<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>dna nedir arşivleri &#187; TechWorm</title>
	<atom:link href="https://www.tech-worm.com/tag/dna-nedir/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Bilim ve Teknolojiye Dair Ne Varsa!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 25 Nov 2018 20:56:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2023/04/cropped-redico-32x32.png</url>
	<title>dna nedir arşivleri &#187; TechWorm</title>
	<link></link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>DNA Nedir? DNA&#8217;nın Yapısı ve Özellikleri Nelerdir?</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/dna-nedir-dnanin-yapisi-ve-ozellikleri-nelerdir/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/dna-nedir-dnanin-yapisi-ve-ozellikleri-nelerdir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Nov 2018 20:56:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[deoksiribo nükleik asit]]></category>
		<category><![CDATA[dna]]></category>
		<category><![CDATA[dna açılımı]]></category>
		<category><![CDATA[dna hakkında bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[dna nedir]]></category>
		<category><![CDATA[dna özellikleri]]></category>
		<category><![CDATA[dna yapısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tech-worm.com/?p=18863</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deoksiribo Nükleik Asit veya kısaca DNA, tüm organizmalar ve bazı virüslerin canlılık işlevleri ve biyolojik gelişmeleri için gerekli olan genetik talimatları taşıyan bir nükleik asittir. DNA&#8217;nın başlıca rolü bilginin uzun süreli saklanmasıdır. Protein ve RNA gibi hücrenin diğer bileşenlerinin inşası için gerekli olan bilgileri içermesinden dolayı DNA; bir kalıp, şablon veya reçeteye benzetilir. Bu genetik [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/dna-nedir-dnanin-yapisi-ve-ozellikleri-nelerdir/">DNA Nedir? DNA&#8217;nın Yapısı ve Özellikleri Nelerdir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Deoksiribo Nükleik Asit</strong> veya kısaca <strong>DNA,</strong> tüm organizmalar ve bazı virüslerin canlılık işlevleri ve biyolojik gelişmeleri için gerekli olan <strong>genetik talimatları taşıyan</strong> bir nükleik asittir. <strong>DNA&#8217;nın başlıca rolü bilginin uzun süreli saklanmasıdır.</strong> Protein ve RNA gibi hücrenin diğer bileşenlerinin inşası için gerekli olan bilgileri içermesinden dolayı <strong>DNA; bir kalıp, şablon veya reçeteye</strong> benzetilir. <strong>Bu genetik bilgileri içeren DNA parçaları “gen” olarak adlandırılır.</strong> Ama başka <strong>DNA </strong>dizilerinin<strong> yapısal işlevleri</strong> vardır (kromozomların şeklini belirlemek gibi), diğerleri ise <strong>bu genetik bilginin ne şekilde</strong> (hangi hücrelerde, hangi şartlarda) kullanılacağının düzenlenmesine yararlar.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-18865" src="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/11/dna.jpg" alt="" width="702" height="434" srcset="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/11/dna.jpg 1000w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/11/dna-300x185.jpg 300w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/11/dna-768x475.jpg 768w" sizes="(max-width: 702px) 100vw, 702px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Kimyasal olarak <strong>DNA,</strong> <strong>nükleotit</strong> olarak adlandırılan basit birimlerden oluşan <strong>iki uzun polimerden</strong> oluşur. Bu polimerlerin omurgaları, ester bağları ile birbirine bağlanmış şeker ve fosfat gruplarından meydana gelir. <strong>Bu iki iplik birbirlerine ters yönde uzanırlar.</strong> Her bir şeker grubuna baz olarak adlandırılan dört tip molekülden biri bağlıdır. <strong>DNA&#8217;nın omurgası boyunca bu bazların oluşturduğu dizi, genetik bilgiyi kodlar. </strong>Protein sentezi sırasında bu bilgi, genetik kod aracılığıyla okununca proteinlerin amino asit dizisini belirler. <strong>Bu süreç sırasında DNA&#8217;daki bilgi, DNA&#8217;ya benzer yapıya sahip başka bir nükleik asit olan RNA&#8217;ya kopyalanır. </strong>Bu işleme <strong>transkripsiyon</strong> denir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hücrelerde DNA,</strong> <strong>kromozom</strong> olarak adlandırılan yapıların içinde yer alır. <strong>Hücre bölünmesinden evvel kromozomlar eşlenir, bu sırada DNA ikileşmesi gerçekleşir. </strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Ökaryot Canlılar”</strong> (yani hayvan, bitki, mantar ve protistalar) <strong>DNA&#8217;larını hücre çekirdeği içinde</strong> bulundururken, “<strong>Prokaryot Canlılarda”</strong> (yani bakteri ve arkelerde) <strong>DNA,</strong> <strong>hücre sitoplazmasında</strong> yer alır. Kromozomlarda bulunan <strong>kromatin proteinleri</strong> (histonlar gibi) DNA&#8217;yı sıkıştırıp organize ederler. Bu sıkışık yapılar DNA ile diğer proteinler arasındaki etkileşimleri düzenleyerek <strong>DNA&#8217;nın hangi kısımlarının okunacağını </strong>kontrol eder.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-18854" src="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/11/kromozom.jpg" alt="" width="1000" height="948" srcset="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/11/kromozom.jpg 1000w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/11/kromozom-300x284.jpg 300w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/11/kromozom-768x728.jpg 768w" sizes="(max-width: 1000px) 100vw, 1000px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Nükleotit</strong> olarak adlandırılan birimlerden oluşan bir polimerdir. DNA zinciri <strong>22 ila 26 Angström</strong> arası (2,2-2,6 nm) genişliktedir, bir nükleotit birim <strong>3,3 Angström</strong> (0.33 nm) uzunluğundadır. Her bir birim çok küçük olmasına rağmen, <strong>DNA polimerleri milyonlarca nükleotitten oluşan</strong> muazzam moleküllerdir. Örneğin, en büyük insan kromozomu olan <strong>1 numaralı kromozom</strong> yaklaşık <strong>220 milyon baz çifti</strong> uzunluğundadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DNA&#8217;nın yarısı dişi bireyden yarısı da erkek bireyden gelir.</strong> Canlılarda <strong>DNA</strong> genelde <strong>tek bir molekül değil,</strong> birbirine sıkıca sarılı <strong>bir çift molekülden</strong> oluşur. Bu iki uzun iplik sarmaşık gibi birbirine sarılarak bir <strong>çift sarmal</strong> oluşturur. <strong>Nükleotit birimler bir şeker, bir fosfat ve bir bazdan oluşurlar.</strong> Şeker ve fosfat DNA molekülünün omurgasını oluşturur, baz ise çifte sarmaldaki öbür DNA ipliği ile etkileşir. Genel olarak bir şekere bağlı baza <strong>nükleozit,</strong> bir şeker ve bir veya daha çok fosfata bağlı baza ise <strong>nükleotit</strong> denir. Birden çok nükleotidin birbirine bağlı haline <strong>polinükleotit</strong> denir.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-8682" src="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2017/03/nükleik-asit.png" alt="" width="722" height="470" srcset="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2017/03/nükleik-asit.png 722w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2017/03/nükleik-asit-300x195.png 300w" sizes="(max-width: 722px) 100vw, 722px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DNA</strong> ipliğinin omurgası <strong>almaşıklı şeker ve fosfat artıklarından</strong> oluşur. DNA&#8217;da bulunan <strong>şeker</strong> 2-deoksiribozdur, bu bir <strong>pentozdur</strong> (beş karbonlu şekerdir). Bitişik iki şekerden birinin 3 numaralı karbonu ile öbürünün 5 numaralı karbon atomu arasındaki <strong>fosfat grubu</strong>, bir <strong>fosfodiester</strong> bağı oluşturarak şekerleri birbirine bağlar. <strong>Fosfodiester</strong> bağın asimetrik olması nedeniyle <strong>DNA ipliğinin bir yönü</strong> vardır. <strong>Çifte sarmalda bir iplikteki nükleotitlerin birbirine bağlanma yönü, öbür ipliktekilerin yönünün tersidir.</strong> DNA ipliklerinin bu düzenine <strong>anti-paralel</strong> denir. DNA ipliklerin asimetrik olan uçları <strong>5&#8242; (beş üssü) ve 3&#8242; (üç üssü)</strong> olarak adlandırılır, <strong>5&#8242; uç bir fosfat grubu, 3&#8242; uç ise bir hidroksil grubu</strong> taşır. <strong>DNA ve RNA arasındaki başlıca farklardan biri,</strong> içerdikleri şekerdir, <strong>RNA&#8217;da 2-deoksiriboz yerine başka bir pentoz şeker olan riboz</strong> bulunur.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-18867" src="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/11/dna-rna.jpg" alt="" width="813" height="542" srcset="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/11/dna-rna.jpg 1500w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/11/dna-rna-300x200.jpg 300w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/11/dna-rna-768x512.jpg 768w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/11/dna-rna-1024x683.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 813px) 100vw, 813px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Çift sarmalı iki ipliğe bağlı bazlar arasındaki <strong>hidrojen bağları DNA&#8217;yı stabilize</strong> eder. DNA&#8217;a bulunan dört baz, <strong>adenin</strong> (A), <strong>sitozin</strong> (C), <strong>guanin</strong> (G) ve <strong>timin</strong> (T) olarak adlandırılır. Bu dört baz şeker-fosfata bağlanarak bir <strong>nükleotit</strong> oluşturur, örneğin <strong>&#8220;adenozin monofosfat&#8221;</strong> bir nükleotittir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bazlar iki tip olarak sınıflandırılırlar:</strong> <strong>adenin ve guanin</strong>, <strong>pürin</strong> türevleridir, bunlar beş ve altı üyeli halkaların kaynaşmasından oluşmuş <strong>heterosiklik</strong> bileşiklerdir; <strong>sitozin ve timin</strong> ise <strong>pirimidin</strong> türevleridir, bunlar altı üyeli bir halkadan oluşur. Bir diğer baz olan <strong>urasil</strong> (U), sitozinin yıkımı sonucu seyrek olarak DNA&#8217;da bulunabilir. Kimyasal olarak <strong>DNA&#8217;ya benzeyen RNA&#8217;da timin yerine urasil</strong> bulunur.</p>
<h3><strong>DNA (Deoksiribo Nükleik Asit) Özellikleri:</strong></h3>
<ul>
<li>DNA modeli <strong>1453 de Watson ve Crick</strong> adlı bilim adamları tarafından ortaya konmuştur.</li>
<li>DNA adını yapısında bulunan <strong>deksiriboz şekerinden</strong> almıştır.</li>
<li>Çok sayıda <strong>deoksiribonükleodit</strong> belirli bir düzende birleşirse <strong>DNA</strong> oluşur. Bu nükleotidler,<strong> adenin,guanin,sitozin ve timin</strong>&#8216;dir.</li>
<li><strong>Urasil</strong> nükleotidini <strong>bulundurmaz.</strong></li>
<li>Karşılıklı yer alan nükleotit zincirinde her zaman<strong> guanin sitozinle; adenin timinle</strong> eşlenir. Dolayısıyla<strong> adenin sayısı timine guanin sayısı sitozine</strong> eşittir.</li>
<li>Bu eşitlikten <strong>A (adenin) + G (guanin) / T (timin) + S (Sitozin) = 1</strong> elde edilir.</li>
<li><strong>İki tane iplikten</strong> oluşmuş, <strong>sarmal yapıya sahip</strong> bir moleküldür.</li>
<li>DNA molekülü oluşurken<strong> bir zincirdeki nükleotitler birbirine fosfodiester, karşılıklı nükleotitler birbirlerine hidrojen bağı</strong> ile bağlanır</li>
<li>Adenin ile timin arasında 2, guanin ile sitozin arasında 3 tane <strong>zayıf hidrojen bağı</strong> bulunur.</li>
<li><strong>DNA kendini eşleyebilir.</strong> Bu olaya<strong> replikasyon(=duplikasyon)</strong> denir.</li>
<li><strong>Ökaryot</strong> hücrelerde;<strong> çekirdek, mitokondri ve plastitlerde</strong> bulunur.</li>
<li>Hücrelerin <strong>genetik bilgisini taşır ve sonraki nesillere</strong> aktarır.</li>
<li><strong>Protein ve RNA sentezini</strong> yönetir.</li>
<li>DNA, <strong>polimeraz</strong> ve <strong>ligaz enzimleri</strong> tarafından sentezlenir.</li>
<li>Mutasyon denen <strong>kalıtsal değişikliklere</strong> uğrar.</li>
<li><strong>A (adenin) +T (timin) /G (guanin) +S (sitozin)</strong> oranı türe özgüdür. <strong>İnsanda bu oran 1,52 dir.</strong></li>
</ul>
<h3><strong>RNA (Ribonükleik Asit)’Nın Özellikleri:</strong></h3>
<ul>
<li><strong>Adenin, guanin, sitozin ve urasil</strong> nükleotitlerini bulundurur.</li>
<li><strong>RNA da timin bulunmaz.</strong></li>
<li><strong>Riboz</strong> şekerini bulundurur.</li>
<li>Kendisini eşleyemez.<strong> DNA üzerinden sentezlenir.</strong></li>
<li><strong>Ökaryot</strong> hücrelerde <strong>çekirdek, mitokondri, plastitler, ribozom ve stoplazmalarda</strong> bulunabilir.</li>
<li>DNA’dan aldığı bilgiyle <strong>protein sentezini</strong> sağlar.</li>
<li>RNA <strong>polimeraz enzimiyle</strong> sentezlenir.</li>
<li>Miktarı bir canlının<strong> aynı tip hücrelerinde bile farklı</strong> olabilir.</li>
<li><strong>Protein sentezinin</strong> fazla olduğu hücrelerde<strong> RNA miktarı</strong> fazladır.</li>
</ul>
<p><strong>Görevlerine göre 3 çeşit RNA bulunur. Bunlar:</strong></p>
<p><strong>1- Mesajcı RNA (m RNA</strong>=messenger RNA)</p>
<ul>
<li>Hücrede en az bulunan RNA çeşididir.Toplam RNA nın %5 ini oluşturur.</li>
<li>DNA çekirdekten çıkamadığı için protein sentezi için gerekli şifreyi DNA dan alıp ribozomun küçük alt birimine getirir.</li>
<li>Hücrede her farklı protein için farklı bir mRNA sentezlenir.</li>
</ul>
<p><strong>2- Taşıyıcı RNA( tRNA</strong>=Transfer RNA)</p>
<ul>
<li>Hücredeki RNA ların %15 ini oluşturur.</li>
<li>Stoplazmada çözelti halinde bulunduğundan eriyebilir RNA da denir.</li>
<li>Görevi, protein sentezinde kullanılacak amino asitleri ribozomun büyük alt birimine taşımaktır.</li>
<li>Her tRNA, bir defada sadece bir amino asiti ribozoma taşıyabilir.</li>
<li>Hidrojen bağı taşıyan tek RNA çeşididir.</li>
</ul>
<p><strong>3- Ribozomal RNA (rRNA)</strong></p>
<ul>
<li>Hücredeki RNA ların %75-85 ini oluşturur.</li>
<li>Proteinlerle birlikte ribozomun yapısına katılır.</li>
</ul>
<p><strong>DNA ile RNA’nın ortak özellikleri</strong>; adenin, guanin ve sitozin bazı taşımaları, fosfat grubu (H3PO4) bulundurmaları ve nükleotitleri birbirine bağlayan fosfodiester bağlarına sahip olmalarıdır.</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/dna-nedir-dnanin-yapisi-ve-ozellikleri-nelerdir/">DNA Nedir? DNA&#8217;nın Yapısı ve Özellikleri Nelerdir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/dna-nedir-dnanin-yapisi-ve-ozellikleri-nelerdir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DNA&#8217;nın Tarihçesi</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/dnanin-tarihcesi/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/dnanin-tarihcesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Nov 2018 19:56:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[dna]]></category>
		<category><![CDATA[dna nedir]]></category>
		<category><![CDATA[dna tarihçesi]]></category>
		<category><![CDATA[dna tarihi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tech-worm.com/?p=18860</guid>

					<description><![CDATA[<p>DNA ilk olarak İsviçreli bir hekim olan Dr. Friedrich Miescher tarafından saflaştırılmıştır. Kendisi 1869&#8217;da atık cerrahi pansumanlardaki irin içinde mikroskopik bir madde keşfetmiştir. Hücre çekirdeklerinde (nükleus) bulunduğu için ona &#8220;nüklein&#8221; adını vermiştir. 1919&#8217;da Phoebus Levene, nükleotit birimleri oluşturan baz, şeker ve fosfatı tanımlanmıştır. Levene DNA&#8217;nın, birbirine fosfat grupları ile bağlı olan nükleotit birimlerden oluşan bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/dnanin-tarihcesi/">DNA&#8217;nın Tarihçesi</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>DNA</strong> ilk olarak <strong>İsviçreli</strong> bir hekim olan <strong>Dr. Friedrich Miescher</strong> tarafından saflaştırılmıştır. Kendisi 1869&#8217;da atık cerrahi pansumanlardaki <strong>irin</strong> içinde <strong>mikroskopik bir madde</strong> keşfetmiştir. Hücre çekirdeklerinde (nükleus) bulunduğu için ona <strong>&#8220;nüklein&#8221;</strong> adını vermiştir. 1919&#8217;da <strong>Phoebus Levene</strong>, nükleotit birimleri oluşturan <strong>baz, şeker ve fosfatı</strong> tanımlanmıştır. Levene <strong>DNA&#8217;nın,</strong> birbirine fosfat grupları ile bağlı olan nükleotit birimlerden oluşan <strong>bir zincir olduğunu</strong> öne sürmüştür. Ancak <strong>Levene,</strong> bu zincirin kısa olduğunu ve bazları kendini <strong>tekrar eden bir sıralamaya sahip olduğunu</strong> düşünmüştür. 1937&#8217;de <strong>William Astbury</strong> DNA&#8217;nın düzenli bir yapıya sahip olduğunu gösteren <strong>ilk X ışını difraksiyon görüntülerini</strong> elde etti.</p>
<p style="text-align: justify;">1928&#8217;de <strong>Frederick Griffith,</strong> Pnömokok bakterisinin <strong>&#8220;düz&#8221;</strong> şeklini belirleyen özelliğin <strong>&#8220;buruşuk&#8221;</strong> şekilli Pnömokok bakterilere aktarılmasının mümkün olduğunu, bunun için ölü <strong>&#8220;düz&#8221;</strong> bakterilerin canlı <strong>&#8220;buruşuk&#8221;</strong> bakterilerle karıştırılmasının yettiğini gösterdi. Bu deneysel sistem kullanarak <strong>Oswald Avery</strong> ve arkadaşları <strong>Colin MacLeod ve Maclyn McCarty</strong> 1943&#8217;de değiştirici etmenin <strong>DNA olduğunu</strong> gösterdiler.</p>
<p style="text-align: justify;">1940&#8217;ların sonunda ve 1950&#8217;lerin başında <strong>nükleik asitlerin kimyasal yapısı</strong> ile ilgili bilgi birikimi, <strong>DNA&#8217;nın moleküler yapısının modeline</strong> aktarılmaya çalışılmıştır. <strong>Franklin ve Wilkins</strong>&#8216;in verileri <strong>DNA&#8217;nın bir çeşit sarmal yapıda bulunduğuna</strong> işaret etmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">1952&#8217;lerde bakteriyofajlarla enfekte edilen bakterilerle yapılan aktarım çalışmaları, bakterilerde ve virüslerin çoğunda DNA&#8217;nın gerçek genetik materyal olduğunu açıkça göstermiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">1952&#8217;de <strong>Alfred Hershey</strong> ve <strong>Martha Chase</strong> tarafından <strong>Hershey-Chase</strong> deneyinde <strong>T2 fajının genetik malzemesinin DNA olduğunu göstererek</strong> DNA kalıtımdaki rolü teyit ettiler.</p>
<p style="text-align: justify;">1953&#8217;te <strong>James D. Watson ve Francis Crick</strong> DNA&#8217;nın bugün kabul görmüş yapısını <strong>Nature</strong> dergisinde öne sürdüler. Çift sarmallı moleküler modelleri <strong>tek bir X-ışını kırınım resmin</strong>e dayanmaktaydı, bu resim <strong>Rosalind Franklin ve Raymond Gosling</strong> tarafından Mayıs 1952&#8217;de elde edilmişti. Modellerini dayandırdıkları bir diğer bilgi <strong>Erwin Chargaff</strong>&#8216;ın evvelki yıllarda kendilerine özel olarak iletmiş olduğu, DNA bazlarını birbiriyle eşleştiğiydi. <strong>Chargaff kuralları </strong>hem <strong>B-DNA&#8217;nın hem de A-DNA&#8217;nın çifte sarmallı</strong> biçimini tespit etmekte önemli bir rol oynamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Watson ve Crick modelinin</strong> destekleyen deneysel kanıtlar <strong>Nature dergisinin aynı sayısında</strong> yayımlanan beş makalede yer aldı. Bunlardan <strong>Franklin ve Gosling&#8217;in makalesi, Watson ve Crick modelini</strong> kısmen destekleyen, <strong>kendi X-ışını kırınım verileri ve analiz yönteminin</strong> ilk yayımlanmasıydı. Dergini aynı sayısında DNA yapısı hakkında <strong>Maurice Wilkins</strong> ve <strong>iki arkadaşının bir makalesi</strong> vardı, onların in vivo B-DNA X-ışını kırınım örüntüleri üzerinde yaptıkları analizler, <strong>iki sayfa geride Crick ve Watson tarafından</strong> önerilen çifte sarmal modelini destekliyordu. 1962&#8217;de Franklin&#8217;in ölümünden sonra <strong>Watson, Crick ve Wilkins</strong> birlikte <strong>Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü</strong>&#8216;nü kazandılar. <strong>O zamanki Nobel ödülleri ancak hayatta olan kişilere ödülün vermesine izin veriyordu.</strong> Keşif için kimlerin kredi alması gerektiği hakkında tartışma devam etmektedir. <strong>Crick,</strong> 1957&#8217;de yaptığı etkili bir sunumda, moleküler biyolojinin <strong>Temel Dogmasını</strong> ortaya koyarak <strong>DNA, RNA ve proteinler arasındaki ilişkiyi</strong> bu konuda kanıtlar henüz tamamen toplanmadan özetledi. Ayrıca <strong>Adaptör Hipotezini</strong> dile getirdi. Çift sarmallı yapının ima ettiği <strong>kopyalama</strong> mekanizmasının teyidi, 1958&#8217;de yayımlanan <strong>Meselson-Stahl Deneyi</strong> ile edildi. Crick ve arkadaşları tarafından yapılan diğer çalışmalar genetik kodun, <strong>kodon</strong> olarak adlandırılan, örtüşmeyen baz üçlülerinden oluştuğunu gösterdi, bu sayede <strong>Har Gobind Khorana, Robert W. Holley ve Marshall Warren Nirenberg</strong> genetik kodu çözdüler. Bu keşifler <strong>moleküler biyolojinin doğumuna</strong> karşılık gelir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>DNA&#8217;nın genetik materyal olarak kabul edilmesi,</strong> moleküler genetik araştırmalarının yolunu açmış ve <strong>hemen hemen yarım yüzyıla yakın bir süredir</strong> yapılan önemli çalışmaların dönüm noktasını oluşturmuştur.</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/dnanin-tarihcesi/">DNA&#8217;nın Tarihçesi</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/dnanin-tarihcesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
