<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>hastalık arşivleri &#187; TechWorm</title>
	<atom:link href="https://www.tech-worm.com/tag/hastalik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Bilim ve Teknolojiye Dair Ne Varsa!</description>
	<lastBuildDate>Sun, 08 Jul 2018 20:47:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.1</generator>

<image>
	<url>https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2023/04/cropped-redico-32x32.png</url>
	<title>hastalık arşivleri &#187; TechWorm</title>
	<link></link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kuluçka Süresi (İnkubasyon) Nedir?</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/kulucka-suresi-inkubasyon-nedir/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/kulucka-suresi-inkubasyon-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Jul 2018 20:47:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bakteri]]></category>
		<category><![CDATA[enfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[inkubasyon]]></category>
		<category><![CDATA[inkubasyon nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kuluçka süresi]]></category>
		<category><![CDATA[kuluçka süresi anlamı]]></category>
		<category><![CDATA[kuluçka süresi ne demek]]></category>
		<category><![CDATA[kuluçka süresi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[virüs]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tech-worm.com/?p=15775</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kuluçka Süresi (İnkubasyon), herhangi bir bulaşıcı hastalığın virüsünün, bedene girdiği andan itibaren, hastalığın ortaya çıktığı süreye kadar geçen zaman olarak tanımlanır. Tipik olarak enfeksiyon hastalıklarında, konakta belirtilerin ortaya çıkabilmesi için enfeksiyöz organizmanın çoğalması dönemidir. Kuluçka süresini belirleyen bazı etkenler vardır. Örneğin, mikroorganizmanın türü, oranı, bulaştığı bölge, kuluçka süresini kısaltabilir veya uzatabilir. Kızamıkçık hastalığına sebep olan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/kulucka-suresi-inkubasyon-nedir/">Kuluçka Süresi (İnkubasyon) Nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Kuluçka Süresi (İnkubasyon),</strong> herhangi bir bulaşıcı hastalığın virüsünün, bedene girdiği andan itibaren, hastalığın ortaya çıktığı süreye kadar geçen zaman olarak tanımlanır. Tipik olarak enfeksiyon hastalıklarında, <strong>konakta belirtilerin ortaya çıkabilmesi için enfeksiyöz organizmanın çoğalması</strong> dönemidir. Kuluçka süresini belirleyen bazı etkenler vardır. Örneğin, mikroorganizmanın türü, oranı, bulaştığı bölge, kuluçka süresini kısaltabilir veya uzatabilir. <strong>Kızamıkçık</strong> hastalığına sebep olan bir virüsün kuluçka süresi <strong>14 ila 21 gün</strong> iken, <strong>çiçek hastalığına</strong> sebep olan bir virüsün kuluçka süresi<strong> 7 ila 17 gün</strong> arasında değişir. Kuluçka süresinde kişi hastalığın etkilerini henüz yaşamadığı için, normal hayatına devam eder.</p>
<p style="text-align: justify;">İşine, okula hastalığın hiçbir belirtisi olmadan gidip gelebilir. Ancak kuluçka süresinde, kişi taşıdığı hastalığı çevresindeki kişilere de bulaştırabilir. Yani kuluçka süresi henüz hastalığın belirtilerin görülmediği ancak bulaşıcı yönün çalıştığı bir evredir. <strong>Bu tip vakalarda hasta iyileşmesinden ardında dahi mikrobu taşıyabilir ve etrafındaki kişilere bulaştırmaya devam edebilir.</strong> Örnek vermek gerekirse, boğaz difterisinde kişilerin ortalama % 10′unda hastalığı takip eden iki ay süresince bu tip durumlar görülmektedir. Bu tip bireylere <strong>portör taşıyıcı</strong> denir.</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/kulucka-suresi-inkubasyon-nedir/">Kuluçka Süresi (İnkubasyon) Nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/kulucka-suresi-inkubasyon-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıldır?</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/kirim-kongo-kanamali-atesi-hastaligi-nedir-belirtileri-ve-tedavisi-nasildir/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/kirim-kongo-kanamali-atesi-hastaligi-nedir-belirtileri-ve-tedavisi-nasildir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 08 Jul 2018 18:08:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[kan]]></category>
		<category><![CDATA[kene]]></category>
		<category><![CDATA[kırım kongo]]></category>
		<category><![CDATA[kırım kongo belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[kırım kongo hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kırım kongo kanamalı ateşi hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[kırım kongo kanamalı ateşi hastalığı nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kırım kongo nasıl bir hastalıktır]]></category>
		<category><![CDATA[kırım kongo nedir]]></category>
		<category><![CDATA[kırım kongo ölüm oranı]]></category>
		<category><![CDATA[kırım kongo tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[kırım kongo türkiye]]></category>
		<category><![CDATA[kırım kongo virüsü]]></category>
		<category><![CDATA[kkka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tech-worm.com/?p=15755</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) keneler yoluyla bulaşan, zoonotik enfeksiyona yol açan bir viral hastalıktır. Evcil ve vahşi hayvanların yanı sıra insanlara da bulaşabilen bu tehlikeli hastalık virüsü Bunyaviridae ailesinin Nairovirüs grubuna bağlı 100 nm büyüklüğünde bir zarflı RNA virüsüdür. Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi hastalığına yakalanan insanlarda çoğunlukla ağır geçer ve ölüm oranı –bazı kaynaklara göre- %30 [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/kirim-kongo-kanamali-atesi-hastaligi-nedir-belirtileri-ve-tedavisi-nasildir/">Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıldır?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Kırım-Kongo Kanamalı</strong> <strong>Ateşi</strong> (KKKA) keneler yoluyla bulaşan, zoonotik <strong>enfeksiyona</strong> yol açan bir <strong>viral</strong> hastalıktır. Evcil ve vahşi hayvanların yanı sıra <strong>insanlara</strong> da bulaşabilen bu <strong>tehlikeli hastalık</strong> virüsü <strong>Bunyaviridae</strong> ailesinin <strong>Nairovirüs</strong> grubuna bağlı <strong>100 nm</strong> büyüklüğünde bir <strong>zarflı RNA</strong> virüsüdür.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kırım-Kongo Kanamalı</strong> <strong>Ateşi</strong> hastalığına yakalanan insanlarda <strong>çoğunlukla ağır geçer</strong> ve <strong>ölüm oranı</strong> –bazı kaynaklara göre- <strong>%30</strong> civarındadır. Bu <strong>virüs keneler yoluyla bulaştığı</strong> için özellikle <strong>tarım ve hayvancılık</strong> ile uğraşan kişiler <strong>yüksek risk</strong> altında bulunmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Günümüzde <strong>yeryüzünde</strong> yaklaşık <strong>850 kene türü</strong> bilinmektedir. Bu hastalık daha çok <strong>Hyalomma</strong> isimli kene türünün ısırığı sonucunda meydana gelir. <strong>Hyalomma</strong> dışında bu hastalığı bulaştırabildiği <strong>30&#8217;a yakın kene türünde</strong> tespit edilmesine rağmen, <strong>asıl olarak 7 türü aktif</strong> taşıyıcıdır. <strong>Sığır, inek, koyun ve keçi</strong> gibi çiftlik hayvanlarının yanı sıra; <strong>tilki, kurt gibi vahşi hayvanlarda</strong> <strong>da</strong> virüse rastlanmıştır. Ayrıca kuşlara ve küçük memelilere de bulaşabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-15756" src="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/kene-hastalığı.jpg" alt="" width="753" height="350" srcset="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/kene-hastalığı.jpg 753w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/kene-hastalığı-300x139.jpg 300w" sizes="(max-width: 753px) 100vw, 753px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kenenin doğrudan ısırması </strong>sonucunda meydana geleceği gibi <strong>hastalık (virüs) taşıyan</strong> çiftlik hayvanlarının <strong>etinin işlenmesi veya yenmesi sonucu</strong> veya enfekte olmuş hastalarla temasta da hastalık ortaya çıkabilir. Ayrıca enfekte olmuş <strong>kan ve kusmukla temasa geçmiş sağlık (laboratuvar hizmeti) çalışanlarında da</strong> görülmüştür. <strong>Nozokomiyal</strong> yol dediğimiz <strong>hastane kaynaklı enfeksiyonlarda</strong> bilinen bir bulaşma yollardan biridir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hastalık ilk olarak <strong>1944 yılında Kırım’da</strong> köylülere yardım eden <strong>200 Sovyet askerinde</strong> görülmüş ve <strong>‘’Kırım kanamalı ateşi’’</strong> olarak adlandırılmıştır. Ardından 1956 yılında Kongo’da görülen hastalığın, Kırım kanamalı ateşi ile aynı hastalık olduğu 1969 yılında anlaşılmış ve o günden itibaren de hastalık “<strong>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi”</strong> adıyla anılmaya başlanmıştır. Dünyanın bir çok bölgesinde rastlanan bu hastalık ile ilgili Türkiye’de ilk vaka <strong>2002 yılında Toka</strong>t’ta görülürken <strong>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi tanısı 2003 yılında</strong> konmuştur. Hastalığın ülkemizde görüldüğünün <strong>fark edildiği ilk yıllardan itibaren</strong> vaka sayısında artış meydana gelmiştir. Tanı konulamayan hastalar olduğu da dikkate alınırsa, endemik bir bölgede olduğumuz anlaşılmaktadır.</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-15766" src="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/türkiye-kırım-kongo-ölüm.jpg" alt="" width="1110" height="1028" srcset="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/türkiye-kırım-kongo-ölüm.jpg 1110w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/türkiye-kırım-kongo-ölüm-300x278.jpg 300w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/türkiye-kırım-kongo-ölüm-768x711.jpg 768w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/türkiye-kırım-kongo-ölüm-1024x948.jpg 1024w" sizes="(max-width: 1110px) 100vw, 1110px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Nisan-Ekim</strong> ayları arasında görülen bu hastalık, <strong>Haziran-Temmuz aylarında pik yapmakta</strong> ve ağırlıklı olarak olarak İç Anadolu Bölgesi’nin kuzeyi, Karadeniz Bölgesi’nin güneyi ve Doğu Anadolu Bölgesi’nin kuzey illerinde <strong>(Erzurum, Erzincan, Gümüşhane, Bayburt, Tokat, Yozgat, Sivas, Amasya, Çorum, Çankırı, Bolu, Kastamonu, Karabük gibi illerde)</strong> yaygın olarak görülmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-15758" src="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/Pages-from-Kırım-Kongo-Kanamalı-Ateşi-Türkiye-Haritası-2017.jpg" alt="" width="758" height="404" srcset="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/Pages-from-Kırım-Kongo-Kanamalı-Ateşi-Türkiye-Haritası-2017.jpg 1200w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/Pages-from-Kırım-Kongo-Kanamalı-Ateşi-Türkiye-Haritası-2017-300x160.jpg 300w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/Pages-from-Kırım-Kongo-Kanamalı-Ateşi-Türkiye-Haritası-2017-768x410.jpg 768w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/Pages-from-Kırım-Kongo-Kanamalı-Ateşi-Türkiye-Haritası-2017-1024x546.jpg 1024w" sizes="(max-width: 758px) 100vw, 758px" /></p>
<p style="text-align: justify;">KKKA &#8216;ne yakalanmış insanlarda <strong>hastalık belirtileri</strong> genellikle; ateş, üşüme-titreme yaygın kas ağrıları, bulantı-kusma, ishal, yüzde kızarıklık, karaciğerde büyüme ve kanama ile kendini gösterir. <strong>Ateş, kırıklık, kas ağrısı, iştahsızlık, baş ağrısı, aşırı duyarlılık, sırt ağrısı, kol ve bacaklarda ağrı, mide bölgesinde ağrı, bel bölgesinde ağrı gibi belirtiler ile ani olarak başlamaktadır.</strong> Bazen bu bulgulara kusma, karın ağrısı ve ishal ilave olabilmektedir. Gövde ve kol ve bacaklarda cilt içi kanama görülebilir. Burun kanaması ve değişik alanlarda kanama bulguları bulunabilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hastalığın <strong>kesin tanısı</strong> alınan kanın serum örneğinde <strong>PCR</strong> (Real Time) ile <strong>viral RNA</strong>’nın ya da <strong>ELISA</strong> ile <strong>spesifik IgM</strong> antikorlarının gösterilmesi ile konulmaktadır. En hızlı yöntem, <strong>IgM </strong>sınıfından antikorları <strong>5-6 gün </strong>ve <strong>IgG </strong>sınıfından antikorları <strong>7-10 günde</strong> saptayan <strong>ELISA</strong> yöntemidir.</p>
<p style="text-align: justify;">İlk kene ısırığından itibaren yaklaşık <strong>2 ile 12 gün arasında değişen</strong> bir <strong>kuluçka süresi</strong> vardır. <strong>Hastane kaynaklı enfeksiyonlarda</strong> ise (nozokomiyal enfeksiyon) kuluçka süresi <strong>3 ile 10</strong> gün arasında değişmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kuluçka Süresi;</strong> hastalık yapıcı organizma, vücuda girdiği zaman üremeye başlar<strong>. Üreyerek hastalık belirtilerini ortaya çıkaracak sayıya gelmesi belli zaman alır.</strong> Mikrobun vücuda girdikten hastalık belirtilerinin <strong>(ateş, kas ağrısı, baş ağrısı, halsizlik, ishal, kusma vb.</strong>) ortaya çıkmasına kadar geçen zamana <strong>kuluçka süresi</strong> denir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kuluçka süresinin</strong> ardından <strong>grip-benzeri belirtiler</strong> görülmeye başlar. Bunlar yaklaşık bir hafta sonra dinebilir. Bununla birlikte <strong>hemoraji (kanama)</strong> belirtileri <strong>rahatsızlığın ilk 3-5 gününde</strong> görülmeye başlar. Öncelikle duygudurumda dalgalanma, ajitasyon, zihinsel karmaşa ve boğaz peteşileri. Daha sonra <strong>burun kanaması, kanlı idrar ve kusma</strong> görülür. <strong>Karaciğer şişer ve ağrır. Trombosit</strong> (kanamanın durdurulmasını sağlayan kan hücreleri) ve <strong>Lökosit</strong> (vücudun mikroplara karşı savunmasında başlıca rolü oynayan hücreler) sayısında düşme meydana gelir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kan,</strong> Akyuvarlar (<strong>Lökosit</strong>), Alyuvarlar (<strong>Eritrosit</strong>) ve Kan Pulçukları (<strong>Trombositler</strong>)  olmak üzere üç kısma ayrılır. 1 mm3 kanda ortalama <strong>Lökosit</strong> 4.000–8.000, <strong>Eritrosit</strong> 5.000.000, ve <strong>Trombositler</strong> de 150.000–400.000 adettir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ayrıca karaciğer enzimleri olan Aspartat Amino Transferaz <strong>(AST),</strong> Alanin Amino Transferaz <strong>(ALT)</strong> ve Laktat Dehidrogenaz <strong>(LDH)</strong> oranlarında yükselme görülür. Semptomların ilk ortaya çıkışından <strong>9-10 gün sonra hastalar iyileşme belirtileri gösterir,</strong> fakat %30&#8217;u rahatsızlığın ikinci haftasında ölüm meydana gelebilir.</p>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Riskli Değerler;</strong></h3>
<ul style="text-align: justify;">
<li>Akyuvar/ Beyaz Küre (<strong>Lökosit</strong> ) Sayısı &lt; 10 000/mm3 ve altında. (Lökopeni)</li>
<li>Kan Pulçukları (<strong>Trombosit </strong>) Sayısı &lt; 20 000/mm3 ve altında. (Trombositopeni)</li>
<li>Aspartat Amino Transferaz <strong>(AST) </strong>&gt; 200 U/L ve üstünde.</li>
<li>Alanin Amino Transferaz (<strong>ALT</strong>) &gt; 150 U/L ve üstünde.</li>
<li>Kısmi Tromboplastin –Pıhtılaşma- Zamanı<strong> (PTT) </strong>&gt; 60 saniye ve  ve üstünde.</li>
<li>Kanın Pıhtılaşmasında Görev Alan<strong> (Fibrinojen) </strong>&lt; 110 mg/dl altında.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Sindirim sistemi hemorajıyla (kanamasıyla) ilişkilendirilen siyah, katran gibi dışkı anlamına gelen <strong>Melena</strong> ve <strong>bilinç değişikleri</strong> olan hastalar <strong>ölüm açısından yüksek risklidir.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kırım-Kongo Kanamalı</strong> <strong>Ateşi</strong> (KKKA) enfeksiyonunun tipik seyri dört dönemden oluşur. Bu dönemler; <strong>kuluçka (inkubasyon), kanama öncesi (prehemorajik), kanama (hemorajik) ve iyileşme dönemleri (konvelesan) dönem</strong> olarak sınıflandırılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>1- Virüsün bulaşması</strong> ile <strong>hastalık gelişmesi</strong> arasında geçen süre <strong>kuluçka dönemi</strong> olarak adlandırılır. Bu süre; <strong>kene ile ısırılma</strong> sonucu <strong>bulaşlarda 1-3 gün,</strong> en fazla 9 gün; <strong>enfekte kan, ifrazat veya diğer dokulara doğrudan temas sonucu olan bulaşlarda 5-6 gün, </strong>en fazla 13 gün olabilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>2- Kanama öncesi dönem, 1-7 gün sürmektedir.</strong> Genellikle gribal enfeksiyonu taklit eden klinik belirtiler vardır. <strong>Üşüme ve titremeyle</strong> <strong>yükselen ateş, kas ve eklem ağrısı, halsizlik, iştahsızlık</strong> en sık görülen belirtilerdir. Bazen bu dönemde <strong>ishal, bulantı, kusma, karın ve boğaz ağrısı ve konjunktivit</strong> de görülebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3- Kanama dönemi,</strong> hastalığın 3-5. günlerinde başlar. Kanama bulguları peteşilerden büyük hematomlara kadar değişebilir. En sık kanamalar; <strong>burun, gastrointestinal sistem, idrar yolları, vajina ve solunum yollarından</strong> olmaktadır. <strong>İç organlara ait kanama bulguları saptanabilir. </strong>(Deri altındaki kanamalar küçük iğne ucu büyüklüğünde ise <strong>peteşi</strong>, büyük ise <strong>purpura</strong>, 1cm den daha büyük ise <strong>ekimoz</strong> olarak tanımlanmaktadır.)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>4- İyileşme dönemi</strong>, hastalığın görülmesinden itibaren <strong>10 ile 20 gün sonra</strong> başlar. Ateş, 9-20. günler arasında düşmeye başlar. <strong>Tam olarak iyileşme süreci 4 hafta veya daha uzun sürebilmektedir.</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-15763" src="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/kırım-kongo-dönemleri.jpg" alt="" width="1116" height="805" srcset="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/kırım-kongo-dönemleri.jpg 1116w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/kırım-kongo-dönemleri-300x216.jpg 300w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/kırım-kongo-dönemleri-768x554.jpg 768w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/kırım-kongo-dönemleri-1024x739.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 1116px) 100vw, 1116px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Günümüzde <strong>hastalığa özgül spesifik bir ilaç tedavisi olmadığı için tedavi çoğunlukla semptomatik </strong>(hastalığı tam olarak tedavi etmeden hastalık belirtilerini ve bulgularını yani etiyolojisini ortadan kaldırmaya yönelik her türlü tıbbi tedavi)<strong> ve destek tedavisini içerir. </strong>Sıvı ve elektrolit tedavisi ile <strong>trombosit, eritrosit, tam kan ve taze donmuş plazma </strong>gibi kan ve kan ürünleri uygulaması ve gerektiğinde <strong>solunum ve dolaşım desteği</strong> ile <strong>parenteral beslenme</strong> (serum) gibi destek tedavileri yapılmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Ribavirin</strong> adlı bir ilacın <strong>ağızdan 10 gün süre ile uygulanmasının</strong>, yani oral ribavirin tedavisinin etkinliği <strong>kesin değildir.</strong> Bir kısım araştırmalar <strong>ilacın etkin olduğunu bildirmekte ise</strong> de ülkemizden yakın zamanda yayınlanan <strong>çok merkezli bir araştırma etkin olmadığı</strong> yönündedir. İlacın etkin olup olmadığına karar vermek için <strong>ileri klinik araştırmalar</strong> gerekmektedir. Hastalığı geçirenlerden elde edilen veya atlardan elde edilen <strong>bağışık serum uygulaması</strong> etkin olabilir. <strong>Bu konuda da araştırmalar devam etmektedir. </strong>Hastalığı geçirenlerin ömür boyu bağışıklık kazanabileceği bilinmektedir.</p>
<h3 style="text-align: justify;"><strong>Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Normal Değerler;</strong></h3>
<p style="text-align: justify;"><strong>Akyuvar/ Beyaz Küre (Lökosit/WBC ) Sayısı: </strong>Lökositler ve akyuvarlar olarak da bilinen beyaz kan hücreleri (WBC&#8217;ler), bağışıklık sisteminizin çok önemli bir parçasıdırlar ve vücuttaki virüsleri, bakteri ve mikropları yok ederek, enfeksiyonlarla savaşmanıza yardımcı olurlar. Lökosit (WBC) miktarı çocuk ve yetişkinler için normal değerleri, kanda mikrolitre başına 4.500 ila 11.000 arasındadır. Beyaz kan hücresinin mikrolitre başına 4000&#8217;in altına düşmesine <strong>Lökopeni</strong> veya <strong>düşük WBC sayısı</strong> denir. <strong>15.000’in üzerindeyse lökosit yüksekliği</strong> olarak adlandırılır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kan Pulçukları (Trombosit/PLT) Sayısı:</strong> PLT (platelet) kanın pıhtılaşmasını sağlayan hücre pulcuklarıdır. <strong>Trombosit</strong> de denilen bu renksiz yapılar kırmızı ve beyaz kan hücrelerinden daha küçüktür, sayıları kan tahlilleri ile saptanır. PLT’nin normal değer aralığı her mikro litrede (litrenin milyonda biri) <strong>150.000 ile 400.000</strong> arasıdır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Aspartat Amino Transferaz (AST):  </strong>AST, amino asit metabolizmasında görev alan bir enzimdir. Hücre içinde yoğun şekilde bulunan bu enzim, <strong>hücrenin hasarlanması sonucu kana geçer ve kan seviyeleri yükselir. </strong>Karaciğer başta olmak üzere böbrek, iskelet kası, beyin ve kalp kası yapısında bulunur. Karaciğer hasarı yapan çeşitli hastalıkların tanısında ve takibinde sık kullanılır. Karaciğer hücre hasarına en duyarlı testlerden birisidir ve ALT ile birlikte değerlendirilir. <strong>Yetişkinlerde, 0-35 U/L; Yenidoğanda, 15- 60 U/L ortalama değerlerdir.</strong> Kadınlarda erkeklere göre daha düşüktür. Yaşlılarda ise yetişkinlere göre hafifçe daha yüksektir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Alanin Amino Transferaz (ALT):</strong> Hücre içi bir enzim olan <strong>Alanin Amino Transferaz</strong> karaciğer ve böbrekte yüksek, iskelet ve kalp kasında ise düşük miktarlarda bulunur. <strong>Bu enzim amino asit metabolizmasında görevlidir.</strong> Hücre içinde yüksek, kanda ise düşük miktarlarda bulunur. Eğer hücre hasara uğrar ve bütünlüğü bozulursa (veya ölürse) hücre içindeki bu enzim kana geçer ve <strong>kandaki seviyeleri de yükseltir.</strong> Yani hücre hasarını dolaylı yoldan gösterir. <strong>Erkeklerde, 10 – 40 U/L; Kadınlarda, 10 – 35 U/L normal ortalama değerlerdir.</strong> Çocuklarda ise erişkinlerin 2 katı kadar yükseklik görülebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kısmi Tromboplastin –Pıhtılaşma- Zamanı (PTT): </strong>PTT, kanınızın pıhtılaşması için gereken süreyi belirtir ve bu sayı <strong>18 ila 28 saniye arasında</strong> olmalıdır. Sayılarınız daha yüksekse, pıhtılaşma ve pıhtılaşmayı önleyen karaciğer hasarına işaret edebilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kanın Pıhtılaşmasında Görev Alan (Fibrinojen): </strong>Karaciğerde üretilen ve yarı ömrü yaklaşık 4 gün olan bir glikoproteindir. <strong>Pıhtılaşma mekanizmasında</strong> görevli temel faktörlerden birisidir. Yetişkin (200 – 400 mg/dL), Yeni Doğan (125– 300 mg/dL)</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Enerji Üretiminde Görev Alan LDH (Laktat Dehidrogenaz):</strong> Vücudun enerji üretiminde rol alan bir enzimdir. LDH iskelet kasları, kırmızı kan hücreleri, kalp, karaciğer, beyin, böbrekler ve akciğer gibi vücudun birçok yerinde bulunur. Genelde hücre veya dokular zarar gördüğünde, LDH buralardan kana karışır. <strong>LDH miktarındaki yükseliş dokularda bir hasar olduğu anlamına gelebilir. </strong>LDH normal değeri; yetişkinlerde <strong>110 – 240 IU/L’dir.</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Enerji Üretiminde Görev Alan Kreatin Fosfokinaz (CPK): </strong>CPK, CK olarak da adlandırılabilir. CPK (Kreatin Fosfokinaz) birçok farklı doku ve hücrelerde üretilen ve vücut enerjisini sağlayan bir tür enzimdir. Kreatin kinaz testi ise kaslardaki olası bir iltihabı tespit etmek için kullanılır. Kreatin fosfokinaz (<strong>CPK</strong>) kalp, beyin, ve kaslarda bulunan bir enzimdir. Normalde kanda düşük düzeylerde bulunan <strong>CPK</strong>’nın esas kaynağı<strong> iskelet kaslarıdır.</strong> Kas hasarı meydana geldiğinde, hasarlanmış hücreden CPK salgılanarak kana karışır ve kandaki <strong>CPK seviyesi yükselmeye</strong> başlar. Kanda yüksek seviyelerde bulunması kaynaklandığı <strong>dokuda hasar olduğunu</strong> gösterir. CPK normal değerleri, 1 aydan büyük çocuklar ve yetişkinlerde<strong> 22-200 IU/L</strong>&#8216;dir. 200 IU/L ve üstü CPK değerleri yüksek olarak kabul edilir. Bu sağlıklı aralık<strong> test tekniklerine ve kişiye göre</strong> değişkenlik gösterir.</p>
<p style="text-align: justify;">Aşağıda verilen değerler testin yapıldığı laboratuvara, kullanılan metoda ve testin yapıldığı cihaza göre değişiklik gösterebilir.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Kandaki CK düzeyleri:</strong></p>
<p style="text-align: left;"><strong>Erkeklerde:</strong></p>
<ul style="text-align: left;">
<li>6-11 yaş arası: 150-499 U/L arasında,</li>
<li>12-17 yaş arası: 94-499 U/L arasında,</li>
<li>18 yaş ve üzerinde: 52-336 U/L arasında,</li>
</ul>
<p style="text-align: left;"><strong>Kadınlarda:</strong></p>
<ul>
<li style="text-align: left;">6-7 yaş arası: 134-391 U/L arasında,</li>
<li style="text-align: left;">8-14 yaş arası: 91-391 U/L arasında,</li>
<li style="text-align: left;">15-17 yaş arası: 53-269 U/L arasında,</li>
<li style="text-align: left;">18 yaş ve üzerinde: 38-176 U/L arasındadır.</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/kirim-kongo-kanamali-atesi-hastaligi-nedir-belirtileri-ve-tedavisi-nasildir/">Kırım Kongo Kanamalı Ateşi Hastalığı Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nasıldır?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/kirim-kongo-kanamali-atesi-hastaligi-nedir-belirtileri-ve-tedavisi-nasildir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çağın Hastalığı &#8220;Nomofobi&#8221; Nedir?</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/cagin-hastaligi-nomofobi-nedir/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/cagin-hastaligi-nomofobi-nedir/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Arzur Altıner]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 21:19:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[laptop]]></category>
		<category><![CDATA[nomofobi]]></category>
		<category><![CDATA[nomofobi nedir]]></category>
		<category><![CDATA[nomophobia]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[telefon]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tech-worm.com/?p=15604</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugünkü yazımızda sizlere teknolojinin sebep olduğu birçok hastalıktan sadece birisi olan nomofobi’den bahsedeceğiz. Öncelikle kısa bilgiler vereceğiz ve daha sonra konumuzu detaylandıracağız. Teknoloji Yunanca’da sanat ve bilmek kelimelerinden oluşur. Tekno-logia sözcüğünden gelir. Tehnikos teknik bilgi, logia ise bilim anlamına gelmektedir. Teknoloji; insanların yaşamlarını kolaylaştırmak için ihtiyaçlarına uygun alet ve araçların yapılmasına ve üretilmesine imkan sağlayan bilgi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/cagin-hastaligi-nomofobi-nedir/">Çağın Hastalığı &#8220;Nomofobi&#8221; Nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bugünkü yazımızda sizlere <strong>teknolojinin sebep olduğu birçok hastalıktan </strong>sadece birisi olan<strong> nomofobi</strong>’den bahsedeceğiz. Öncelikle kısa bilgiler vereceğiz ve daha sonra konumuzu detaylandıracağız.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Teknoloji</strong> Yunanca’da sanat ve bilmek kelimelerinden oluşur. <strong>Tekno-logia</strong> sözcüğünden gelir. <strong>Tehnikos</strong> teknik bilgi, <strong>logia</strong> ise bilim anlamına gelmektedir. <strong>Teknoloji;</strong> insanların yaşamlarını kolaylaştırmak için ihtiyaçlarına uygun alet ve araçların yapılmasına ve üretilmesine imkan sağlayan bilgi ve yeteneklerdir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Teknoloji sayesinde hayat daha kolaylaştı, daha konforlu hale geldi diyebiliriz.</strong> Öyle ki; cep telefonları, televizyonlar, internet aracılığıyla dünyanın her tarafından haberdar olabiliyoruz, bilgi iletimi sağlayabiliyoruz. <strong>Hastanelerde kullanılan birçok teknolojik aletlerle hastalığın teşhis ve tedavisinde önemli gelişmeler yaşanıyor.</strong> Evlerde kullanılan beyaz eşyalar sayesinde zaman ve enerji kazancı elde ediliyor. vs vs.. bu liste böyle uzar gider.</p>
<p style="text-align: left;">Peki her nimetin bir külfeti vardır sözü bunun için de geçerli mi?<strong> Elbette..</strong></p>
<p style="text-align: left;">Bakın bu nimet hayatımızdan neler götürüyor.<strong> Birkaç örnek verelim:</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Arabaların, trenlerin, uçakların hayatımızı kolaylaştırdığı kesin ama bunlar <strong>hem doğaya hem de canlılara</strong> zarar veriyor. Egzoz dumanı havayı kirleterek ozon tabakasını inceltip biz canlıların zarar görmesine neden oluyor.<strong> Atom bombası, nükleer silahlar ile dünyamız tehlike altına giriyor.</strong> Etrafımızdaki elektrikli aletler bizleri radyasyona maruz bırakıyor, Ve depresyon, uykusuzluk, sosyal medya bağımlılığı da teknolojinin zararlarından sadece bir kısmı.</p>
<p style="text-align: left;">İşte <strong>nomofobi</strong> de teknolojinin meydana getirdiği hastalıklardan birisi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-15606" src="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/06/nomofobi.jpg" alt="" width="780" height="433" srcset="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/06/nomofobi.jpg 780w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/06/nomofobi-300x167.jpg 300w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/06/nomofobi-768x426.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 780px) 100vw, 780px" /></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>No-mobile-phone</strong> teriminin kısaltmalarından elde edilen bu kelime <strong>cep telefonundan mahrum kalma korkusu</strong> anlamına gelmektedir. Günden güne artış gösteren bu hastalık hayatın vazgeçilmez bir parçası haline gelen cep telefonlarından <strong>bir saniye bile ayrı kalamayan kişilerde</strong> görülür.</p>
<p style="text-align: justify;">Özellikle <strong>gençlerde</strong> görülen bu durum, <strong>kişide psikolojik sorunlara ve sosyal yaşamdan uzaklaştırmaya</strong> neden oluyor. Akıllı telefonların yaşamımıza girmesi ve vazgeçilmez hale gelmesi bu bağımlılığı beraberinde getirdi diyebiliriz.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kadınlara oranla erkeklerde daha fazla görülür.</strong> Bu tür kişiler için;  şarjları, kontörleri bittiğinde ya da telefonlarını unuttuklarında, kaybettiklerinde <strong>hayatı bitmiş</strong> demektir. Her şey anlamsızlaşır.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu <strong>nomofobik</strong> kişilerde;<strong> baş dönmesi, bulantı, kusma, titreme, nefes darlığı, heyecanlanma, kalp atışında hızlanma</strong> gibi durumlar ortaya çıkar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Peki sizde nomofobik misiniz?</strong> Eğer yazacaklarımı onaylıyorsanız maalesef sizde bu hastalığa kapılmışsınız demektir:</p>
<p style="text-align: justify;">Telefonunuzu asla kapatamıyor sürekli kontrol ediyorsanız, maillere ya da sosyal medyadaki bildirimlere kayıtsız kalamıyorsanız, <strong>telefonunuzu başucunuzdan ayıramıyorsanız,</strong> şarj bitince kendinizi çaresiz hissediyorsanız, telefon olmayınca yukarıda saydığım baş dönmesi, bulantı, kusma, titreme, nefes darlığı, heyecanlanma, kalp atışında hızlanma gibi bir takım <strong>anksiyete belirtileri</strong> yaşıyorsanız, cep telefonunuz yanınızda olsa bile sürekli kontrol ediyorsanız…<strong>Nomofobiksiniz!</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-15607" src="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/06/nomophobia.jpg" alt="" width="730" height="480" srcset="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/06/nomophobia.jpg 730w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/06/nomophobia-300x197.jpg 300w" sizes="auto, (max-width: 730px) 100vw, 730px" /></p>
<p style="text-align: left;">Bu hastalıktan kurtulmanın yolu elbette var. <strong>Nasıl mı?</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Öncelikle bu hastalığın farkına varın. </strong>Sonrasında cep telefonu kullanmak için belli bir süre koyun.  Telefonu sürekli kontrol etmeyin, eğer acil bir telefon beklemiyorsanız  uzak bir yere bırakın, sürekli telefonu kurcalamayın, sanki telefon yanınızda olmadığında başınıza kötü bir şeyler gelecekmiş düşüncesini kafanızdan silin unutmayın ki yıllar önce cep telefonu yoktu hayat devam ediyordu ve en önemlisi sosyal medyadan uzak durmaya çalışın. Zor ama… Eğer bunları başaramıyorsanız bir uzmana danışın. <strong>Aslında herkes kendinin doktorudur.</strong> İstedikten sonra kendi iradesiyle de her sıkıntının üstesinden gelebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Ama konu çocuklar olunca <strong>ebeveynlere</strong> iş düşüyor diyebiliriz. Teknoloji ile yeni tanışan çocuklara bu konuda bilgi verip,<strong> yararlarını zararlarını anlatmak,</strong> çocuk başınızdan gitsin, sizi rahatsız etmesin diye eline telefon, tablet vermek değil, kaliteli zaman geçirmenin başka yollarını öğretmek gerekiyor. Lütfen,</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Teknolojinin çocukları elinizden almasına müsade etmeyin!</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/cagin-hastaligi-nomofobi-nedir/">Çağın Hastalığı &#8220;Nomofobi&#8221; Nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/cagin-hastaligi-nomofobi-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hasta Olduğumuzda Ateşimiz Neden Yükselir?</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/hasta-oldugumuzda-atesimiz-yukselir/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/hasta-oldugumuzda-atesimiz-yukselir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Sep 2016 16:59:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[ateş yükselmesi]]></category>
		<category><![CDATA[hastalık]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek ateş]]></category>
		<category><![CDATA[yüksek ateş neden olur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tech-worm.com/?p=6281</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Normal vücut sıcaklığımız 37 C dır. Yapılan ölçümün; koltuk altından 37,3 C, ağızdan 37,5 C, kulaktan ve rektal 38 C üzerinde olması ‘ateş’ olarak tanımlanır. Aşırı ateş (hipertermi) ise 41 C&#8217;nin üstü olarak tarif edilmelidir.&#8221;  Vücut sıcaklığının yükselmesi olarak tanımlanan ateşlenme genellikle vücudun savunma sisteminin bir tepkisidir. 37 santigrat derece normal olarak kabul edilmesine rağmen, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/hasta-oldugumuzda-atesimiz-yukselir/">Hasta Olduğumuzda Ateşimiz Neden Yükselir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><em>&#8220;Normal vücut sıcaklığımız 37 C dır. Yapılan ölçümün; koltuk altından 37,3 C, ağızdan 37,5 C, kulaktan ve rektal 38 C üzerinde olması ‘ateş’ olarak tanımlanır. Aşırı ateş (hipertermi) ise 41 C&#8217;nin üstü olarak tarif edilmelidir.&#8221; </em></p>
<p style="text-align: justify;">Vücut sıcaklığının yükselmesi olarak tanımlanan ateşlenme genellikle vücudun savunma sisteminin bir tepkisidir.</p>
<p style="text-align: justify;">37 santigrat derece normal olarak kabul edilmesine rağmen, vücut sıcaklığı 36,1 – 37,2 santigrat derece arasında değişebilir. Beyindeki hipotalamus bölgesi vücudun termostatı olarak nitelendirilir ve vücut sıcaklığının düzenlenmesinden sorumludur.</p>
<p style="text-align: justify;">Pirojen olarak isimlendirilen biyokimyasal maddeler hipotalamustaki belirli reseptörlere bağlandığında vücut sıcaklığının yükselmesine sebep olur. Bu maddeler vücut dokuları ya da hastalığa sebep olan etkenler, örneğin virüsler ve bakteriler tarafından üretilebilir. Hastalığın ortaya çıktığı bölgeden kan yoluyla hipotalamusa taşınan pirojenler, hipotalamus tarafından tespit edildiğinde vücut sıcaklığı yükselmeye başlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Ateşlenme vücudun hastalık yapıcı etkenlere karşı savunmasına yardımcı olur. Normal vücut sıcaklığında virüslerin ve bakterilerin etkinlikleri genellikle daha yüksektir. Vücut sıcaklığının yükselmesi, sıcaklık değişimlerine karşı duyarlı olan bu mikroorganizmaların çoğalmasını güçleştirir.</p>
<p style="text-align: justify;">Aynı zamanda araştırmalar vücut sıcaklığındaki artışın bağışıklık sistemindeki bazı hücre türlerinin etkinliklerinin artmasına neden olduğunu gösteriyor. <em>Journal of Leukocyte Biology</em>dergisinde yayımlanan araştırmada bilim insanları vücut sıcaklığındaki hafif seviyedeki artışların, virüslerin etki ettiği hücreleri ve kanser hücrelerini yok edebilen hücreler olan T-hücrelerinin oluşumlarını artırdığını belirledi. Farelerle yapılan araştırmada ayrıca vücut sıcaklığındaki 2 santigrat derecelik artışın bu hücrelerin etkinliğinin artmasına yardımcı olduğu anlaşıldı.</p>
<p style="text-align: justify;">Ateşlenme vücudun hastalık yapıcı etkenlerle savaşmasına yardımcı olsa da vücut sıcaklığındaki artışın yüksek olmasının tehlikeli sonuçları olabilir, bu nedenle kontrol altında tutulmalıdır.</p>
<p style="text-align: justify;">Kaynak:</p>
<ul>
<li>http://www.giresundogumevi.gov.tr/detay.php?id=2289&amp;cid=487</li>
<li>http://bilimgenc.tubitak.gov.tr/makale/hasta-oldugumuzda-neden-atesimiz-yukselir</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/hasta-oldugumuzda-atesimiz-yukselir/">Hasta Olduğumuzda Ateşimiz Neden Yükselir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/hasta-oldugumuzda-atesimiz-yukselir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
