<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>biyoloji arşivleri &#187; TechWorm</title>
	<atom:link href="https://www.tech-worm.com/tag/biyoloji/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Bilim ve Teknolojiye Dair Ne Varsa!</description>
	<lastBuildDate>Wed, 16 Oct 2019 17:19:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2023/04/cropped-redico-32x32.png</url>
	<title>biyoloji arşivleri &#187; TechWorm</title>
	<link></link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sentetik Biyoloji Nedir? Kullanım Alanları Nelerdir?</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/sentetik-biyoloji-nedir-kullanim-alanlari-nelerdir/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/sentetik-biyoloji-nedir-kullanim-alanlari-nelerdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merve Cicioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Oct 2019 17:19:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[dna]]></category>
		<category><![CDATA[gen]]></category>
		<category><![CDATA[laptop]]></category>
		<category><![CDATA[sentetik]]></category>
		<category><![CDATA[sentetik biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[sentetik biyoloji kullanım alanları]]></category>
		<category><![CDATA[sentetik biyoloji nedir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tech-worm.com/?p=24107</guid>

					<description><![CDATA[<p>Henüz bir zigotken hücrelerimiz büyüme, bölünme, sinyalizasyon ve farklılaşma gibi çeşitli fonksiyonları gerçekleştirmek için birbiriyle etkileşim içerisinde olan genlerin ve proteinlerin genetik devrelerini kullanır. Sentetik biyoloji, iyi karakterize edilmiş genlerin ve proteinlerin sentetik gen devrelerini tasarlama, inşa etme ve onların canlı hücrelerdeki davranışlarını analiz etmeye dayanan bir alandır. Kökeni biyomimetik olan sentetik biyoloji; mühendislik yaklaşımlarıyla [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/sentetik-biyoloji-nedir-kullanim-alanlari-nelerdir/">Sentetik Biyoloji Nedir? Kullanım Alanları Nelerdir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Henüz bir <strong>zigotken</strong> hücrelerimiz <strong>büyüme, bölünme, sinyalizasyon ve farklılaşma</strong> gibi çeşitli fonksiyonları gerçekleştirmek için <strong>birbiriyle etkileşim içerisinde olan genlerin ve proteinlerin</strong> genetik devrelerini kullanır. <strong>Sentetik biyoloji,</strong> iyi karakterize edilmiş <strong>genlerin ve proteinlerin</strong> sentetik gen devrelerini tasarlama, inşa etme ve onların canlı hücrelerdeki <strong>davranışlarını analiz etmeye dayanan</strong> bir alandır. Kökeni <strong>biyomimetik</strong> olan sentetik biyoloji; <strong>mühendislik yaklaşımlarıyla</strong> oluşturulan <strong>gen devreleri, hücresel bilginin işlenmesi, hücresel davranışların</strong> mekânsal ve zamansal değişimini <strong>anlayabilmemizi ve modelleyebilmemizi</strong> sağlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Gen ve proteinlerin</strong> tanımlanmasını sağlayan <strong>“omiks çağı”</strong> olarak adlandırdığımız, genlerin ve proteinlerin <strong>“network”</strong> yapıları hakkında <strong>detaylı bir bakış açısı </strong>sağlayan <strong>sistem biyolojisi</strong> ile birleşerek, <strong>mühendislik ve diğer fen bilimleri</strong> prensiplerine dayalı <strong>disiplinler arası yeni bir bilim</strong> olan <strong>sentetik biyolojinin temellerini</strong> oluşturmuştur.</p>
<p style="text-align: justify;">Sentetik biyolojinin <strong>nihai amaçları,</strong> doğada biyolojik tasarım prensiplerini, gen ve protein devrelerinin <strong>rasyonel inşası</strong> ile anlamaktır. Bu alan <strong>komplex moleküllerin</strong> hatta <strong>biyolojik sistemlerin nasıl olduğunu</strong> anlamamıza da fayda sağlamıştır. Bugün kullandığımız <strong>yeni nesil biyoteknolojik cihazlar</strong> molekülleri, yapıları net bir şekilde anlamamızdan sonra <strong>optimize</strong> edilmiştir. İlk inşa edilen<strong> sentetik gen ağı-genetik geçiş anahtarı </strong>ve <strong>represilatör, </strong>mühendisliğe dayanan metotların kullanımı ile sofistike, gelişmiş ve sayısal işlem davranışlarının <strong>biyolojik sistemlere entegre edilebildiğini</strong> göstermiştir.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-24109" src="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/sentetik-biyoloji-nedir.jpg" alt="" width="750" height="422" srcset="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/sentetik-biyoloji-nedir.jpg 750w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/sentetik-biyoloji-nedir-300x169.jpg 300w" sizes="(max-width: 750px) 100vw, 750px" /></p>
<h2 style="text-align: left;">Sentetik Biyoloji Kullanım Alanları Nelerdir?</h2>
<p style="text-align: justify;">Sentetik biyolojinin <strong>kullanıldığı</strong> çok fazla alan vardır. <strong>Örneğin;</strong> daha iyi özelliklere sahip daha <strong>dayanıklı ve verimli ürünle</strong>r elde etmek hatta farklı türde <strong>meyve sebze elde etmek için</strong> sentetik biyoloji kullanılabilir. <strong>Bakteri ve mantarlara</strong> insan proteinleri ürettirmek <strong>hatta doku mühendisliği</strong> ile <strong>organ üretimi </strong>bile bu alanın konusu olabilir.</p>
<ul style="text-align: justify;">
<li><strong>Antibiyotik</strong> ve <strong>Hücre-Hücre İletişim Sistemini</strong> (Quorum Sensing) kullanarak <strong>transkripsiyonel biyosensörlerin</strong> üretilmesi.</li>
<li>Sentetik biyoloji sayesinde <strong>tasarlanan hücrelerle sürdürülebilir enerji, biyolojik yenilenme, moleküler ilaçlar ve yeni nesil malzemelerin</strong> üretimi.</li>
<li>Rekombinant olarak <strong>çeşitli hormonların ve ilaçların</strong> üretimi.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Sentetik biyoloji sayesinde <strong>ilerde DNA molekülünü</strong> tıpkı <strong>bir lego parçası gib</strong>i parçalarına ayırıp <strong>istediğimiz şekilde</strong> tekrar birleştirebileceğiz. Ortaya çıkan <strong>ürünler, malzemeler veya değişik organizmalar</strong> ne olur bilinmez ama bu alan <strong>günümüz biyoteknoloji dünyasının</strong> ilham aldığı <strong>eşsiz bir ayrıntı olma özelliğini</strong> korumaktadır.</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/sentetik-biyoloji-nedir-kullanim-alanlari-nelerdir/">Sentetik Biyoloji Nedir? Kullanım Alanları Nelerdir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/sentetik-biyoloji-nedir-kullanim-alanlari-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hücre İskeleti Nedir? Ne İşe Yarar? Görevleri Nelerdir?</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/hucre-iskeleti-nedir-ne-ise-yarar-gorevleri-nelerdir/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/hucre-iskeleti-nedir-ne-ise-yarar-gorevleri-nelerdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 03 Oct 2019 20:50:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ara filament]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[hücre iskeleti]]></category>
		<category><![CDATA[hücre iskeleti biyodoc]]></category>
		<category><![CDATA[hücre iskeleti elemanları bitkilerde var mı]]></category>
		<category><![CDATA[hücre iskeleti görevleri]]></category>
		<category><![CDATA[hücre iskeleti ile ilgili sorular]]></category>
		<category><![CDATA[hücre iskeleti ne işe yarar]]></category>
		<category><![CDATA[hücre iskeleti nedi]]></category>
		<category><![CDATA[hücre iskeleti nedir]]></category>
		<category><![CDATA[hücre iskeleti nedir ne işe yarar]]></category>
		<category><![CDATA[hücre iskeleti özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[hücre iskeleti pdf]]></category>
		<category><![CDATA[hücre iskeleti tıbbi biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[iskeleti]]></category>
		<category><![CDATA[mikroflament]]></category>
		<category><![CDATA[mikrotübül]]></category>
		<category><![CDATA[portalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tech-worm.com/?p=23888</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yakın zamana kadar sitoplazmanın sıvı kısmının jel benzeri şekilsiz bir madde olduğu düşünülüyordu. Mikroskop ve araştırma tekniklerindeki gelişmeler, canlılık özelliği gösteren tüm hücrelerin (özellikle ökaryotik hücrelerin) iç yapısının tahmin edilenden yüksek bir organizasyona sahip olduğunu ortaya koydu. Bu organizasyonu sağlayan etkenlerden biri de hücre iskeletidir. Hücre İskeleti, bakteriler ve arkea dahil tüm hücrelerin sitoplazmasında bulunan, hücre çekirdeğinden hücre [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/hucre-iskeleti-nedir-ne-ise-yarar-gorevleri-nelerdir/">Hücre İskeleti Nedir? Ne İşe Yarar? Görevleri Nelerdir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yakın zamana kadar<strong> sitoplazmanın sıvı kısmının</strong> jel benzeri şekilsiz <strong>bir madde olduğu</strong> düşünülüyordu. Mikroskop ve araştırma tekniklerindeki gelişmeler, canlılık özelliği gösteren <strong>tüm hücrelerin </strong>(özellikle ökaryotik hücrelerin)<strong> iç yapısının</strong> tahmin edilenden<strong> yüksek bir organizasyon</strong>a sahip olduğunu ortaya koydu. Bu organizasyonu sağlayan etkenlerden biri de <strong>hücre iskeletidir.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hücre İskeleti, </strong>bakteriler ve arkea dahil <span style="text-decoration: underline;"><strong>tüm hücrelerin sitoplazmasında</strong></span> bulunan, <strong>hücre çekirdeğinden hücre zarına</strong> uzanan ve <strong>protein filamentlerinin birbirine bağlayan</strong> kompleks ve dinamik bir ağdır. Farklı organizmaların <strong>hücre iskeleti sistemleri benzer proteinlerden</strong> oluşur. Hücre iskeletinin <strong>yapısı, işlevi ve dinamik davranışı</strong> organizma ve hücre tipine bağlı olarak <strong>çok farkl</strong>ı olabilir. Aynı hücre içinde bile<strong> hücre iskeleti, diğer proteinlere ve ağın önceki geçmişine bağlı olarak</strong> farklı özellikler gösterebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="color: #ff0000;"><strong>Önemli Not:</strong></span> Birçok yerde karşımıza <strong>“Prokaryot hücrelerde hücre iskeleti elemanları bulunur mu?” </strong>sorusu geliyor. Cevap; <strong>evet, tüm hücrelerde hücre iskeleti elemanları</strong> bulunur. Canlılık özelliği gösteren tüm hücrelerde <strong>hücre iskeleti bulunması</strong> zorunludur. Aksi halde hücrenin yaşamına devam etmesi, varlığını sürdürmesi <strong>imkansız</strong> olacaktır. Buradaki püf nokta <strong>ökaryotik canlıların hücre iskelet elemanları</strong> ile <strong>prokaryotik canlıların hücre iskelet elemanlarının</strong> farklı olmasıdır. Bizim aşağıda değineceğimiz konu <strong>ökaryotik</strong> canlıların <strong>hücre iskelet </strong>sistemi ile ilgili olacaktır. Daha fazla bilgi için buradaki (<a href="https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC1594594/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıkla</a>) <strong>bilimsel makaleyi okumanızı</strong> tavsiye ediyorum.</p>
<p style="text-align: justify;">Hücre iskeletinin <strong>çok sayıda görevi</strong> vardır. Ana görevleri arasında <strong>hücreye şekil vermek, mekanik etkilere karşı direnç kazandırmak</strong> ve <strong>hücre dışındaki bağ dokuya ve diğer hücrelere bağlanarak</strong> tüm dokuları <strong>stabilize</strong> etmektir. Hücre iskeleti ayrıca <strong>büzülerek hücre ve hücre çevresinin şeklini</strong> değiştirir ve <strong>hücre göçüne</strong> (belirli bir amaç için değişim göstermiş hücrelerin <strong>görev bölgelerine</strong> ilerlemesi) <strong>olanak</strong> sağlar. <span style="text-decoration: underline;"><strong>Ökaryotik canlılarda hücre iskeleti;</strong></span> proteinlerden oluşan <strong>mikrofilament, ara filament ve mikrotübül</strong> olmak üzere üç gruba ayrılır. Hücre iskeleti görseli için (<a href="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hücre-iskeleti-biyoloji.jpg" target="_blank" rel="noopener noreferrer">burayı</a>) tıklayınız.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hücre-iskeleti-nedir.jpg"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-23892" src="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hücre-iskeleti-nedir.jpg" alt="" width="562" height="430" srcset="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hücre-iskeleti-nedir.jpg 937w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hücre-iskeleti-nedir-300x230.jpg 300w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hücre-iskeleti-nedir-768x588.jpg 768w" sizes="(max-width: 562px) 100vw, 562px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Mikroflamentler (Aktin Flamentler):</strong> Kas doku <strong>liflerinin</strong> (aktin ve miyozin) <strong>kısalıp uzamasında,</strong> amipte <strong>yalancı ayak</strong> oluşumunda, besinlerin <strong>emiliminde</strong> (mikrovillus oluşumunda), <strong>endositoz ve ekzositoz hareketlerini sağlama</strong> (büyük moleküllerin alınması) ve hayvan hücrelerindeki <strong>sitokinezin boğumlanma ile gerçekleşmesinde </strong>görev alır. Hücre iskeletinin <strong>en ince</strong> filamentidir. Mikrofilamentler hücre içerisinde <strong>sayıca az olmasına karşın kas hücrelerinde oldukça gelişmiş</strong> bir yapıya sahiplerdir. Kas hücrelerinde<strong> iki proteini</strong> içeren <strong>iki çeşit mikroflament</strong> vardır. Birinci mikrofilament <strong>aktin</strong> adı verilen bir çeşit protein taşır. İkinci mikrofilament ise <strong>miyozin</strong> adı verilen diğer bir çeşit proteini içerir. İçerdikleri proteinlerle birbirinden farklılaşmış bu mikrofilamentler, <strong>mekanik ve kimyasal etkileşimlerle</strong> birbirleri üzerinde kayarak<strong> içinde bulundukları kas hücresinin hareketini</strong> sağlarlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ara (İntermediyer) Flamentler:</strong> Mikroflamentlerden daha kalın, mikrotübüllerden daha ince olan bir hücre iskeleti elemanıdır. Farklı tipteki <strong>protein iplik yapılarının</strong> birbiri üzerine sarılmasıyla oluşur. Diğer ikisinden <strong>(mikrotübül ve mikroflament)</strong> daha kararlıdır. Hücre <strong>şeklinin ve hücre içi yapıların sabitlenmesinde</strong> görev alır. Örneğin; çekirdeğin <strong>hücre içindeki yerinin sabitlenmesini</strong> ara filamentler sağlar. <strong>Keratin</strong> yapılı ara flamentler deri hücreleri arasında bağ kurarak <strong>dokunun dış etkenlere karşı</strong> dayanıklılığını arttırır. <strong>Keratin,</strong> saç, tırnak gibi yapılarda bulunur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Mikrotübüller:</strong> Hücre iskeletini oluşturan yapılardan olup, <strong>reseptörleri tutarlar veya serbest</strong> bırakırlar. <strong>Protein</strong> yapıda olup,<strong> uzun, içi boş silindirik</strong> yapılardır. Mikrotübüller, <strong>ökaryotlara</strong> özgüdür. Hücre <strong>şeklinin</strong> belirlenmesinde, hücrelerin ve hücre içindeki <strong>organellerin yer değiştirmesinde, </strong>mitoz sırasında (hücre bölünmesi) <strong>kromozomların ayrılmasında</strong> görev alır. Mikrotübüllerin belli başlı görevleri ise <strong>sentriyollerin, sillerin ve kamçıların</strong> yapısal unsurlarını oluşturmaları şeklinde sıralanabilir. Bunlardan başka <strong>kan pulcukları (trombosit) ile</strong> daha birçok hücrede<strong> iskelet sistemini</strong> oluştururlar. Sinir hücrelerinde ise <strong>madde iletiminde</strong> iş görürler. Ayrıca bitki hücrelerinde<strong> hücre duvarının yapısındaki selüloz liflerinin</strong> <strong>düzenlenmesinde</strong> rol oynarlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hücre-iskeleti-özellikleri.jpg"><img decoding="async" class="wp-image-23893 aligncenter" src="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hücre-iskeleti-özellikleri.jpg" alt="" width="901" height="281" srcset="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hücre-iskeleti-özellikleri.jpg 1000w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hücre-iskeleti-özellikleri-300x94.jpg 300w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hücre-iskeleti-özellikleri-768x240.jpg 768w" sizes="(max-width: 901px) 100vw, 901px" /></a></p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/hucre-iskeleti-nedir-ne-ise-yarar-gorevleri-nelerdir/">Hücre İskeleti Nedir? Ne İşe Yarar? Görevleri Nelerdir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/hucre-iskeleti-nedir-ne-ise-yarar-gorevleri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hipotonik, Hipertonik ve İzotonik Çözelti Nedir?</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/hipotonik-hipertonik-ve-izotonik-cozelti-nedir/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/hipotonik-hipertonik-ve-izotonik-cozelti-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cüneyt Çağala]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Oct 2019 18:32:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[basınç]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[çözelti]]></category>
		<category><![CDATA[deplazmoliz]]></category>
		<category><![CDATA[fark]]></category>
		<category><![CDATA[hemoliz]]></category>
		<category><![CDATA[hipertonik]]></category>
		<category><![CDATA[hipotonik]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[izotonik]]></category>
		<category><![CDATA[kimya]]></category>
		<category><![CDATA[nedir]]></category>
		<category><![CDATA[ozmoz]]></category>
		<category><![CDATA[plazmoliz]]></category>
		<category><![CDATA[turgor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tech-worm.com/?p=23841</guid>

					<description><![CDATA[<p>Herkese Merhaba. Bu yazımızda &#8220;Hipotonik, Hipertonik ve İzotonik Çözelti Nedir? Aralarındaki Farklar Nelerdir?&#8221; sorusuna kısaca cevap vermeye çalışacağız. Hipotonik, madde yoğunluğunun, sıvı yoğunluğundan daha az olduğu ortama (çözeltiye) denir. Bir hücrenin izotonik (eş yoğunlukta) ortamdan, hipotonik (az yoğunlukta) ortama konulmasıyla hücrenin osmoz kurallarına göre su alarak şişmesi durumudur. Bu olaya deplazmoliz denir. Plazmoliz olayının tersi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/hipotonik-hipertonik-ve-izotonik-cozelti-nedir/">Hipotonik, Hipertonik ve İzotonik Çözelti Nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Herkese Merhaba. Bu yazımızda<strong> &#8220;Hipotonik, Hipertonik ve İzotonik Çözelti Nedir? Aralarındaki Farklar Nelerdir?&#8221;</strong> sorusuna kısaca cevap vermeye çalışacağız.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-23852" src="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hipotonik-hipertonik-izotonik-farkı.jpg" alt="" width="761" height="399" srcset="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hipotonik-hipertonik-izotonik-farkı.jpg 1280w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hipotonik-hipertonik-izotonik-farkı-300x157.jpg 300w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hipotonik-hipertonik-izotonik-farkı-768x403.jpg 768w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hipotonik-hipertonik-izotonik-farkı-1024x537.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 761px) 100vw, 761px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Hipotonik,</strong></span> madde yoğunluğunun, sıvı yoğunluğundan <strong>daha az olduğu</strong> ortama (çözeltiye) denir. Bir hücrenin <strong>izotonik (eş yoğunlukta)</strong> ortamdan,<strong> hipotonik (az yoğunlukta)</strong> ortama konulmasıyla hücrenin <strong>osmoz kurallarına</strong> göre su alarak <strong>şişmesi</strong> durumudur. Bu olaya <span style="text-decoration: underline;"><strong>deplazmoliz</strong></span> denir. Plazmoliz olayının tersi olarak da düşünülebilir. Bitki hücrelerinde <strong>deplazmoliz</strong> devam ederse <strong>hücre şişer ve </strong>hücrenin çeperine uyguladığı<strong> turgor basıncı </strong>artar. Hayvan hücrelerinde <strong>deplazmoliz</strong> devam ederse <strong>hücre patlar ve hemolize</strong> uğrar. (Hücre çeperine sahip olan hücrelerde hemoliz olmaz. Bitki hücrelerinde<strong> hücre duvarı olduğu için</strong> hemoliz görülmez.) <strong>Turgor basıncı</strong> ya da<strong> turgor,</strong> bitki hücrelerinin saf suya konmasıyla içine su alarak,<strong> şişmesi ve hücrenin çeperine basınç yapması</strong> olayına denir.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>İzotonik,</strong></span> teknik olarak <strong>eşit yoğunlukta çözelti</strong> anlamına gelir. Hücre&#8217;nin <strong>içi ve dışı arasında eşit bir çözünmüş madde konsantrasyonu</strong> oluştuğunda <strong>izotonik bir selüler alan</strong> ortaya çıkmış olur. Su moleküllleri <strong>ozmoz ile içeri ve dışarı eşit oranda</strong> geçerek hücre boyutlarının aynı kalmasını sağlar. Hücreden <strong>içeri veya dışarı çözünmüş madde geçişi</strong> olmaz. Bitki hücreleri de <strong>izotonik</strong> bir ortamdır ancak <strong>gevşek bir yapısı</strong> vardır ve zamanla solarlar. Bitkiler bu özelliklerinden dolayı <strong>hipotonik</strong> ortamlarda yaşayabilirler. <strong>Hipotonik ortam bitkiye su girişini sağlar.</strong> Bu şekilde <strong>aktif transport</strong> ile <strong>bitki hücresi içine dışarıdan maddeler</strong> geçmiş olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><span style="text-decoration: underline;"><strong>Hipertonik,</strong></span> madde yoğunluğunun, sıvı yoğunluğundan <strong>daha fazla olduğu</strong> ortama (çözeltiye) denir. Bir hücrenin <strong>izotonik (eş yoğunlukta)</strong> ortamdan,<strong> hipertonik (çok yoğunlukta)</strong> ortama konulmasıyla hücrenin <strong>osmoz kurallarına</strong> göre su kaybederek <strong>büzülmesi</strong> durumudur. Bu olaya <strong>plazmoliz</strong> denir. Deplazmoliz olayının tersi olarak da düşünülebilir. Ozmoz kuralları gereği <strong>hücre su kaybederken</strong> dış ortam su alır. Bu işlem <strong>hücre ile dış ortamın yoğunluğu</strong> eşitleninceye kadar sürer. İşlem sonunda hücre <strong>plazmoliz durumuna</strong> geçmiş olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><a href="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hipotonik-hipertonik-izotonik-çözelti.jpg"><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter wp-image-23846 size-full" src="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hipotonik-hipertonik-izotonik-çözelti.jpg" alt="" width="886" height="669" srcset="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hipotonik-hipertonik-izotonik-çözelti.jpg 886w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hipotonik-hipertonik-izotonik-çözelti-300x227.jpg 300w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hipotonik-hipertonik-izotonik-çözelti-768x580.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 886px) 100vw, 886px" /></a></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Değişik çözeltilerin bitki hücresi üzerindeki etkileri</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1.</strong> örnekte, <strong>hipotonik</strong> ortamda hücre <strong>su alarak şişmiştir.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2.</strong> örnekte, <strong>izotonik</strong> ortamda yoğunluklar eşit olduğundan hücre <strong>değişikliğe uğramamıştır.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3.</strong> örnekte, <strong>hipertonik</strong> ortamda hücre <strong>su kaybederek büzülmüştür.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Hücreler <strong>farklı yoğunluklara sahip çözeltilere</strong> atıldığında hücrede <strong>görülen değişimler</strong> aşağıdaki gibidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-23843 aligncenter" src="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hipotonik-hipertonik-izotonik.jpg" alt="" width="691" height="199" srcset="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hipotonik-hipertonik-izotonik.jpg 691w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/hipotonik-hipertonik-izotonik-300x86.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 691px) 100vw, 691px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Not: Osmoz,</strong> çözücü maddelerin <strong>az yoğun</strong> ortamdan <strong>çok yoğun</strong> ortama, seçici geçirgen bir zardan <strong>enerji harcanmadan</strong> geçişidir.</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/hipotonik-hipertonik-ve-izotonik-cozelti-nedir/">Hipotonik, Hipertonik ve İzotonik Çözelti Nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/hipotonik-hipertonik-ve-izotonik-cozelti-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mutajen Nedir? Biyolojide Mutajen Ne Anlama Gelir?</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/mutajen-nedir-biyolojide-mutajen-ne-anlama-gelir/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/mutajen-nedir-biyolojide-mutajen-ne-anlama-gelir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 25 Sep 2019 12:29:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[dna]]></category>
		<category><![CDATA[mutajen]]></category>
		<category><![CDATA[mutajen ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[mutajen nedir]]></category>
		<category><![CDATA[mutasyon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tech-worm.com/?p=23703</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mutajen, biyolojide canlı organizmaların DNA veya RNA gibi hücresel bilgi ve yönetim zincirlerinin moleküler yapısını değiştirerek söz konusu organizmanın doğal olarak beklenen seviyenin çok üzerinde mutasyona uğramasına sebep olan fiziksel veya kimyasal etmenlerdir. Başka bir ifade ile; canlıların kalıtsal materyalinde değişiklikler meydana getiren maddeler ve dış etkenlere verilen bir isimdir. Örnek olarak, güneş ışınları, yapay [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/mutajen-nedir-biyolojide-mutajen-ne-anlama-gelir/">Mutajen Nedir? Biyolojide Mutajen Ne Anlama Gelir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Mutajen,</strong> biyolojide canlı organizmaların <strong>DNA veya RNA gibi hücresel bilgi ve yönetim zincirlerinin</strong> moleküler yapısını <strong>değiştirerek</strong> söz konusu organizmanın <strong>doğal olarak beklenen seviyenin çok üzerinde</strong> mutasyona uğramasına sebep olan <strong>fiziksel veya kimyasal</strong> etmenlerdir. Başka bir ifade ile; canlıların <strong>kalıtsal materyalinde</strong> değişiklikler meydana getiren <strong>maddeler</strong> ve <strong>dış etkenlere verilen</strong> bir isimdir. Örnek olarak, <strong>güneş ışınları, yapay ışıklar ve radyoaktif maddelerden</strong> yayılan <strong>mor ötesi, gama ve beta ışınları, kimyasal maddeler, sigara dumanı, </strong>hava kirliliğini oluşturan <strong>gazlar, bazı virüs ve bakteriler</strong> örnek olarak verilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Mutasyon,</strong> DNA nükleotid diziliminde <strong>bir değişiklik olarak</strong> tanımlanabilir. Ya <strong>kendiliğinden</strong> ya da <strong>çevre faktörleri</strong> tarafından tetiklenebilir. Bu değişiklikler, <strong>gametlerde oluşursa,</strong> bir nesilden sonraki nesillere geçer. Mutasyonların, <strong>çerçeve kaydırma mutasyonu</strong> (nükleotidlerin eklenmesi veya silinmesi), <strong>baz çifti ikameleri</strong> (bir pürin veya bir pirimidin, bir başka pürin veya pirimidin ile ikame edilir) ve <strong>kromozomal yeniden düzenlenme</strong> (çoklu genlerin inversiyonu veya translokasyonu) gibi birçok türü vardır.</p>
<p style="text-align: justify;">DNA sekansında bir değişiklik, <strong>transkripsiyon ve DNA kopyalama sürecini</strong> değiştirebilir. Buna ek olarak, <strong>sentezlenen proteinlerin yapısını</strong> değiştirebilir ve böylece <strong>biyolojik fonksiyonları</strong> engelleyebilir. Bazı durumlarda, <strong>mutasyona bağlı fenotipik değişiklikler</strong> meydana gelmezse, bu değişiklikler <strong>sessiz mutasyon</strong> olarak bilinir.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>Biyolojide Mutajen Nedir?</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">DNA sekansındaki değişiklikler, <strong>spontan DNA hidrolizi, DNA çoğaltmasında hata, rekombinasyon</strong> ve <strong>hasar görmüş DNA&#8217;nın onarımı gibi</strong> bazı biyolojik işlemler tarafından genellikle ortaya çıkar. Bu mutasyonların sıklığı genellikle 10-9&#8217;dur. <strong>Bununla birlikte, bazı ajanlar, mutasyona neden olabilir veya sıklığı arttırabilir. </strong>Bu ajan <strong>mutajen</strong> olarak bilinir. Dolayısıyla <strong>bir mutajen,</strong> bir organizmanın DNA&#8217;sındaki nükleotid diziliminde <strong>bir değişiklik meydana getirebilecek bir madde</strong> olarak tanımlanabilir. Mutajenler; <strong>DNA&#8217;da kansere neden olabilecek zararlı değişikliklere</strong> neden olurlar ve <strong>kanserojen maddeler</strong> olarak bilinirler.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>Mutajen Türleri Nedir?</strong></h2>
<p style="text-align: justify;"><strong>Mutajenler</strong> DNA&#8217;ya doğrudan <strong>zarar</strong> verebilir. Bazen <strong>bazı ajanlar</strong> (promuterjanlar) yaşayan hücreler tarafından alınır ve <strong>bazı metabolitler üretilir</strong>, bu da mutajen gibi davranır. <strong>Fiziksel, Kimyasal ve Biyolojik olmak üzere üç çeşit mutajen vardır.</strong></p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>1- Fiziksel Mutajenler</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">260 nm üzerindeki <strong>UV </strong><strong>ışınlar</strong><strong>ı,</strong> pirimidin dimerler olarak bilinen <strong>DNA&#8217;da belirli molek</strong><strong>üler lezyonlara</strong> neden olur. İçinde <strong>bitişik timin ve sitozin bazları</strong> birbirleriyle <strong>kovalent bağlar</strong> oluşturur. <strong>Siklobütan pirimidin dimerleri ve 6,4 fotoprodüktörler</strong> oluşan ortak ürünlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>X-</strong><strong>ışınlar</strong><strong>ı ve gama </strong><strong>ışınlar</strong><strong>ı</strong> gibi iyonlaştırıcı radyasyonlar <strong>genellikle DNA ipliğinde kırılmaya</strong> neden olur. Bu radyasyona maruz kalma, <strong>çoğu hücrenin ciddi hasar görmüş veya öldürülmüş olduğu</strong> deterministik etkiye sahip olabilir. Bazen bunlar, <strong>kansere yol açan stokastik bir etkiye sahip olabilir</strong> ve <strong>gamet DNA&#8217;sında değişiklikler </strong>olabilir. İyonlaştırıcı radyasyona maruz kaldıktan sonra, <strong>kanserin kendini göstermesi</strong> birkaç yıl sürebilir. Bazen, <strong>radyoaktif bozunma, izotop karbon 14C&#8217;yi azota</strong> değiştirebilir.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>2- Kimyasal Mutajenler</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Bazı kimyasal maddeler, <strong>DNA diziliminde bir değişikliğe neden olmak için</strong> çeşitli yollarla DNA ile reaksiyona girer.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Reaktif oksijen t</strong><strong>ürleri (ROS) s</strong><strong>üperoksitler,</strong> hidrojen peroksit ve hidroksil kökleri gibi kimyasaldır. Bu kimyasallar, <strong>DNA&#8217;da bir</strong><strong>çok baz ilavesi, çapraz bağlar ve çentikler oluşmasını</strong> sağlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bisülfit ve azot gibi kimyasalların</strong> deaminasyonuyla <strong>sitozin, urasil&#8217;e hidrolize edilir ve amonyak</strong> serbest bırakılır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Temel analoglar</strong> yapısal olarak <strong>n</strong><strong>ükleotit bazlar</strong><strong>ına benzer</strong> kimyasallardır ve <strong>bazen nükleotid bazların yerine</strong> ikame edilirler, <strong>2-aminopurin ve bromourasil bu kimyasal ajanların</strong> en yaygın örnekleridir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Metilnitronitrosoguanidin (MNNG), Etilmetan s</strong><strong>ülfonat (EMS)</strong> ve <strong>Etil etan s</strong><strong>ülfonat (DES)</strong> gibi belirli <strong>alkilleyici ajanlar</strong> bazlara veya fosfat gruplarına <strong>bir metil veya etil grubu </strong>aktararak DNA uyumsuzluğu eşleştirmesi, <strong>DNA’nın çapraz bağlanması ve DNA&#8217;daki çentikler oluşmasına</strong> sebep olur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Akridin orange,</strong> proflavin ve etidyum bromid gibi ara maddeler <strong>DNA&#8217;daki azotlu bazlar aras</strong><strong>ına sokulur</strong> ve <strong>DNA&#8217;da </strong><strong>çerçeve kayması</strong> mutasyonuna neden olur.</p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>3- Biyolojik Mutajenler</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Virüsler genellikle <strong>konak</strong><strong>çı h</strong><strong>ücrelere enfekte olur</strong> ve <strong>genetik materyali</strong> konakçı <strong>genomuna</strong> enjekte eder, bu bazen konukçu hücrelerde <strong>bir de</strong><strong>ği</strong><strong>şikli</strong><strong>ğe neden olabilir</strong> ve onları <strong>kanserli h</strong><strong>ücrelere</strong> dönüştürebilir. Bu tür virüslere örnek olarak <strong>İnsan papilloma virüsü, Kaposi sarkomu</strong> ile ilişkili <strong>herpesvirüs, hepatit C virüsü</strong> vb.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Helicobacter pylori</strong> gibi bakterilerin enfeksiyonu <strong>konak</strong><strong>çı genomunda bir de</strong><strong>ği</strong><strong>şikli</strong><strong>ğe</strong> neden olmakla birlikte <strong>gastrik kanser prevalansında</strong> artışa neden olmuştur. Dahası, <strong>bakteriyel sitotoksin</strong> metabolik türevinin <strong>DNA&#8217;ya doğrudan zarar verebileceğinden</strong> şüphelenilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Transpozonlar</strong> kendilerini <strong>genomdan uzaklaştıran veya </strong>kendileri<strong> yerleştiren </strong>DNA sekanslarıdır. Ayrıca <strong>atlama genleri</strong> olarak da bilinirler. <strong>Transposonlar,</strong> DNA&#8217;nın bir bölümünden diğerine geçtikçe, <strong>genomda mutasyona ve genomun değişimine neden olan</strong> bazı değişiklikler oluşturma eğilimindedirler.</p>
<p style="text-align: justify;">Mutajenlerin <strong>doğada zararlı etkileri </strong>olmasına rağmen, <strong>cisplatin, doksorubisin ve iyonlaştırıcı radyasyon gibi</strong> mutajenler kanser hücrelerinin <strong>yok edilmesinde</strong> uygulanmıştır.</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/mutajen-nedir-biyolojide-mutajen-ne-anlama-gelir/">Mutajen Nedir? Biyolojide Mutajen Ne Anlama Gelir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/mutajen-nedir-biyolojide-mutajen-ne-anlama-gelir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilim İnsanları Kablosuz Olarak Kontrol Edilebilecek &#8220;Elektronik Hap&#8221; Geliştiriyor</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/bilim-insanlari-kablosuz-olarak-kontrol-edilebilecek-elektronik-hap-gelistiriyor/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/bilim-insanlari-kablosuz-olarak-kontrol-edilebilecek-elektronik-hap-gelistiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Mar 2019 13:34:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik hap]]></category>
		<category><![CDATA[kablosuz]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tech-worm.com/?p=21031</guid>

					<description><![CDATA[<p>Draper ve Brigham ve Kadın Hastanesi MIT araştırmacıları; Bluetooth kablosuz teknolojisi kullanılarak uzaktan kontrol edilen bir “yutulabilir kapsül” tasarladı. İlacı vermek, çevresel koşullarını algılamak veya her ikisini birden sunmak için özelleştirilebilen kapsül, en az bir ay boyunca midede kalabilir. Bilgi iletebilecek şekilde geliştirilen bu kapsül ve kullanıcının akıllı telefonundan gelen talimatlara yanıt veriyor. 3D Baskı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/bilim-insanlari-kablosuz-olarak-kontrol-edilebilecek-elektronik-hap-gelistiriyor/">Bilim İnsanları Kablosuz Olarak Kontrol Edilebilecek &#8220;Elektronik Hap&#8221; Geliştiriyor</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Draper ve Brigham ve Kadın Hastanesi</strong> MIT araştırmacıları; <strong>Bluetooth kablosuz teknolojisi</strong> kullanılarak uzaktan kontrol edilen bir <strong>“yutulabilir kapsül”</strong> tasarladı. <strong>İlacı vermek, çevresel koşullarını algılamak</strong> veya <strong>her ikisini birden sunmak için</strong> özelleştirilebilen kapsül, <strong>en az bir ay boyunca midede</strong> kalabilir. <strong>Bilgi iletebilecek</strong> şekilde geliştirilen bu <strong>kapsül</strong> ve kullanıcının <strong>akıllı telefonundan gelen talimatlara</strong> yanıt veriyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3D Baskı Teknolojisi</strong> kullanılarak üretilen kapsüller, özellikle <strong>ilaçların uzun bir süre boyunca alınması</strong> gereken durumlarda, <strong>çeşitli hastalıkları tedavi etmek için</strong> kullanılabilir. Ayrıca <strong>enfeksiyonları, alerjik reaksiyonları veya diğer olayları algılamak</strong> ve ardından <strong>yanıt olarak bir ilacı bırakmak için</strong> tasarlanabilirler.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>MIT</strong>&#8216;nin <strong>Makine Mühendisliği Bölümünde</strong> misafir bilim adamı olan <strong>Giovanni Traverso,</strong> “Sistemimiz, bir ilacın <strong>uygulanmasına</strong> ya da bir ilacın <strong>dozunun</strong> ayarlanmasına <strong>bir sinyalin yol göstermede yardımcı</strong> olabileceği ve <strong>kapalı döngü izleme</strong> ile <strong>tedavi</strong> sağlayabilir” diyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu cihazlar <strong>aynı zamanda hastanın veya doktorun akıllı telefonuna</strong> iletilecek olan bilgiyi bir araya getirebilecek <strong>diğer giyilebilir ve implante edilebilir</strong> tıbbi cihazlarla <strong>iletişim kurmak için</strong> kullanılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>David H. Koch Enstitüsü Profesörü</strong> ve <strong>MIT&#8217;nin Koch Bütünleştirici Enstitüsü</strong> üyesi <strong>Robert Langer,</strong> “Üç boyutlu baskının bu gösterimi ve <strong>sindirilemez teknolojilerin mobil sağlık uygulamalarını</strong> kolaylaştıran yeni cihazlarla <strong>insanlara nasıl yardımcı olabileceği</strong> konusunda heyecan duyuyoruz” diyor.</p>
<h2 style="text-align: left;"><strong>Kablosuz İletişim</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Son birkaç yıldır, <strong>Langer, Traverso</strong> ve <strong>meslektaşları,</strong> şu anda enjekte edilmesi gereken ilaçların <strong>uzun süreli teslimatı için </strong>faydalı olacağına inandıkları <strong>çeşitli sindirilebilir sensörler</strong> ve <strong>ilaç dağıtım kapsülleri</strong> üzerinde çalışıyorlar. Ayrıca, <strong>HIV veya sıtma hastaları için</strong> gerekli olan <strong>katı dozaj rejimlerini</strong> sürdürmelerine <strong>yardımcı</strong> olabilirler.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Son çalışmalarında,</strong> araştırmacılar daha önce geliştirdikleri <strong>özelliklerin çoğunu bir araya getirmeye</strong> karar verdiler. <strong>2016 yılında araştırmacılar,</strong> pürüzsüz bir kapsül içine alınmadan önce <strong>katlanan altı kollu yıldız şeklinde bir kapsül</strong> tasarladılar. Yutulduktan sonra <strong>kapsül çözülür ve kollar genişler</strong> ardından <strong>cihazın mideye yerleşmesine</strong> izin verilir. Benzer şekilde, <strong>yeni cihaz yuttuktan sonra Y şeklinde</strong> açılır. Bu, cihazın <strong>küçük parçalara bölünmeden ve sindirim kanalından geçmeden önce</strong> yaklaşık <strong>bir ay boyunca midede</strong> kalmasını sağlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bu kollardan biri,</strong> çeşitli ilaçlarla yüklenebilen <strong>dört küçük bölmeyi</strong> içerir. Bu ilaçlar <strong>birkaç gün içinde</strong> kademeli olarak salınmalarını sağlayan <strong>polimerler</strong> içerisinde paketlenebilir. Araştırmacılar ayrıca, <strong>Bluetooth</strong> iletişimi yoluyla <strong>uzaktan açılacak bölmeleri</strong> tasarlayabileceklerini <strong>tahmin</strong> ediyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Cihaz ayrıca <strong>mide ortamını izleyen ve kablosuz bir sinyalle bilgi ileten</strong> sensörleri de taşıyabilir. Önceki çalışmada, araştırmacılar <strong>kalp atış hızı ve solunum hızı gibi hayati belirtileri</strong> tespit edebilen <strong>sensörler</strong> tasarladılar. Bu yazıda, <strong>kapsülün sıcaklığı izlemek ve bu bilgiyi doğrudan kol uzunluğu içindeki bir akıllı telefona aktarmak için kullanılabileceğini </strong>gösterdiler.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kong,</strong> “Sınırlı bağlantı aralığı <strong>arzu edilen bir güvenlik</strong> geliştirmesidir” diyor. “Kullanıcının <strong>fiziksel alanı içindeki kablosuz sinyal gücünün</strong> kendinden yalıtılması, cihazı <strong>istenmeyen bağlantılardan</strong> koruyabilir ve <strong>ek güvenlik &#8211; gizlilik koruması</strong> için <strong>fiziksel bir yalıtım</strong> sağlayabilir.”</p>
<p style="text-align: justify;">Tüm bu karmaşık elemanların <strong>üretimini mümkün kılmak için</strong> araştırmacılar<strong> kapsülleri 3 boyutlu yazdırmaya</strong> karar verdiler. Bu yaklaşım, <strong>kapsüller tarafından taşınan çeşitli bileşenlerin</strong> hepsinin <strong>kolayca dahil edilmesine</strong> ve kapsülün, <strong>midenin asidik ortamına dayanmasına</strong> yardımcı olan alternatif <strong>sert ve esnek polimer katmanlarından</strong> oluşturulmasına izin verdi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kong,</strong> “Çok katmanlı 3-D baskı, <strong>geleneksel çok yönlü üretim teknikleri</strong> ile üretilemeyen benzersiz çok bileşenli mimariler ve <strong>fonksiyonel cihazlar oluşturan</strong> çok yönlü <strong>bir üretim</strong> teknolojisidir” diyor. “Gastrik ikamet süresinin <strong>belirli bir tıbbi uygulamaya dayanarak</strong> uyarlanabileceği ve yaygın olarak erişilebilir kişiselleştirilmiş <strong>bir tanı ve tedaviye yol açabilecek şekilde</strong> özelleştirilmiş sindirilebilir elektronikler oluşturabiliriz.”</p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>Erken Cevap </strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Araştırmacılar, <strong>bu tür sensörlerin hastalığın erken belirtilerini</strong> teşhis etmek ve ardından <strong>uygun ilaçlarla yanıt vermek için kullanılabileceğini</strong> öngörmektedir. Örneğin, <strong>kemoterapi</strong> veya <strong>immünosupresif ilaçlar</strong> alan hastalar gibi <strong>enfeksiyon riski yüksek olan belirli kişileri</strong> izlemek için kullanılabilir. Enfeksiyon tespit edilirse, <strong>kapsül antibiyotik salmaya</strong> başlayabilir. Veya cihaz, <strong>alerjik bir reaksiyon tespit ettiğinde antihistaminikler salgılayacak</strong> şekilde tasarlanabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Traverso,</strong> “Gastrik yerleşik elektroniklerin, <strong>hastalara uzaktan yardımcı olmak için</strong> mobil sağlık platformları olarak hizmet etme <strong>potansiyeli</strong> konusunda gerçekten heyecanlıyız” diyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cihazın güncel sürümü küçük</strong> bir <strong>gümüş oksit batarya</strong> ile çalışıyor. Bununla birlikte, araştırmacılar, pili harici anten veya mide asidi gibi <strong>alternatif güç kaynaklarıyla</strong> değiştirme olasılığını araştırıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Araştırmacılar ayrıca <strong>kapsüller içerisine dahil edilebilecek başka tür sensörler</strong> geliştirmek için de çalışıyorlar. Bu yazıda, <strong>sıcaklık sensörünü domuzlarda test ettiler</strong> ve <strong>yaklaşık iki yıl içinde insan hastalarda sindirilebilir sensörleri test etmeye</strong> başlayabileceklerini tahmin ediyorlar. Ayrıca insan kullanımına yönelik <strong>teknolojiyi geliştirmek için çalışan bir şirket</strong> kurmuşlardır.</p>
<p><strong>Kaynak (Çeviri):</strong> <a href="https://scitechdaily.com/scientists-develop-electronic-pill-that-can-be-controlled-wirelessly/" target="_blank" rel="noopener">https://scitechdaily.com/</a></p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/bilim-insanlari-kablosuz-olarak-kontrol-edilebilecek-elektronik-hap-gelistiriyor/">Bilim İnsanları Kablosuz Olarak Kontrol Edilebilecek &#8220;Elektronik Hap&#8221; Geliştiriyor</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/bilim-insanlari-kablosuz-olarak-kontrol-edilebilecek-elektronik-hap-gelistiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nanoteknoloji, Farelerin Kızılötesi Olarak Görmesini Mümkün Kılabilir</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/nanoteknoloji-farelerin-kizilotesi-olarak-gormesini-mumkun-kilabilir/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/nanoteknoloji-farelerin-kizilotesi-olarak-gormesini-mumkun-kilabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Mar 2019 13:15:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[deney]]></category>
		<category><![CDATA[fare]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[kızılötesi]]></category>
		<category><![CDATA[nanoteknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tech-worm.com/?p=21028</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nanoteknoloji ile güçlendirilmiş vizyona sahip fareler, kızılötesi ışığın yanı sıra görünür ışığı görebildi. 28 Şubat&#8217;ta yayınlanan bu araştırma Cell dergisinde yayınladı. Farelerin gözlerinde tek bir nanopartikül enjeksiyonu, minimum yan etkilerle 10 hafta boyunca infrared vizyon sağladı. Böylece gün içerisinde bile kızılötesi ışık görmelerini sağladılar ve farklı şekiller arasında ayrım yapabilmek için yeterince özgünlükleri bulunuyordu. Bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/nanoteknoloji-farelerin-kizilotesi-olarak-gormesini-mumkun-kilabilir/">Nanoteknoloji, Farelerin Kızılötesi Olarak Görmesini Mümkün Kılabilir</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Nanoteknoloji</strong> ile güçlendirilmiş vizyona sahip fareler, <strong>kızılötesi ışığın</strong> yanı sıra <strong>görünür ışığı</strong> görebildi. 28 Şubat&#8217;ta yayınlanan bu araştırma <strong>Cell</strong> dergisinde yayınladı. <strong>Farelerin gözlerinde</strong> tek bir <strong>nanopartikül enjeksiyonu,</strong> minimum yan etkilerle <strong>10 hafta boyunca infrared vizyon</strong> sağladı. Böylece gün içerisinde bile <strong>kızılötesi ışık görmelerini</strong> sağladılar ve <strong>farklı şekiller arasında</strong> ayrım yapabilmek için yeterince <strong>özgünlükleri</strong> bulunuyordu. Bu bulgular <strong>sivil şifreleme, güvenlik ve askeri operasyonlardaki</strong> potansiyel uygulamalar da dahil olmak üzere <strong>insan kızılötesi görme teknolojilerinde</strong> gelişmelere yol açabilir.</p>
<p><iframe loading="lazy" width="1000" height="563" src="https://www.youtube.com/embed/DartvINgN8k?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İnsanlar ve diğer memeliler,</strong> gökkuşağının dalga boylarını içeren, görünür ışık denilen <strong>bir dizi dalga boyu ışığını</strong> görmekle sınırlıdır. Ancak daha uzun bir dalga boyuna sahip olan <strong>kızılötesi radyasyon</strong> etrafımızdadır. <strong>İnsanlar, hayvanlar ve nesneler </strong>ısı yaydıkça <strong>kızılötesi ışık yayar</strong> ve nesneler kızılötesi ışığı da yansıtabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi</strong>&#8216;nden kıdemli yazar <strong>Tian Xue,</strong> &#8220;İnsanın doğal vizyonuyla algılanabilen görünür ışık, <strong>elektromanyetik spektrumun</strong> çok küçük bir kısmını kaplar&#8221; diyor. &#8220;Elektromanyetik dalgalar <strong>görünür ışıktan daha uzun veya daha kısa</strong> bilgi veriyor.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi&#8217;nden <strong>Xue ve Jin Bao</strong>&#8216;nun yanı sıra, <strong>Massachusetts Üniversitesi Tıp Fakültesi</strong>&#8216;nden <strong>Gang Han</strong>&#8216;ın liderliğindeki çok disiplinli bir bilim insanı grubu, <strong>nanoteknolojiyi </strong>gözün mevcut yapılarıyla <strong>çalışmak üzere</strong> geliştirdi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Han,</strong> “Işık göze girdiğinde ve retinaya çarptığında, çubuklar ve <strong>koniler</strong> &#8211; veya <strong>fotoreseptör hücreler</strong> &#8211; fotonları <strong>görünür ışık dalga boylarında</strong> emer ve karşılık gelen <strong>elektrik sinyallerini</strong> beyne gönderir” diyor. “Kızılötesi dalga boyları <strong>fotoreseptörler</strong> tarafından <strong>absorbe edilemeyecek kadar uzun olduğu için</strong> onları algılayamıyoruz.”</p>
<p style="text-align: justify;">Bu çalışmada, bilim adamları <strong>fotoreseptör</strong> hücrelere sıkıca tutturulabilen ve <strong>küçük kızılötesi ışık dönüştürücüler</strong> gibi davranabilen <strong>nanoparçacıklar</strong> ürettiler. Kızılötesi ışık retinaya çarptığında, <strong>nanopartiküller</strong> daha uzun kızılötesi dalga boylarını yakalar ve görünür ışık aralığında daha kısa dalga boyları yayar. Yakındaki <strong>çubuk veya koni daha kısa dalga boyunu emer</strong> ve sanki görünür bir ışık <strong>retinaya çarpmış gibi normal bir sinyal</strong> gönderir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bao,</strong> “Bizim deneyimizde <strong>nanopartiküller</strong>, 980 nm dalga boyu civarında kızılötesi ışığı emdi ve <strong>535 nm&#8217;de en yüksek ışığa dönüştürdü,</strong> bu da kızılötesi ışığın <strong>yeşil renkte görünmesini</strong> sağladı” diyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Araştırmacılar,</strong> nanoparçacıkları, insanlar gibi kızılötesi olarak doğal olarak göremeyen farelerde test ettiler. Enjeksiyonları alan fareler <strong>bilinçsiz fiziksel işaretler</strong> gösterdi, öğrenciler gibi daralan kızılötesi ışık saptadıklarını, <strong>sadece tampon çözeltiyle enjekte edilen farelerin</strong> kızılötesi ışığa cevap vermediklerini belirttiler.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Farelerin</strong> kızılötesi ışığa duyarlı olup olmadıklarını <strong>test etmek için,</strong> araştırmacılar farelerin gündüz koşullarında <strong>kızılötesi görebildiğini</strong> ve <strong>aynı anda görülebilir ışıkta olduğunu göstermek için</strong> bir dizi <strong>labirent</strong> görevi kurdular.</p>
<p style="text-align: justify;">Nadir durumlarda, <strong>bulutlu kornealar gibi enjeksiyonlardan</strong> yan etkiler meydana geldi, ancak <strong>bir haftadan kısa bir sürede</strong> kayboldu. Buna sadece enjeksiyon işlemi <strong>neden olmuş</strong> olabilir? Çünkü <strong>sadece tampon çözeltinin enjeksiyonunu</strong> alan fareler bu <strong>yan etkilere benzer oranda</strong> sahiptir. Diğer testler, sub-retinal enjeksiyonlardan sonra <strong>retina yapısına</strong> zarar vermedi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Xue,</strong> &#8220;Çalışmamızda, hem çubukların hem de konilerin <strong>bu nanoparçacıkları bağladığını</strong> ve yakın kızılötesi ışık tarafından <strong>aktive edildiğini</strong> gösterdik&#8221; diyor. “Bu yüzden <strong>bu teknolojinin insan gözünde de işe yarayacağına </strong>inanıyoruz, <strong>yalnızca süper vizyon oluşturmak için değil</strong> aynı zamanda insan <strong>kırmızı renkli görme eksikliklerinde</strong> de <strong>terapötik</strong> çözümler üretmek için kullanılabilir.”</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Mevcut kızılötesi teknolojisi,</strong> ortamdaki gün ışığı ile sınırlı olan ve dış güç kaynaklarına ihtiyaç duyan <strong>dedektörlere ve kameralara</strong> dayanır. Araştırmacılar, <strong>biyo-entegre nanoparçacıkların</strong> sivil şifreleme, güvenlik ve askeri operasyonlardaki <strong>potansiyel kızılötesi uygulamalar</strong> için daha fazla arzu edildiğine inanıyor. <strong>Han,</strong> “Gelecekte, <strong>FDA onaylı bileşiklerden yapılmış,</strong> daha parlak kızılötesi görüşle sonuçlanan <strong>yeni organik bazlı nanoparçacık versiyonuyla</strong> teknolojiyi geliştirmek için yer olabileceğini düşünüyoruz” diyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Araştırmacılar ayrıca, <strong>nanoparçacıkların</strong> emisyon <strong>spektrumunu</strong> insan gözlerine uyacak şekilde ayarlamak için <strong>daha fazla çalışmanın yapılabileceğini</strong> düşünüyorlar; bu, farelerin gözlerine kıyasla merkezi görüş için çubuklardan daha fazla koni kullanıyor. <strong>Xue,</strong> “Bu heyecan verici bir konudur, çünkü burada <strong>mümkün kıldığımız teknoloji, </strong>insanların <strong>doğal yeteneklerimizin ötesinde</strong> görmelerini sağlayabilir” dedi.</p>
<p>Kaynak (Çeviri): <a href="https://www.eurekalert.org/pub_releases/2019-02/cp-nmi022019.php" target="_blank" rel="noopener">https://www.eurekalert.org/</a></p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/nanoteknoloji-farelerin-kizilotesi-olarak-gormesini-mumkun-kilabilir/">Nanoteknoloji, Farelerin Kızılötesi Olarak Görmesini Mümkün Kılabilir</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/nanoteknoloji-farelerin-kizilotesi-olarak-gormesini-mumkun-kilabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Biyoloji Nedir? Biyoloji İlkeleri Nelerdir?</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/biyoloji-nedir-biyoloji-ilkeleri-nelerdir/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/biyoloji-nedir-biyoloji-ilkeleri-nelerdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Jan 2019 21:03:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[biyolog]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji ilkeleri]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji ilkeleri nelerdir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tech-worm.com/?p=20039</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biyoloji veya canlı bilimi, canlıları inceleyen bilim dalıdır. Biyoloji ile ilgilenen bilim insanına biyologdenir. Biyologlar, tüm canlıları; tüm gezegeni kaplayan küresel boyuttan, hücre ve molekülleri kapsayan mikroskobik boyuta kadar onları etkileyen önemli dinamik olaylarla birlikte inceleyen, biyoloji bilimiyle uğraşan kişilerdir. Birçok süreci bünyesinde barındıran hayati süreçlerden bazıları; enerji ve maddenin işlenmesi, vücudu oluşturan maddelerin sentezlenmesi, yaraların iyileşmesi ve tüm organizmanın çoğalmasıdır. Biyoloji, bilgiye ulaşmak için bilimsel metodu kullanır. Bilimsel teoriler, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/biyoloji-nedir-biyoloji-ilkeleri-nelerdir/">Biyoloji Nedir? Biyoloji İlkeleri Nelerdir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Biyoloji veya canlı bilimi, </strong>canlıları inceleyen bilim dalıdır. <strong>Biyoloji</strong> ile ilgilenen bilim insanına <strong>biyolog</strong>denir. <strong>Biyologlar,</strong> tüm canlıları; tüm gezegeni kaplayan <strong>küresel boyuttan, hücre ve molekülleri kapsayan mikroskobik boyuta kadar</strong> onları etkileyen önemli <strong>dinamik olaylarla</strong> birlikte inceleyen, biyoloji bilimiyle uğraşan kişilerdir. Birçok süreci bünyesinde barındıran<strong> hayati süreçlerden bazıları; </strong>enerji ve maddenin işlenmesi, vücudu oluşturan maddelerin sentezlenmesi, yaraların iyileşmesi ve tüm organizmanın çoğalmasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Biyoloji,</strong> bilgiye ulaşmak için <strong>bilimsel metodu</strong> kullanır. Bilimsel teoriler, bilimsel gözlemlere dayanır ve bu teoriler, yeni araştırmalarla bazen geliştirilirler<strong>. Bilimsel teoriler aynı zamanda, daha gözlenmemiş bir fenomenin tahmin edilebilmesi için de kullanılabilirler.</strong> Biyolojik sistemler, bazen sistematik olarak modellenirler; ancak yine de – diğer bilim dallarında da olduğu gibi – teoriler sadece matematik kullanarak açıklanmazlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Biyolojik bilimler, birkaç temel ilkenin altında toplanılabilirler;</strong> evrensellik, evrim, çeşitlilik, devamlılık, genetik, homeostasis ve etkileşimler.</p>
<h2 style="text-align: justify;">Biyoloji İlkeleri Nelerdir?</h2>
<p style="text-align: justify;"><strong>1- Evrensellik:</strong> Organizmalar; görüntüde, doğal ortamında ve davranışlarında fazlaca farklılık göstermelerine rağmen, aslında <strong>tüm canlılar bazı evrensel temelleri</strong> paylaşırlar. Bütün canlı yaşamının karbon bazlı bir biyokimyası vardır: <strong>Karbon,</strong> tüm canlıları oluşturan temel yapı taşıdır. Aynı şekilde, su da, temel çözendir. <strong>Dünya’daki tüm organizmalar, genetik bilgiyi depolamak için DNA ve RNA-bazlı mekanizmalar kullanırlar.</strong> Bir diğer evrensel ilke ise, virüslerin dışındaki tüm canlıların hücrelerden oluştuğudur. Aynı şekilde, tüm organizmalar, benzer büyüme süreçleri geçirirler. Tüm bu sayılanlar, Dünya’daki tüm organizmalar için geçerli olsa da, teoride alternatif bir yaşam türü de varolabileceğinden, bilim insanları, <strong>alternatif bir biyokimyayı</strong> araştırmaktadırlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2- Evrim:</strong> Biyolojideki temel düzenleyici içerik, tüm canlıların aynı kökten gelip, değişik süreçler <strong>sonrasında değişip geliştiğini savunan</strong> evrimdir. Burada, yukarda da anlatılan, canlılar arasındaki etkileyici benzerliklere yol açar. <strong>Charles Darwin,</strong> evrimin sürmesine sebebiyet veren doğal seleksiyonu açıklayarak, evrimi, geçerli bir teori olarak kılmıştır (Alfred Russel Wallace’ın bu içeriğin keşfedilmesinde büyük rol oynadığı da belirtilmelidir). <strong>Modern sentez teorisinde, genetik çeşitlilik de bu mekanizmada önemli rol oynar. </strong>Bir türün, ürediği tür hakkındaki bilgileri, onların özelliklerini ve türün son halinin diğer türlerle ilişkisini inceleyen bilim dalına <strong>filogeni</strong> denir. Biyolojiye birbirinden farklı birçok yaklaşım türü, filogeniyi ilerletir: Moleküler biyoloji, DNA zincirlerinin karşılaştırılmalarını yaparken fosillerin karşılaştırmalarını da paleontoloji yapar. Bilim insanları, evrim ilişkilerini, birkaç metotla inceleyip düzenlerler. <strong>Bu metotlar; filogenetik, fenetik ve kladistik olarak üç dalda toplanılabilir.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Evrim teorisi,</strong> Darwin ve Wallace tarafından açıklanmasından beri, bu fikir, sonuçlara ya da açıklamalara karşı olanlar tarafından sürekli kötülenmiştir. <strong>Genellikle, bu açıklamaların karşısında dini açıklamalar kullanılmıştır. </strong>Ancak, profesyonel biyologların neredeyse hepsi -tartışılabilir bir şekilde-, evrim teorisinin kullanılabilir ve geçerli bir teori olduğunu kabul etmişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3- Çeşitlilik:</strong> Sistematik ve taksonominin ilgi alanı olan sınıflandırma, <strong>birbirinden farklı yöntemler</strong>izler. <strong>Taksonomi,</strong> organizmaları, <strong>taxa</strong> adı verilen gruplarda sınıflandırırken, <strong>sistematik</strong>, organizmaların <strong>birbirleriyle ilişkilerini</strong> inceler. Bu bilim dalları, <strong>kladistik ve genetik dallarında da</strong>geliştirmişlerdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Geleneksel olarak, canlılar beş büyük aleme bölünürler:</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Monera — Protista — Fungi — Plantae — Animalia</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Ancak, çoğu bilim insanı, bu sistemi demode bulmakta ve de modern alternatifler getirmektedirler. <strong>Modern sistemler, üç-âlemli bir sistem kullanırlar:</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Archaea — Bacteria — Eukaryota</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Bu âlemler, <strong>hücrelerin çekirdeklerinin olup olmamasına ve hücrelerin iç yapılarının farklılıklarına göre</strong> bölünmüştür.</p>
<p style="text-align: justify;">Aynı zamanda, <strong>metabolik anlamda, daha az canlı olan bazı hücreiçi parazitler de</strong> biyolojide ayrı bir alem olarak incelenirler:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Virüsler — Viroidler — Prionlar.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Daha da ileri gidildiğinde, bütün âlemler, <strong>tüm türler ayrı ayrı sınıflandırılıncaya kadar</strong> bölünürler. Bu sıralama, şu sırayla gider: <strong>Alem, Filum, Sınıf, Takım, Cins, Tür ve Alt türdür.</strong> Bir organizmanın bilimsel adı, onun cinsi ve türüne göre belirlenir. <strong>Mesela, insanlar <em>Homo sapiens</em> olarak adlandırılırlar. </strong>Homo cinsi, sapiens ise türüdür. Bilimsel tür isimlerini yazarken, organizmanın cinsinin ilk harfini büyük yazıp türünü küçük harflerle yazmak gerekir. <strong>Ayrıca tüm adın da yana yatık yazılması bir kuraldır.</strong>Sınıflandırma için kullanılan terim, taksonomidir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4- Devamlılık:</strong> 19. yüzyıla kadar, yaşamsal formların bazı şartlarda <strong>aniden ortaya çıkabileceği</strong>düşünülüyordu. <strong>William Harvey,</strong> bu yanlış kavramı, <strong>“tüm yaşam bir yumurtadan gelir”</strong> (Latince’de Omne vivum ex ovo) sözüyle düzeltmiş ve modern biyolojinin temellerini atmıştır. <strong>Kısaca anlatmak gerekirse, bu söz, hayatın bir kaynaktan kırılmayan bir devamlılıkla geldiğini söyler. </strong>Aynı ataya sahip birkaç organizma benzer özellikler gösterirler. <strong>Dünya’daki tüm organizmalar, ortak bir atadan ya da ortak bir gen havuzundan gelirler. </strong>Tüm dünyanın en son ortak atasının 3.5 milyar yıl önce ortaya çıktığı düşünülmektedir. Biyologlar, genetik kodun evrenselliğini; <strong>Bacteria, archaea ve eukaryotun hepsinin</strong> aynı atadan geldiğinin önemli bir kanıtı olarak düşünmektedirler.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>5- Homeostazi (Homeostasis): </strong>İnsan kan hücreleri, insan <strong>“homeostasis”</strong>ini sağlamaya yardımcı olurlar.<strong> Homeostazi (denge),</strong> açık bir sistemin, bağlantılı kontrol mekanizmaları tarafından kontrol edilen dinamik eşitlikler aracılığıyla, kendi iç ortamının <strong>sabit bir hal</strong> sağlayabilmesidir. <strong>Tek hücreli ya da çok hücreli tüm organizmalar, homeostasis gösterir: </strong>Hücresel düzeyde pH değerinin ayarlanması, organizma düzeyinde vücut sıcaklığının sabit tutulması ve ekosistem düzeyinde bitkilerin karbondioksit fazlalığında daha hızlı büyümesi buna örnek olarak gösterilebilir. <strong>Doku ve organlar da homeostasis sergilerler.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>6- Etkileşimler:</strong> Her şey diğer organizmalar ve çevreyle etkileşim içerisindedir. Biyolojik sistemleri incelemenin bir zor kısmı da, incelenen organizmanın diğer faktörlerle <strong>çok sayıda etkileşim içerisinde</strong>olmasıdır.<strong> Mikroskobik bir bakterinin lokal şeker eğimine tepkide bulunması, aslında, bir aslanın Afrika savanasında yemek aramasından farklı değildir. </strong>Herhangi bir tür için, davranışlar; agresif, yardımcı, parazitsel ya da simbiyotik olabilir. İşler, herhangi bir ekosistemde, birden fazla tür etkileşime girdiğinde karışır. <strong>Bu türdeki çalışmalar, ekolojinin çalışma alanındadır.</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/biyoloji-nedir-biyoloji-ilkeleri-nelerdir/">Biyoloji Nedir? Biyoloji İlkeleri Nelerdir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/biyoloji-nedir-biyoloji-ilkeleri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genetik Biliminin İlginç Serüveni</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/genetik-biliminin-ilginc-seruveni/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/genetik-biliminin-ilginc-seruveni/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merve Cicioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Aug 2018 09:49:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[genetik]]></category>
		<category><![CDATA[genetik bilimi]]></category>
		<category><![CDATA[genetik bilimi gelişimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tech-worm.com/?p=17096</guid>

					<description><![CDATA[<p>19. Yüzyılın ortalarında bir papaz kendi minik bahçesinde bazı deneyler yapıyordu. Bezelyelerle yaptığı bu deneylerle esas kanıtlamaya çalıştığı şey bu bezelyelerin nesilden nesile özelliklerini nasıl aktardıklarını açıklamak için belli başlı kurallar dizisiydi. Hepinizin bildiği üzere bu adamın adı Gergor Mendel’di ve hayatı boyunca bu konuda verdiği bir dizi mücadele sonunda 1990 yılında Mendel yasalarının yeniden [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/genetik-biliminin-ilginc-seruveni/">Genetik Biliminin İlginç Serüveni</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">19. Yüzyılın ortalarında<strong> bir papaz</strong> kendi minik bahçesinde bazı deneyler yapıyordu. Bezelyelerle yaptığı bu deneylerle esas kanıtlamaya çalıştığı şey bu<strong> bezelyelerin nesilden nesile özelliklerini nasıl aktardıklarını açıklamak için</strong> belli başlı kurallar dizisiydi. Hepinizin bildiği üzere bu adamın adı <strong>Gergor Mendel</strong>’di ve hayatı boyunca bu konuda verdiği bir dizi mücadele sonunda 1990 yılında <strong>Mendel yasalarının</strong> yeniden keşfiyle genlerin nasıl çalıştığına dair çalışmaları yapacak ve inceleyecek olan genetik bilimini gündeme getirmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bezelyelerle</strong> başlayan yolculuk o kadar ilerledi ki günümüzde yaptığımız çalışmaları <strong>Mendel</strong> duysaydı belki de küçük dilini yutabilirdi.</p>
<p style="text-align: justify;">1903 yılında<strong> W. Sutton</strong> genlerin üzerinde kromozom denilen bölgeler olabileceği fikrini öne sürdüğünde insanlar şaşırdı. <strong>Peki genlerimizi daha da ayrıntılı inceleyebilecek miydik?</strong> Ya da madem kalıtsal özellikler nesilden nesile genlerimizle aktarılıyorsa biz genlerimizin haritasını çıkarabilir miydik? <strong>Elbette ilerleyen yıllarda bu soruların hepsinin cevabı kocaman bir EVET oldu.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1902</strong> yılına gelindiğinde <strong>Morgan</strong> ve arkadaşları<strong><em> Drosophila melanogaster</em></strong> diye tanımladıkları halk arasında popüler  meyve sineğinin gen haritasını çıkardılar.Uzun yıllar bu alanda hep bir eksiklik vardı çalışmalar yapılıyordu ama net bir şekilde anlaşılamıyordu.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1944</strong> yılına gelindiğinde<strong> DNA artık genetik bir materyal olarak</strong> herkes tarafından kabl gördüğünde kafalardaki sorulara biraz daha cevap bulundu. Hatta bu tarihe Genetiğin <strong>aydınlanma çağı</strong> diyebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1966</strong> yılına kadar DNA yapısı da çözüldü. Artık &#8220;<strong>Transkripsiyon&#8221; </strong>ve &#8220;<strong>Translasyon&#8221;</strong> süreçleri biliniyordu.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1970-1973 yılları arasında ise adeta bir devrim yaşandı.</strong> Yıllardır bir çok bilgi bilinmesine ramen deneylerin çok uzun zaman alması zor olması nedeniyle bir çare arayan bilim insanları <strong>rekombinant DNA teknolojisini</strong> keşfettiler.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ve çağ atladık.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Minik adımlarla ilerleyen bilim genetik mühendisliğinin keşfiyle artık jet hızında ilerledi. Bir çağ kapandı. 2000 yılında<strong> insan genom projesi</strong> bile tamamlanmıştı. Bununla beraber artık <strong>DNA dizileme işlemi</strong> yapılabiliyordu. Böylece bu genlerle hastalıkların ilişkileri saptanmaya çalışıldı. <strong>Bir çok teknik geliştirildi.</strong> İşte bu tekniklerin tamamı şuan hayatımızda büyük bir öneme sahip olan <strong>biyoteknoloji</strong> kavramını doğurdu, yıllar bu kavramı adeta bir bebek misali büyüttü. <strong>Biyoteknoloji</strong> terimi günümüzde bilim için olan her şeyi kapsıyor, kapsayacak.</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/genetik-biliminin-ilginc-seruveni/">Genetik Biliminin İlginç Serüveni</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/genetik-biliminin-ilginc-seruveni/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çekirdek (Nucleus) Nedir? Yapısı, Özellikleri ve Görevleri Nelerdir?</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/cekirdek-nucleus-nedir-yapisi-ozellikleri-ve-gorevleri-nelerdir/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/cekirdek-nucleus-nedir-yapisi-ozellikleri-ve-gorevleri-nelerdir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Jul 2018 17:18:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[çekirdek]]></category>
		<category><![CDATA[çekirdek nedir]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[hücre çekirdeği]]></category>
		<category><![CDATA[hücre çekirdeği görevleri]]></category>
		<category><![CDATA[hücre çekirdeği yapısı]]></category>
		<category><![CDATA[nucleus]]></category>
		<category><![CDATA[organel]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tech-worm.com/?p=16608</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hücre çekirdeği ya da nükleus, ökaryot hücrelerin çoğunda bulunan zarla kaplı bir organeldir. Hücrenin genetik bilgilerinin çoğu, hücre çekirdeğinin içinde katlı uzun doğrusal DNA molekülleri ile histon gibi birçok proteinin bir araya gelerek oluşturduğu kromozomlarda bulunur. Bu kromozomların içindeki genler hücrenin çekirdek genomunu oluşturur. Hücre çekirdeğinin işlevi bu genlerin bütünlüğünü devam ettirmek ve gen ekspresyonunu düzenleyerek hücre işlevlerini kontrol altında tutmaktır. Çekirdeği çıkarılan her hücre bir süre sonra ölür. Çekirdeğin ana yapı elemanları, organelin tamamını kaplayan çift [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/cekirdek-nucleus-nedir-yapisi-ozellikleri-ve-gorevleri-nelerdir/">Çekirdek (Nucleus) Nedir? Yapısı, Özellikleri ve Görevleri Nelerdir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Hücre çekirdeği</b> ya da <b>nükleus</b>, ökaryot hücrelerin çoğunda bulunan zarla kaplı bir organeldir. <strong>Hücrenin genetik bilgilerinin çoğu, hücre çekirdeğinin içinde katlı uzun doğrusal DNA molekülleri ile histon gibi birçok proteinin bir araya gelerek oluşturduğu kromozomlarda bulunur.</strong> Bu kromozomların içindeki <strong>genler</strong> hücrenin <strong>çekirdek genomunu</strong> oluşturur. Hücre çekirdeğinin işlevi bu genlerin bütünlüğünü devam ettirmek ve <strong>gen ekspresyonunu</strong> düzenleyerek hücre işlevlerini kontrol altında tutmaktır. Ç<strong>ekirdeği çıkarılan her hücre bir süre sonra ölür.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Çekirdeğin ana yapı elemanları, organelin tamamını kaplayan çift katmanlı bir zar olan ve içindekileri hücre <strong>sitoplazmasından </strong>ayrı tutan<strong> çekirdek kılıfı</strong> ile hücrenin tamamına destek sağlayan <strong>hücre iskeletine</strong> benzer ve çekirdeğe mekanik destek sağlayan ağ yapısındaki <strong>hücre lâminasıdır.</strong> Birçok molekülün çekirdek kılıfından geçememesi nedeniyle, moleküllerin hareketini sağlamak için çekirdek gözenekleri gerekir. Bu gözenekler çekirdek kılıfının her iki katmanını da geçer ve küçük moleküller ile iyonların serbest dolaşmasını sağlayan bir kanal oluştururlar. Proteinler gibi daha büyük moleküllerin hareketi daha kontrollüdür ve taşıyıcı proteinler tarafından kolaylaştırılan etkin bir taşıma işlemi gerektirir. Gözenekler sayesinde olan hareket hem gen ekspresyonu hem de kromozom sürekliliği için gerekli olduğundan çekirdek taşınımıhücre işlevi için çok büyük önem taşır.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-16610" src="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/hucre-cekirdegi.jpg" alt="" width="783" height="522" srcset="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/hucre-cekirdegi.jpg 1500w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/hucre-cekirdegi-300x200.jpg 300w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/hucre-cekirdegi-768x512.jpg 768w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/hucre-cekirdegi-1024x683.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 783px) 100vw, 783px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Her ne kadar hücre çekirdeği içinde zarla kaplı cisimler bulunmasa da içindekiler aynı yapıda değildir ve özgün proteinler, <strong>RNA </strong>molekülleri ve <strong>DNA </strong>kümeleri gibi daha küçük cisimler bulunur. Bu cisimlerin içinde en çok bilineni <strong>ribozomların </strong>birleşmesinde görev alan <strong>çekirdekçiktir</strong>. Ribozomlar, çekirdekte üretildikten sonra sitoplazmaya taşınır ve orada <strong>mRNA</strong>’yı dönüştürürler.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hücre çekirdeği bulunan ilk organeldir</strong> ve 1802’de <strong>Franz Bauer</strong> tarafından tanımlanmıştır. Daha sonra 1831 yılında <strong>İskoçyalı</strong> botanikçi <strong>Robert Brown</strong> tarafından <strong>Linnean Society of London</strong>’da yapılan bir konuşmada daha ayrıntılı olarak tanımlanmıştır. Mikroskopla <strong>orkideleri </strong>inceleyen <strong>Brown</strong> çiçeğin dış katmanlarındaki hücrelerde gözlemlediği donuk alana <i>areola</i> ya da <i>nükleus</i> (çekirdek) adını vermiştir. Ancak olası bir işlev önermemiştir. 1838 yılında <strong>Matthias Schleiden</strong> hücre çekirdeğinin hücrelerin oluşmasında rol aldığını önererek <i>hücre kurucu</i> anlamına gelen <i>sitoblast</i> adını kullanmaya başladı. <i>Sitoblastların</i>etrafında yeni hücrelerin biriktiğini gözlemlediğine inandı. Hücrelerin bölünerek çoğaldığını göstermiş olan ve pek çok hücre tipinde çekirdek olmadığına inanan <strong>Franz Meyen </strong>bu görüşe şiddetle karşı çıkıyordu. Hücrelerin <i>sitoblast</i> ya da başka yolla baştan oluşması düşüncesi, hücrelerin yalnızca hücreler meydana geldiği paradigmasını (<i>Omnis cellula e cellula</i>) yayan <strong>Robert Remak</strong> (1852) ve<strong> Rudolf Virchow</strong>’un (1855) çalışmaları ile tezat oluşturuyordu. Hücre çekirdeğinin işlevi belirsiz olarak kaldı.</p>
<p style="text-align: justify;">1876 ve 1878 yılları arasında <strong>Oscar Hertwig, deniz kestanesi </strong>yumurtalarının <strong>döllenmesi </strong>üzerine yayımladığı çeşitli çalışmalarında <strong>sperm </strong>çekirdeğinin <strong>oosit </strong>içine girerek çekirdeğiyle kaynaştığını gösterdi. Bireyin tek çekirdekli bir hücreden gelişebileceği bu çalışmalar ile ilk defa olarak önerilmiştir. Bu teori Ernst Haeckelin, bir türün tüm <strong>soyoluşunun </strong>(<strong><i>phylogeny</i></strong>) embriyo gelişmesi sırasında tekrarlandığını, ve bu süreçte ilk çekirdekli hücrenin de <i>Monerula</i> adı verilen yapısız öncül mukus kütlesinden (<strong><i>Urschleim</i></strong>) yeniden oluştuğu teorisi ile çelişiyordu. Bu nedenle döllenme için sperm çekirdeğinin gerekliliği uzun bir süre tartışılmıştır. Ancak Hertwig gözlemlerini <strong>amfibyumlar </strong>ve <strong>yumuşakçalar </strong>gibi diğer hayvan grupları üzerinde de doğruladı. <strong>Eduard Strasburger</strong> de aynı sonuçlara bitkiler için ulaştı (1884). Bu çalışmalar hücre çekirdeğine kalıtımda önemli bir görev verilmesi fikrine yol açmıştır. 1873 yılında <strong>August Weismann</strong> kalıtımda ana ve baba eşey hücrelerinin eşdeğerde olduklarını koyutunu ileri sürdü. Hücre çekirdeğinin genetik bilgiyi taşıma işlevi ancak daha sonraları, <strong>mitoz </strong>bölünmenin keşfinden ve <strong>Mendel</strong> yasasının 20. yüzyılın başlarında tekrar bulunarak kalıtımda kromozom teorisinin oluşturulmasından sonra açığa kavuşmuştur.</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/cekirdek-nucleus-nedir-yapisi-ozellikleri-ve-gorevleri-nelerdir/">Çekirdek (Nucleus) Nedir? Yapısı, Özellikleri ve Görevleri Nelerdir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/cekirdek-nucleus-nedir-yapisi-ozellikleri-ve-gorevleri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hücre Teorisi Nedir?</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/hucre-teorisi-nedir/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/hucre-teorisi-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 22 Jul 2018 15:52:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[hücre]]></category>
		<category><![CDATA[hücre teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[hücre teorisi kim tarafından ortaya çıkarıldı]]></category>
		<category><![CDATA[hücre teorisi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[rudolf virchow]]></category>
		<category><![CDATA[rudolf virchow hücre teorisi]]></category>
		<category><![CDATA[rudolf virchow kimdir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tech-worm.com/?p=16581</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hücre teorisi, 1858 yılında Alman Patalog Rudolf Virchow&#8216;un, bitkiler ve hayvanların yani tüm canlıların hücre ya da hücrelerden meydana geldiğini yine bu hücrelerin sahip olduğu genetik bilgilerinde, oluşan diğer hücrelere aktarıldığını savunarak ortaya çıkardığı kuramdır. Bu kurama göre; Hücre 3 kısımdan meydana gelmektedir. Tüm canlı organizmalar hücrelerden oluşur. (En küçük bakterilerden en büyük insan ve hayvanlara kadar) Amoeba gibi çok küçük bakteriler tek bir hücreden oluşur. Bunlara [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/hucre-teorisi-nedir/">Hücre Teorisi Nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><b>Hücre teorisi</b>, 1858 yılında <strong>Alman Patalog Rudolf Virchow</strong>&#8216;un, bitkiler ve hayvanların yani tüm canlıların hücre ya da hücrelerden meydana geldiğini yine bu hücrelerin sahip olduğu genetik bilgilerinde, oluşan diğer hücrelere aktarıldığını savunarak ortaya çıkardığı kuramdır. <strong>Bu kurama göre;</strong></p>
<ul style="text-align: justify;">
<li style="text-align: left;">Hücre <strong>3 kısımdan</strong> meydana gelmektedir.</li>
<li style="text-align: left;">Tüm canlı organizmalar <strong>hücrelerden</strong> oluşur. (En küçük bakterilerden en büyük insan ve hayvanlara kadar)</li>
<li style="text-align: left;"><strong>Amoeba</strong> gibi çok küçük bakteriler tek bir hücreden oluşur. Bunlara<strong> unicellular organizma</strong> ya da <strong>mikroorganizma</strong> denir.</li>
<li style="text-align: left;">Hücre yaşayan organizmaların yapısal ve fonksiyonel temel birimidir. <strong>Bilinen tüm yaşayan canlılar bir yada birden çok hücreden oluşur.</strong></li>
<li style="text-align: left;">Tüm hücreler var olan <strong>bir hücrenin bölünmesiyle</strong> meydana gelir.</li>
<li style="text-align: left;">Tüm <strong>metabolik ve biyokimyasal enerji akışları hücrelerin içinde</strong> gerçekleşir.</li>
<li style="text-align: left;">Hücreler sahip oldukları<strong> kalıtsal bilgiyi</strong> (Nükleikasitler yada DNA) <strong>hücre bölünmesi aracılığı ile bir hücreden diğer hücreye</strong> aktarırlar.</li>
<li style="text-align: left;">Benzer türlere <strong>ait olan organizmalardaki tüm hücreler temel olarak aynı kimyasal yapıya</strong> sahiptir.</li>
</ul>
<div id="attachment_16583" style="width: 302px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" aria-describedby="caption-attachment-16583" class="size-full wp-image-16583" src="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/Rudolf-Virchow-292x400.jpg" alt="" width="292" height="400" srcset="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/Rudolf-Virchow-292x400.jpg 292w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/Rudolf-Virchow-292x400-219x300.jpg 219w" sizes="auto, (max-width: 292px) 100vw, 292px" /><p id="caption-attachment-16583" class="wp-caption-text">Alman Patalog Rudolf Virchow</p></div>
<div class="mceTemp"></div>
<p style="text-align: justify;">19. yüzyılda Alman bilim insanları<strong> Theodar Schwann ve Matthias Schleiden</strong>’in ayrı ayrı çalışmaları<strong> hücre teorisini</strong> doğurmuştur. <strong>Schleiden</strong>, 1838&#8217;de yayınladığı incelemesinde, hücrelerin nasıl oluştuğunu açıklamaya çalışmış ve <strong>hücrenin gelişmesinde çekirdeğin temel rol oynadığına ilişkin bir hipotez ileri sürmüştür.</strong> Her hücrenin ikili bir yaşam sürdüğünü, bunlardan birinin yalnızca kendi gelişmesiyle ilgili ve bağımsız bir hayat olduğunu, diğer yaşamının ise bitki dokusunun bir parçası gibi görev yaptığını söylemiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Yani yaprağa, gövdeye ya da köke ait olabilen herhangi bir bitki hücresi, küçük ve bağımsız bir organizma gibi iş görür. Her hücre aynı zamanda ait olduğu daha büyük organizmanın yaşamına yardımcı olur.</p>
<p><strong>Schleiden</strong> bitki hücrelerinde çalışırken, <strong>Schwann</strong> hayvan hücreleri ile çalışmıştır. Schwann, kurbağa hücreleri üzerine yaptığı gözlemlerden bazılarının, Schleiden’in bitki hücresi fikrine kolayca uygulanabileceğini görmüştür. <strong>Schwann</strong>, kuş yumurtasınada kas teline kadar çeşitli hayvan dokularını inceleyerek hipotezi denemiş ve gözlemleri <strong>kendisini aşağıdaki genelleştirmeye götürmüştür.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><em>“…tüm dokuların birimleri hücrelerden oluşur. Organizmaların, farklı da olsa, bu birimlerinin gelişmesi için genel bir prensibi vardır. Bu da hücrelerin oluşumu prensibidir.”</em></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Schleiden ve Schwann ne hücreyi bulmuşlar, ne de adlandırmışlardır.</strong> Ancak, temel fikri alarak, canlıların hücrelerden oluştuğunu, hücrelerin bağımsız hareket etmelerine karşın, birlikte çalıştıklarını ileri sürmüşlerdir. Bir hücreli organizmalardan meşe ağaçlarına ve insana kadar tüm canlıların hücrelerden oluştuğunu söyleyen bu temel varsayım, hücre teorisidir.</p>
<p style="text-align: justify;">Alman fizikçi ve biyoloğu olan<strong> Rudolf Virchow</strong> 1885&#8217;de hücrelerin daima hücre bölünmesi ile çoğaldıkları fikrini genelleştirmiştir. Virchow’un bildirisi Lâtince <strong>“omnis cellula a cellula”</strong> olarak söylenir ve her hücrenin başka bir hücreden geldiği anlamındadır. Bu genelleştirme <strong>Abiyogenez</strong> tartışmalarını da sonlandırmıştır. Bu bildiri aynı zamanda birkaç yıl sonra Darwin tarafından ortaya atılan evrim fikri için de bir temel oluşturmuş olup, hücre teorisinin ikinci temel varsayımıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">1879&#8217;a kadar yeni mercekler geliştirilmiştir. Alman biyolog<strong> Walther Flemming</strong> geliştirilmiş mercekler takılı mikroskopla, hücre bölünmesinde, çekirdekte meydana gelen olayları izleyebilmiştir. Olaya, iplik şeklindeki kromozomlar nedeniyle <strong>mitoz</strong> adını vermiştir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hücre teorisinin tarihi,</strong> fikirlerle bilimsel gözlemler arasındaki ilgiyi gösteren iyi bir örnektir. İnsan gözlemlerinin çok ilerisinde olan şeyleri açıklamaya çalıştığında yanlışlıklar yapmıştır. <strong>Yine de, yanlış fikirlerin olması, hiç fikir olmamasından iyidir.</strong> Çünkü, bu yanlış fikirler başkalarını da aynı problemler üzerinde düşünmeye, daha birçok deneyler yapılmasına yöneltir. <strong>Hücre teorisi ve evrim teorisi, biyolojinin iki temel genelleştirmesidir. Üçüncü temel teori gen teorisidir.</strong> Bu üç teori, her biri bir diğerini destekleyerek, birbirleriyle ilgili fikirlerden oluşmuş geniş bir yapı oluştururlar.</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/hucre-teorisi-nedir/">Hücre Teorisi Nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/hucre-teorisi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
