. Bunu yapabilmek için ekonominizin çok ama çok güçlü olması gerektiğini hatırlatayım.

Şunu öncelikle kabul etmek gerekiyor Dolar veya Euro şu anda günümüzde en güçlü, en geçerli ve en değerli para birimleridir. Dünyada ki tüm ülkeler ekonomilerinin sağlığı için bu güçlü para birimleri ile ticaret yapmak zorundadırlar. Buna bizde dahiliz.

Paranın değer kaybetmesi üzerine gelen en büyük tehlike enflasyondur. Dolaşımda bulunan para miktarıyla, malların ve satın alınabilir hizmetlerin toplamı arasındaki açığın büyümesi nedeniyle ortaya çıkan ve fiyatların toptan yükselişi, para değerinin düşmesi biçiminde kendini gösteren ekonomik ve parasal süreçtir. Enflasyon sadece belli bir malın veya hizmetin fiyatının tek başına artması değil, fiyatların genel düzeyinin sürekli bir artış göstermesidir. Diğer bir deyişle, sadece bazı malların fiyatlarının sürekli artması ya da tüm malların fiyatlarının bir sefer artması enflasyon değildir. Örneğin aylık enflasyon oranının yüzde 5 olması, o ay içinde fiyatlar genel seviyesinin bir önceki aya göre yüzde 5 oranında arttığını gösterir. Yıllık enflasyonun yüzde 40 olması da, fiyatların bir önceki yıla göre ortalama yüzde 40 oranında arttığını, örneğin geçen yıl 200 TL’ye alınan bir mal sepetinin bu yıl ancak 260 TL’ye alınabileceğini ifade eder.

Ekonomi bir birini tetikleyen birden fazla faktöre sahiptir. Bu faktörlerin bileşkesi olumsuz yönde seyrettiğinde ekonomik kriz kaçınılmazdır. Krizi önlemenin en doğru yolu üretime dayalı bir politika izlenmesidir. Bu politikada ana unsur katma değer ürünlerin üretilmesidir.

Yorum Yapınız!

Yorum Bırakın!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top