<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>bilim arşivleri &#187; TechWorm</title>
	<atom:link href="https://www.tech-worm.com/tag/bilim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link></link>
	<description>Bilim ve Teknolojiye Dair Ne Varsa!</description>
	<lastBuildDate>Fri, 28 Apr 2023 06:14:51 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9</generator>

<image>
	<url>https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2023/04/cropped-redico-32x32.png</url>
	<title>bilim arşivleri &#187; TechWorm</title>
	<link></link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bilim ve Teknoloji Dünyasında Neler Oluyor?</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/bilim-ve-teknoloji-dunyasinda-neler-oluyor/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/bilim-ve-teknoloji-dunyasinda-neler-oluyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Apr 2023 06:14:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilim ve Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[haber]]></category>
		<category><![CDATA[ölümsüz canlılar]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tech-worm.com/?p=32165</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bilim ve teknoloji, insanlığın hayatını kolaylaştırmak, sorunları çözmek ve yeni keşifler yapmak için sürekli gelişen ve değişen alanlardır. Her gün bilim ve teknoloji dünyasında yeni haberler, araştırmalar, buluşlar ve gelişmeler duyuyoruz. Peki son zamanlarda bilim ve teknoloji alanında neler oldu? İşte sizin için seçtiğimiz bazı ilginç haberler: Yapay Zeka Araştırmalarına Güvenlik Önlemi Çağrısı Yapay zeka [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/bilim-ve-teknoloji-dunyasinda-neler-oluyor/">Bilim ve Teknoloji Dünyasında Neler Oluyor?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Bilim ve teknoloji, insanlığın <strong>hayatını kolaylaştırmak, sorunları çözmek ve yeni keşifler yapmak</strong> için sürekli gelişen ve değişen alanlardır. Her gün <strong>bilim ve teknoloji</strong> dünyasında yeni haberler, araştırmalar, buluşlar ve gelişmeler duyuyoruz. Peki son zamanlarda<strong> bilim ve teknoloji alanında</strong> neler oldu? İşte sizin için seçtiğimiz bazı ilginç haberler:</p>
<h2 style="text-align: left;">Yapay Zeka Araştırmalarına Güvenlik Önlemi Çağrısı</h2>
<p style="text-align: justify;"><strong>Yapay zeka (AI),</strong> bilgisayarların insan zekasını taklit ederek öğrenme, anlama, karar verme ve problem çözme gibi yetenekler kazanmasıdır. <strong>Yapay zeka,</strong> günümüzde pek çok alanda kullanılıyor ve gelecekte daha da yaygınlaşması bekleniyor. Ancak yapay zekanın <strong>potansiyel tehlikeleri de</strong> yok değil. Örneğin, yapay zeka <strong>kontrolsüz bir şekilde geliştirilirse</strong> insanlara zarar verebilir, etik sorunlara yol açabilir veya istismar edilebilir.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu nedenle, teknoloji sektöründen bazı isimler, <strong>yapay zeka araştırmalarına</strong> güvenlik önlemleri alınana kadar ara verilmesi çağrısında bulundu. Bu isimler arasında <strong>Google</strong>&#8216;ın eski etik lideri <strong>Timnit Gebru,</strong> Microsoft&#8217;un eski baş araştırmacısı <strong>Kate Crawford</strong> ve OpenAI&#8217;in kurucularından <strong>Ilya Sutskever</strong> gibi tanınmış kişiler var. Bu kişiler, yapay zeka araştırmalarının <strong>şeffaflık, hesap verebilirlik ve denetim gibi</strong> kriterlere uygun olması gerektiğini savunuyor.</p>
<h2 style="text-align: left;">Ölümsüz&#8217; Canlılar Büyülüyor</h2>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bilim insanları,</strong> yaşlanma sürecini tersine çevirebilen veya hiç yaşlanmayan canlıları araştırıyor. Bu canlılar, &#8216;<strong>ölümsüz</strong>&#8216; olarak adlandırılıyor. Bu canlılar arasında üç örnek şöyle:</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Turritopsis dohrnii:</strong> Bu denizanası, yaşlandığında <strong>kendini yeniden doğurabilen</strong> tek canlıdır. Bu denizanası, olgunlaştığında <strong>hücrelerini gençleştirerek polip aşamasına</strong> geri dönebilir. Böylece sonsuza kadar yaşayabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Hydra:</strong> Bu mikroskobik canlı da yaşlanma belirtisi göstermez. <strong>Hydra&#8217;nın hücreleri sürekli bölünerek yenilenir.</strong> Ayrıca hydra&#8217;nın vücudunda telomeraz enzimi bulunur. Bu enzim, hücre bölünmesi sırasında DNA&#8217;nın uç kısımlarını korur ve yaşlanmayı önler.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Planarya:</strong> Bu solucan türü de yaşlanmaz. Planarya&#8217;nın vücudunda da telomeraz enzimi vardır. Ayrıca planarya&#8217;nın vücudu kesildiğinde yeniden büyüyebilir. Hatta planarya&#8217;nın vücudu kesildiğinde her parçası yeni bir birey olabilir. Bu şekilde planarya&#8217;nın genetik çeşitliliği artar ve yaşlanma süreci yavaşlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Bilim ve teknoloji dünyasında <strong>her gün yeni ve ilginç haberler</strong> duymaya devam ediyoruz. Bu haberler, <strong>insanlığın bilgi birikimini, merakını ve yaratıcılığını</strong> gösteriyor. Bilim ve teknoloji alanında daha fazla haber okumak isterseniz, diğer <strong>haberlerimize</strong> göz atabilirsiniz . Bilim ve teknoloji ile ilgili<strong> sorularınız veya yorumlarınız varsa,</strong> bize yazmaktan çekinmeyin. Başka bir makalede görüşmek üzere. 😊</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/bilim-ve-teknoloji-dunyasinda-neler-oluyor/">Bilim ve Teknoloji Dünyasında Neler Oluyor?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/bilim-ve-teknoloji-dunyasinda-neler-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilim İnsanları Kurbağaların Kök Hücrelerinden “Canlı Robotlar” Üretti</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/bilim-insanlari-kurbagalarin-kok-hucrelerinden-canli-robotlar-uretti/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/bilim-insanlari-kurbagalarin-kok-hucrelerinden-canli-robotlar-uretti/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Jan 2020 16:17:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[abd]]></category>
		<category><![CDATA[afrika pençeli kurbağası]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[bilim insanları]]></category>
		<category><![CDATA[robot]]></category>
		<category><![CDATA[xenobot]]></category>
		<category><![CDATA[xenopus laevis]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tech-worm.com/?p=24986</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD&#8216;li bilim insanları, Afrika pençeli kurbağalarından aldıkları kök hücrelerle dünyada bir ilki gerçekleştirdi ve tamamen canlı hücrelerden oluşan ilk robotları yaptı. Massachusetts Tufts Üniversitesi Allen Keşif Merkezi&#8217;nden bilim insanları, kendi kendine hareket eden, bir milimetreden daha küçük robotlar üretti. Yaralarını kendileri iyileştirebilen ve bir haftayla 10 gün arasında, canlı organizmalar gibi ölen  &#8220;Xenobot&#8221; adlı robotların, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/bilim-insanlari-kurbagalarin-kok-hucrelerinden-canli-robotlar-uretti/">Bilim İnsanları Kurbağaların Kök Hücrelerinden “Canlı Robotlar” Üretti</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>ABD</strong>&#8216;li bilim insanları, <strong>Afrika pençeli kurbağalarından</strong> aldıkları <strong>kök hücrelerle</strong> dünyada bir ilki gerçekleştirdi ve <strong>tamamen canlı hücrelerden</strong> oluşan <strong>ilk robotları</strong> yaptı. <strong>Massachusetts Tufts Üniversitesi</strong> Allen Keşif Merkezi&#8217;nden <strong>bilim insanları,</strong> kendi kendine hareket eden, bir milimetreden daha küçük <strong>robotlar</strong> üretti.</p>
<p style="text-align: justify;">Yaralarını <strong>kendileri iyileştirebilen</strong> ve bir haftayla 10 gün arasında, canlı organizmalar gibi ölen  <strong>&#8220;Xenobot&#8221;</strong> adlı robotların, <strong>tıkanan damarların açılması, </strong>okyanusların <strong>mikro plastiklerden arındırılması </strong>ya da <strong>zehirli maddelerin bulunup yok edilmesi</strong> gibi alanlarda kullanılacağı belirtiliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">İngiliz <strong>Guardian</strong> gazetesine göre, <strong>Massachusetts Tufts Üniversitesi</strong> Allen Keşif Merkezi&#8217;nin Direktörü <strong>Michael Levin,</strong> Afrika pençeli kurbağası <strong><em>Xenopus laevis</em></strong>&#8216;ten esinlenilerek <strong>Xenobot</strong> adını verdikleri robotlar için &#8220;Bunlar yeni <strong>canlı makineler.</strong> Onlar ne sıradan bir robot ne de bilinen bir hayvan türü. Bu <strong>yeni bir insan yapımı yaşam formu:</strong> yaşayan, programlanabilir bir organizma&#8221; dedi</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Levin ve ekibindeki araştırmacılar,</strong> Xenobot&#8217;larda <strong>metal veya plastik yerine biyolojik dokular kullanıldığından</strong> diğer robotların aksine <strong>çevre kirliliği de </strong>oluşturmayacağını belirtiyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter size-full wp-image-24988" src="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2020/01/robot.jpg" alt="" width="720" height="360" srcset="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2020/01/robot.jpg 720w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2020/01/robot-300x150.jpg 300w" sizes="(max-width: 720px) 100vw, 720px" /></p>
<h2 style="text-align: left;"><strong>Evrimsel Algoritmayla Tasarlandı</strong></h2>
<p style="text-align: justify;"><strong>BBC&#8217;nin aktardığına göre,</strong> araştırmalarının sonuçları bilim dergisi P<strong>roceedings of the National Academy of Sciences</strong>&#8216;ta yayımlanan bilim insanları, robotlarını bir <strong>evrimsel algoritmasıyla</strong> geliştirdi. Program, <strong>500-1000 arası deri ve kalp hücresiyle</strong> rastgele <strong>üç boyutlu konfigürasyonlar</strong> oluşturdu. Her tasarım <strong>sanal bir ortamda</strong> test edildi. Kalp hücreleri atmaya başladığında <strong>robotların ne kadar yol aldığı </strong>ölçüldü. En iyi performans gösteren hücrelerle <strong>yeni tasarımlar</strong> oluşturuldu.</p>
<p style="text-align: justify;">Kalp hücreleri <strong>kendiliğinden kasılıp gevşeyebildiği</strong> <strong>için</strong> minik motorlar gibi bir işlev görüyor ve robotları itiyor. Robotların ömrü <strong>bir haftayla 10 gün arasında</strong> değişiyor. Çalışma sırasında <strong>kurbağa hücreleri, canlı kalabilmeleri için bir su kabına</strong> konuldu. Tasarımlar, cımbız ve yakıcı aletlerle yapıldı. Bazı hücreler, <strong>düz bir çizgide hareket ederken</strong> bazıları <strong>daireler çizerek hareket etti ya da diğer hücrelerin arasına </strong>katıldı.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Michael Levin,</strong> Afrika pençeli kurbağası <strong><em>Xenopus laevis</em></strong>&#8216;ten esinlenilerek <strong>Xenobot</strong> adını verdikleri robotlar için <strong>&#8220;Bunlar çok küçük. Nihai hedefimiz büyüklerini yapmak&#8221;</strong> dedi.</p>
<h2 style="text-align: left;"><strong>Göz Eklemek Mümkün</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Bu robotlara <strong>damarlar, sinir sistemleri ve algılayıcı hücrelerle görme yetisi</strong> kazandırılabileceğini belirten <strong>Levin,</strong> memelilerden alınacak <strong>kök hücrelilerle karada yaşayan robotlar oluşturmanın da</strong> mümkün olduğunu söyledi.</p>
<h2 style="text-align: left;"><strong>İnsanlığa Tedhit mi? </strong></h2>
<p style="text-align: justify;"><strong>Vermont Üniversitesi&#8217;</strong>nden doktora öğrencisi <strong>Sam Kriegman,</strong> &#8220;Videoyu izledikten sonra bu şeylerin <strong>dünyayı ele geçirmesinden</strong> korkmak zor&#8221; diye konuştu. Araştırma ekibi de Xenobot&#8217;ları &#8216;canlı&#8217; olarak nitelendirseler de, <strong>robotların kendi başlarına evrimleşemediğini</strong> vurgulayarak tehdit oluşturmadığını belirtiyor.  Ancak bazı uzmanlar <strong>Xenobot&#8217;ların ileride insanlık için tehdit oluşturabileceği</strong> kanısında. <strong>Utan Üniversitesi</strong>&#8216;nden Biyomedikal Mühendisi <strong>Tara Deans,</strong> &#8220;Yeni bir yaşam formu oluştururken onun <strong>neye evrilebileceğini</strong> iyi hesaplamalısınız&#8221; diye konuştu.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Deans</strong> gibi bilim insanları, <strong>Xenobot&#8217;ların şu anda zararsız olsa da,</strong> gelecekte sinir sistemi hücreleriyle <strong>birleştirilme, algı yeteneği edinme veya biyolojik silahlarda</strong> geliştirilmede kullanılma ihtimalinin bulunduğunu vurguluyor.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong> https://tr.sputniknews.com/</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/bilim-insanlari-kurbagalarin-kok-hucrelerinden-canli-robotlar-uretti/">Bilim İnsanları Kurbağaların Kök Hücrelerinden “Canlı Robotlar” Üretti</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/bilim-insanlari-kurbagalarin-kok-hucrelerinden-canli-robotlar-uretti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nanobilim ve Nanomühendislik Nedir?</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/nanobilim-ve-nanomuhendislik-nedir/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/nanobilim-ve-nanomuhendislik-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merve Cicioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 16 Oct 2019 17:11:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[laptop]]></category>
		<category><![CDATA[nanobilim]]></category>
		<category><![CDATA[nanobilim nedir]]></category>
		<category><![CDATA[nanomühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[nanomühendislik nedir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tech-worm.com/?p=24104</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nanobilim, herhangi bir ayrıtının boyutu 1-100 nanometre (nm) arasında kalan materyallerin özelliklerini inceleyen bilim dalıdır. Nanobilim ile maddeler atomik, moleküler ve makromoleküler boyutta manipüle edilebilmektedir. Bir nanometre ölçü birimi olarak metrenin milyarda birine eşittir. &#8220;Nanoskala&#8221; olarak adlandırdığımız ölçek tipinde malzemeleri nanoölçekte ölçtüğümüz zaman başka bir dünyanın kapılarını açmaktayız. Bu dünyada bildiğimiz herşey farklı özellikler gösterir. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/nanobilim-ve-nanomuhendislik-nedir/">Nanobilim ve Nanomühendislik Nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Nanobilim,</strong> herhangi bir ayrıtının boyutu <strong>1-100 nanometre (nm)</strong> arasında kalan <strong>materyallerin</strong> özelliklerini <strong>inceleyen</strong> bilim dalıdır. Nanobilim ile maddeler <strong>atomik, moleküler ve makromoleküler</strong> boyutta <strong>manipüle</strong> edilebilmektedir. Bir <strong>nanometre</strong> ölçü birimi olarak <strong>metrenin milyarda birine</strong> eşittir. <strong>&#8220;Nanoskala&#8221;</strong> olarak adlandırdığımız ölçek tipinde <strong>malzemeleri nanoölçekte ölçtüğümüz</strong> zaman başka bir dünyanın kapılarını açmaktayız. Bu dünyada bildiğimiz herşey <strong>farklı özellikler</strong> gösterir. Örneğin çağlar öncesinden <strong>inert olarak bildiğimiz</strong> ve <strong>diş implantlarında</strong> sıkça kullanılan <strong>altın,</strong> nanodünyada oldukça <strong>inert bir malzeme haline</strong> gelmektedir. Malzemelerin özelliklerinin bu denli değişmesi tek bir şekilde <strong>yani kuantum fiziğiyle</strong> açıklanabilmektedir.</p>
<p style="text-align: justify;">Nanoboyutun <strong>sıfır noktası </strong>olarak kabul edebileceğimiz <strong>alt sınırı</strong> 1 nanometredir. <strong>1 nanometrenin (nm)</strong> altında <strong>tek atom boyutuna</strong> inilmesinden dolayı <strong>atomlar arası ilişkilerden</strong> bahsedilememektedir. Üst sınırı oluşturan <strong>100 nm üzerinde</strong> ise <strong>yeniden Newton fiziği kuralları</strong> tamamen yıkılarak yerine <strong>Richard Feynman</strong>&#8216;nın 1959 yılında yaptığı ve 1960 yılında yayınlanan konuşması <strong>nanobilim ve nanoteknolojinin</strong> başlangıç noktası kabul edildiği <strong>kuantum fiziği kuralları</strong> almaktadır. <strong>Feynman</strong> konuşmasında gelecekte üretilmek istenen malzemelerin <strong>atom seviyesinden</strong> başlanarak <strong>atom-atom inşa edilebileceği</strong> ifade etmiştir. Bu konuşmadan <strong>yirmi yıl kadar</strong> sonra, 1981 yılında <strong>IBM mühendisleri</strong> tarafından <strong>Taramalı Tünelleme Mikroskobu (STM)</strong> ve <strong>Atomik Kuvvet Mikroskobu (AFM)</strong> keşfedilmiştir. Bu iki mikroskop sayesinde <strong>malzemelerin yüzeyleri atomik seviyede</strong> incelenebilmiş ve <strong>nanoboyutun</strong> varlığı kanıtlanmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Nanoteknoloji</strong> ise <strong>nanoboyut olarak</strong> adlandırdığımız ölçekte üretilen her şeydir. Bu teknolojiyle <strong>moleküllerin yapıları detaylı olarak</strong> analiz edilebilmekte ve yeni sistemler geliştirilebilmektedir. Nanoteknoloji terimi <strong>ilk kez 1974 yılında Tokyo Bilim Üniversitesi</strong>&#8216;nden <strong>Prof. Norio Taniguchi</strong> tarafından kullanılmıştır. <strong>Prof. Taniguchi;</strong> nanoteknolojiyi; <strong>&#8220;esas olarak, malzemelerin bir atom veya bir molekül tarafından ayrıştırılması, birleştirilmesi ve deformasyonu&#8221;</strong> olarak tanımlamıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Nanoteknoloji ile üretilen bütün malzemelere ise <strong>Nanomalzeme</strong> adı verilmektedir. Bir malzemenin <strong>nanomalzeme olarak kabul edilebilmesi</strong> için en az bir boyutu <strong>100 nm&#8217;nin altında</strong> olmalıdır. Sadece <strong>1 ayrıtı 100 nm&#8217;nin altında</strong> olan materyeller <strong>&#8220;nanofilm&#8221;,</strong> <strong>2 ayrıtı 100 nm&#8217;nin altında</strong> olan materyaller &#8220;<strong>nanotüp&#8221;, &#8220;nanofiber&#8221; </strong>veya<strong> &#8220;nanotel&#8221;,</strong> <strong>3 ayrıtı da 100 nm&#8217;nin altında</strong> olan materyaller <strong>&#8220;nanopartikül&#8221;</strong> olarak isimlendirilmektedir. Boyutun küçülmesiyle artan <strong>&#8220;yüzey alanı/hacim&#8221;</strong> oranı nanomalzemelere yığın materyallere kıyasla <strong>daha üstün fiziksel, mekanik, elektriksel ve optik özellikler</strong> kazandırmaktadır .</p>
<p style="text-align: justify;">Nanomalzemelerin <strong>üretim yöntemlerinin araştırılması ve incelenmesi,</strong> yeni nanomateryallerin keşfedilmesi ve karakterizasyonu, bu nanomateryallerden <strong>insan hayatını kolaylaştıracak</strong> yeni nesil yüksek teknoloji ürünlerinin geliştirilmesi <strong>nanomühendislik</strong> olarak tanımlanmaktadır.</p>
<p style="text-align: justify;">Nanobilim ve nanomühendislik; <strong>mekanik, elektrik-elektronik, fizik, kimya, biyoloji, tıp, optik ve malzeme bilimi </strong>gibi birçok alanla iç içe, disiplinlerarası bir alandır. <strong>Nanomühendislik kavramı</strong> geleceğin <strong>en önemli bilim dallarından</strong> biridir. Bunun nedeni <strong>nanobiyoteknoloji</strong> kavramının ancak <strong>nanomühendisler</strong> tarafından kolayca geliştirilebilmesidir. <strong>Nükleik asitler, DNA, RNA, ATP</strong> başta olmak üzere <strong>proteinler, yağlar</strong> ve bunlar gibi <strong>yaşamsal öneme sahip</strong> birçok biyomolekül nanoboyutta incelendiğinde <strong>&#8220;nanobiyoteknoloji’’</strong> kavramı ön plana çıkmaktadır. <strong>Nanobiyoteknolojinin</strong> uygulama alanları arasında <strong>yeni nesil ilaçların, ilaç taşıyıcı sistemlerin, biyosensörlerin, görüntüleme ajanlarının</strong> ve <strong>yapay organ ve dokuların geliştirilmesi</strong> bulunmaktadır.</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/nanobilim-ve-nanomuhendislik-nedir/">Nanobilim ve Nanomühendislik Nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/nanobilim-ve-nanomuhendislik-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sahte İnsan Yüzleri Oluşturan “Yapay Zeka” Destekli Web Sitesi</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/sahte-insan-yuzleri-olusturan-yapay-zeka-destekli-web-sitesi/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/sahte-insan-yuzleri-olusturan-yapay-zeka-destekli-web-sitesi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sebnem K.]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 13 Oct 2019 12:17:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[sahte fotoğraf]]></category>
		<category><![CDATA[sahte resim oluşturma]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tech-worm.com/?p=24061</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yukarıdaki fotoğraflar ortalama portrelerinize veya fotoğraflı kimlik resimlerinize benzeyebilir, ancak göründüğünden çok daha fazlası var. NVIDIA’daki araştırmacılar tarafından geliştirilen AI’daki (Yapay Zeka’daki) yeni gelişmeleri kullanan yazılım mühendisi Phillip Wang, web sitesini “Bu Kişi Var Değil” (This Person Does Not Exist) sloganı ile yüzleri buradaki (tıkla) web sitesinde yeniden dizayn etti. Bu gerçekten de doğru fotoğraflardaki [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/sahte-insan-yuzleri-olusturan-yapay-zeka-destekli-web-sitesi/">Sahte İnsan Yüzleri Oluşturan “Yapay Zeka” Destekli Web Sitesi</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Yukarıdaki <strong>fotoğraflar</strong> ortalama <strong>portrelerinize</strong> veya <strong>fotoğraflı kimlik resimlerinize</strong> benzeyebilir, ancak göründüğünden <strong>çok daha fazlası</strong> var. <strong>NVIDIA</strong>’daki araştırmacılar tarafından geliştirilen AI’daki (Yapay Zeka’daki) yeni gelişmeleri kullanan yazılım mühendisi <strong>Phillip Wang,</strong> web sitesini <strong>“Bu Kişi Var Değil”</strong> (This Person Does Not Exist) sloganı ile <strong>yüzleri</strong> buradaki (<strong><a href="https://thispersondoesnotexist.com/">tıkla</a></strong>) web sitesinde yeniden dizayn etti. Bu gerçekten de <strong>doğru</strong> fotoğraflardaki <strong>“insanlardan”</strong> hiçbiri gerçek değil.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Yapay Zeka</strong> ve <strong>Derin Öğrenme Facebook Grubunda</strong> çalışmalarını yayınlayan <strong>Wang,</strong> teknoloji hakkında <strong>farkındalığı arttırmak için</strong> bir web sitesi oluşturdu. <strong>Wang;</strong> “yüzler <strong>biliş için</strong> en belirgin olanıdır, bu yüzden bu <strong>önceden eğitilmiş modeli</strong> hazırlamaya karar verdim &#8221; diye yazdı. Üstte linkini verdiğimiz <strong>sitenin sayfasını</strong> her yenilediğinizde (F5&#8217;e basarak veya sağ klikleyip sayfayı yenile diyerek) <strong>ağ 512 boyutlu bir vektörden</strong> sıfırdan <span style="text-decoration: underline;"><strong>yeni bir yüz görüntüsü</strong></span> oluşturacaktır.”</p>
<p><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-24062" src="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/this-person-does-not-exist.jpg" alt="" width="827" height="465" srcset="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/this-person-does-not-exist.jpg 1280w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/this-person-does-not-exist-300x169.jpg 300w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/this-person-does-not-exist-768x432.jpg 768w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2019/10/this-person-does-not-exist-1024x576.jpg 1024w" sizes="(max-width: 827px) 100vw, 827px" /></p>
<p style="text-align: justify;">Web sitesi, <strong>yapay görüntüleri kesintisiz bir şekilde</strong> bir araya getiren <strong>Stylegans</strong>&#8216;ı kullanmaktadır. Yakın zamana kadar, <strong>teknoloji hiçbir zaman yüksek kaliteli gerçekçi bir görüntü</strong> elde edemedi. <strong>Nvidia</strong>&#8216;nın araştırmalarını yayınladığı zaman değişen her şey, <strong>1024×1024 görüntüsüne kadar</strong> inşa etmenin <strong>mümkün olduğunu</strong> kanıtladı. <strong>Jeneratörü</strong> eğittikten sonra, sonuçlar <strong>herhangi bir normal anlık görüntü</strong> kadar gerçekçi görünen <strong>sahte fotoğraflardır.</strong> Tarayıcınızın <strong>yenile düğmesine tıklamak,</strong> sonsuz <strong>bir yüz dizisi görmenizi</strong> sağlar, biri bilgisayar tarafından <strong>bir sonraki olarak</strong> oluşturulur.</p>
<p style="text-align: justify;">Bilgisayar tarafından <strong>üretilen modellerin kullanımının katlanarak büyüdüğüne</strong> şüphe yok. (Japonya&#8217;da büyük bir <strong>instagram hayran kitlesine</strong> sahip bir <strong>CGI modeli bile</strong> var.) Sanal gerçeklik ve oyundaki uygulamalar <strong>bu teknolojik ilerlemelerle</strong> olgunlaşır, ancak <strong>pozitiflerle birlikte gelen güvenlik endişeleri de </strong>bulunuyor. Yanlış insanların elinde, bu gerçekçi görüntülerin <strong>sahte haberlerde nasıl kullanılabileceğini</strong> veya sahte haberleri <strong>nasıl tanıtabileceğini</strong> görmek kolaydır.</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/sahte-insan-yuzleri-olusturan-yapay-zeka-destekli-web-sitesi/">Sahte İnsan Yüzleri Oluşturan “Yapay Zeka” Destekli Web Sitesi</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/sahte-insan-yuzleri-olusturan-yapay-zeka-destekli-web-sitesi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hücre Tabaka Mühendisliği (Cell Sheet Engineering) Nedir?</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/hucre-tabaka-muhendisligi-cell-sheet-engineering-nedir/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/hucre-tabaka-muhendisligi-cell-sheet-engineering-nedir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merve Cicioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Jul 2019 14:35:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[cell sheet engineering]]></category>
		<category><![CDATA[cell sheet engineering nedir]]></category>
		<category><![CDATA[hücre tabaka mühendisliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tech-worm.com/?p=22252</guid>

					<description><![CDATA[<p>Doku mühendisliğinin klinikte çözmeye çalıştığı genel problem; hasarlı, yapısal ve işlevsel olarak yeterliliğini kaybetmiş dokuların iyileştirilmesi, yeniden fonksiyonlandırılması veya onarımıdır. Biyomühendisliğin bu harika disiplinler arası kabul edilen bilim dalı, kendi içinde birçok biyomalzemeyi, tekniği ve hücre biyolojisi bilgilerini içinde barındırır. ECM yapısına benzer doku iskeletleri elde etmek ve bunun devamında bu iskelelere uygun hücrelerin ekilmesiyle [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/hucre-tabaka-muhendisligi-cell-sheet-engineering-nedir/">Hücre Tabaka Mühendisliği (Cell Sheet Engineering) Nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Doku mühendisliğinin</strong> klinikte çözmeye çalıştığı genel problem; <strong>hasarlı, yapısal ve işlevsel olarak yeterliliğini kaybetmiş dokuların</strong> iyileştirilmesi, yeniden fonksiyonlandırılması veya onarımıdır. <strong>Biyomühendisliğin</strong> bu harika disiplinler arası kabul edilen <strong>bilim dalı,</strong> kendi içinde birçok <strong>biyomalzemeyi</strong>, tekniği ve<strong> hücre biyolojisi</strong> bilgilerini içinde barındırır. <strong>ECM yapısına</strong> benzer doku iskeletleri elde etmek ve bunun devamında <strong>bu iskelelere uygun hücrelerin ekilmesiyle</strong> başlayan bu sürecin tam anlamıyla başarılı olabilmesi için yapı içerisinde <strong>yeterli damarlaşmanın sağlanması</strong> gereklidir. <strong>Vaskülarizasyonda</strong> başarılı olamayan <strong>bir doku mühendisliği çalışması, kan ve besin maddelerinin</strong> hücrelere ulaşamaması, hücre metabolizması atıklarının uzaklaştırılması için <strong>gerekli olan taşınım sisteminin oluşmamasından</strong> dolayı başarısızlığa mahkûmdur. Kemik doku mühendisliğinden <strong>kornea doku mühendisliğine</strong> kadar neredeyse vücudun her kısmının <strong>yapay olarak üretilmesi ve fonksiyonlandırılabilmesi amaçlanan doku iskelesi üretimi,</strong> son yıllarda <strong>nanoteknolojik</strong> yaklaşımlarla alternatif <strong>doku eşlenikleri</strong> üretilmeye başlanmıştır. Fakat bahsettiğimiz dezavantajlar yüzünden bilim insanları &#8220;<strong>Hücre Tabaka Mühendisliği&#8221;</strong> (Cell Sheet Engineering)’ tekniğine yönlenmiştir.</p>
<p style="text-align: justify;">Hücre tabaka mühendisliği,<strong> Okano ve ekibi tarafından</strong> literatürde ilk kez <strong>1993 yılında önerilen ve umut vadeden</strong> doku mühendisliği <strong>tekniklerinden</strong> biridir. <strong>Hücre tabaka mühendisliği</strong> 3 boyutlu dokuya özgü hücresel tabakaları<strong> tek tek elde etmeyi</strong> hedeflemektedir. Geleneksel hücre kültürü tekniğinden farklı olarak, <strong>sıcaklık duyarlı polimerler</strong> ile yüzeyi kaplanmış <strong>hücre kültür kaplarının kullanılmasıyla</strong> hiçbir kimyasal maddeye gerek duyulmaksızın <strong>kültür kaplarının yüzeyinden</strong> hücreler tabaka halinde kaldırılarak elde edilebilmektedir. Hücre tabakası olarak adlandırdığımız kısım <strong>ECM, iyon kanalları, büyüme faktörü reseptörleri</strong> ve <strong>diğer önemli hücre yüzey proteinleri</strong> gibi bazı temel bileşenlerden oluşmaktadır. Hücre tabakaları<strong> sıcaklık indirgenmesi yöntemiyle</strong> elde edilmektedir. Bu teknik için öncelikle <strong>sıcaklığa duyarlı bir akıllı polimer, nanometre ölçeğinde kültür tabaklarına</strong> kaplanır. Ortamda oluşturulan sıcaklık farkına bağlı olarak<strong> polimerin yapısında gerçekleşen konformasyonel değişikliklere</strong> bağlı olarak hücreleri kültür kabı yüzeyinden tabaka halinde kaldırılır. <strong>Hidrofobik özellikte olan polimer,</strong> sıcaklık 32 °C&#8217;nin altına düşürüldüğünde <strong>hidrofilik bir karakter</strong> sergilemektedir. Böylece <strong>hem hücre canlılığının maksimum düzeyde korunmakta hem de hücre yüzey proteinlerine</strong> zarar gelmemektedir.</p>
<h2 style="text-align: left;"><strong>Cell Shet Tabakalarının Kullanım Alanları</strong></h2>
<ul>
<li style="text-align: justify;">Elde edilen tabakalar,<strong> yama olarak vücuttaki bir çok canlı dokuya</strong> aktarılması</li>
<li style="text-align: justify;"><strong>3 boyutlu</strong> doku <strong>eşleniklerinin</strong> üretiminde</li>
<li style="text-align: justify;"><strong>Hasar görmüş</strong> ya da <strong>fonksiyon kaybına uğramış doku ve organların</strong> onarılmasında</li>
<li style="text-align: justify;"><strong>Korneal rekonstrüksiyonda</strong></li>
<li style="text-align: justify;"><strong>Myoblast hücre tabakası</strong> olarak<strong> kardiyak greft</strong> uygulamalarında</li>
<li style="text-align: justify;"><strong>Sinir doku mühendisliği</strong> çalışmalarında</li>
<li style="text-align: justify;"><strong>Periodantal doku mühendisliği</strong> çalışmalarında</li>
<li style="text-align: justify;"><strong>Damar doku mühendisliği</strong> çalışmalarında</li>
<li style="text-align: justify;"><strong>Özefagus mukoza grefti</strong> olarak kullanılmaktadır</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/hucre-tabaka-muhendisligi-cell-sheet-engineering-nedir/">Hücre Tabaka Mühendisliği (Cell Sheet Engineering) Nedir?</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/hucre-tabaka-muhendisligi-cell-sheet-engineering-nedir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Fosfen Olgusu ve Körlük Tedavisi</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/fosfen-olgusu-ve-korluk-tedavisi/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/fosfen-olgusu-ve-korluk-tedavisi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merve Cicioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Jul 2019 14:28:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[fosfen algısı]]></category>
		<category><![CDATA[fosfen olgusu]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[körlük]]></category>
		<category><![CDATA[körlük tedavisi]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tech-worm.com/?p=22249</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyada körlüğe çare bulmak isteyen bilim insanlarının çoğu, görme engelli kişiler için potansiyel bazı görme fonksiyonlarının yeniden kazandırılmasını sağlayacak olan yapay görme sistemlerinin yani biyonik gözlerin geliştirilmesi üzerine çalışmaktadır. Tüm bu araştırmalar görsel sahnenin görme sinirlerini uyartacak elektriksel uyartımlara dönüştürülmesini kapsamaktadır. Bu elektriksel uyartımların görme sinirlerine erişen bir yol üzerine yerleştirilen elektrotlara gönderilmesi ile görüntü [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/fosfen-olgusu-ve-korluk-tedavisi/">Fosfen Olgusu ve Körlük Tedavisi</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;">Dünyada <strong>körlüğe çare bulmak isteyen bilim insanlarının</strong> çoğu, <strong>görme engelli kişiler için</strong> potansiyel bazı görme fonksiyonlarının <strong>yeniden kazandırılmasını sağlayacak</strong> olan <strong>yapay görme sistemlerinin</strong> yani <strong>biyonik gözlerin geliştirilmesi</strong> üzerine çalışmaktadır. Tüm bu araştırmalar g<strong>örsel sahnenin görme sinirlerini</strong> uyartacak <strong>elektriksel uyartımlara dönüştürülmesini</strong> kapsamaktadır. Bu elektriksel uyartımların <strong>görme sinirlerine erişen bir yol üzerine</strong> yerleştirilen <strong>elektrotlara</strong> gönderilmesi ile <strong>görüntü algısının oluşması</strong> hedeflenmektedir. Bu tarz çalışmaların dayandığı temel fikir ise <strong>fosfen</strong> olgusudur.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Fosfen,</strong> göze doğrudan ışık girmiyor olmasına rağmen, <strong>ışıklı pırıltılar ve ışıltılar görme</strong> olarak tanımlanabilir. <strong>Fosfen</strong> olgusunu çok basit bir deneyle anlayabiliriz. Gözlerinizi <strong>sımsıkı bir şekilde yumduğunuzda</strong> salt zifiri bir karanlık görmüyorsunuz değil mi? <strong>Siyah bir fon üzerine beyaz lekeler ve şekiller görüyorsunuz.</strong> Adeta ışık var gibi. İşte bu ışıkları gördüğünüz zaman <strong>fosfen olgusunu deneyimlediniz</strong> demektir.</p>
<p style="text-align: justify;">Peki, gözümüz kapalı olduğu halde <strong>gördüğümüz bu ışıklar</strong> gerçekten var mı? <strong>Olayın bilimsel açıklaması kısaca şu şekilde:</strong> Gözümüzü sıkı sıkı kapattığınızda <strong>etrafına veya üzerine bastırdığınızda</strong> retinanızda yer alan ışığa duyarlı <strong>reseptörler yani foto reseptörler</strong> mekanik olarak uyarılıyor. Kaslarınızın uyguladığı basınç <strong>sinirlerin hareketine neden oluyor</strong> ve bu sinyalleri <strong>beyniniz ışık benzeri bir şekilde</strong> yorumluyor. Sadece gözünüzü ovalarken değil aynı durumu şiddetli <strong>bir hapşırıktan, gülmekten veya öksürmeden sonra da</strong> yaşayabilirsiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">1968 yılında nörolog <strong>Brandley</strong> görme engelli bir kadının <strong>beyninin görüntü işleme merkezine</strong> elektrotlar yerleştirerek <strong>bu bölgeleri elektriksel olarak</strong> uyarmışlardır. Kör kadın gerçekten de <strong>noktacık çubuk ve lekeler şeklinde ışık parçaları gördüğünü</strong> söylemiştir.  Bu deneyden yola çıkarak<strong> görme engelli bir kişi, beynin görüntü işleme bölgesinin farklı şekillerde</strong> elektriksel olarak uyarılması sonucunda gördüğü şekillerin sözlü olarak anlatılmasıyla<strong> bir yapay zekânın algoritmasının geliştirilmesi</strong> üzerine pek çok çalışma yapılmıştır. Bu teknoloji sayesinde <strong>cisimlerin yaklaşık olarak neye benzediklerine dair</strong> görme engelli insanlara <strong>yardımcı olmak</strong> mümkün olacaktır.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Görsel korteksin</strong> elektriksel uyarımını<strong> hedef alan bu tarz bir çalışmalarda</strong> şüphesiz en önemli parametre <strong>elektrotların</strong> geliştirilmesidir. Uygun bir elektrottan geçen akım sayesinde<strong> fosfenden kaynaklı görüntü</strong> oluşacaktır. Bu şekilde sağlanan <strong>görsel duygunun kalitesi</strong> birçok parametrenin, özellikle elektrotların sayısının ve aralıklarının bir fonksiyonuyla ilişkili olacaktır. <strong>Elektrot sayısı ve aralık için uygun değerlerin tahminlerini</strong> elde etmek için taşınabilir bir <strong>“fosfen”</strong> simülatörü ile bir dizi <strong>psikofiziksel deneyler</strong> şuana kadar bilim dünyasına<strong> pozitif katkılar</strong> yapmıştır.</p>
<p style="text-align: justify;">Belki de ileride bir gün<strong> körlüğe kesin tedavi olarak fosfen olgusundan yola çıkarak</strong> geliştirilen bu <strong>simülatörler</strong> çare olacaktır.</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/fosfen-olgusu-ve-korluk-tedavisi/">Fosfen Olgusu ve Körlük Tedavisi</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/fosfen-olgusu-ve-korluk-tedavisi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bilim İnsanları Kablosuz Olarak Kontrol Edilebilecek &#8220;Elektronik Hap&#8221; Geliştiriyor</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/bilim-insanlari-kablosuz-olarak-kontrol-edilebilecek-elektronik-hap-gelistiriyor/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/bilim-insanlari-kablosuz-olarak-kontrol-edilebilecek-elektronik-hap-gelistiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Mar 2019 13:34:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[elektronik hap]]></category>
		<category><![CDATA[kablosuz]]></category>
		<category><![CDATA[tıp]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tech-worm.com/?p=21031</guid>

					<description><![CDATA[<p>Draper ve Brigham ve Kadın Hastanesi MIT araştırmacıları; Bluetooth kablosuz teknolojisi kullanılarak uzaktan kontrol edilen bir “yutulabilir kapsül” tasarladı. İlacı vermek, çevresel koşullarını algılamak veya her ikisini birden sunmak için özelleştirilebilen kapsül, en az bir ay boyunca midede kalabilir. Bilgi iletebilecek şekilde geliştirilen bu kapsül ve kullanıcının akıllı telefonundan gelen talimatlara yanıt veriyor. 3D Baskı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/bilim-insanlari-kablosuz-olarak-kontrol-edilebilecek-elektronik-hap-gelistiriyor/">Bilim İnsanları Kablosuz Olarak Kontrol Edilebilecek &#8220;Elektronik Hap&#8221; Geliştiriyor</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Draper ve Brigham ve Kadın Hastanesi</strong> MIT araştırmacıları; <strong>Bluetooth kablosuz teknolojisi</strong> kullanılarak uzaktan kontrol edilen bir <strong>“yutulabilir kapsül”</strong> tasarladı. <strong>İlacı vermek, çevresel koşullarını algılamak</strong> veya <strong>her ikisini birden sunmak için</strong> özelleştirilebilen kapsül, <strong>en az bir ay boyunca midede</strong> kalabilir. <strong>Bilgi iletebilecek</strong> şekilde geliştirilen bu <strong>kapsül</strong> ve kullanıcının <strong>akıllı telefonundan gelen talimatlara</strong> yanıt veriyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>3D Baskı Teknolojisi</strong> kullanılarak üretilen kapsüller, özellikle <strong>ilaçların uzun bir süre boyunca alınması</strong> gereken durumlarda, <strong>çeşitli hastalıkları tedavi etmek için</strong> kullanılabilir. Ayrıca <strong>enfeksiyonları, alerjik reaksiyonları veya diğer olayları algılamak</strong> ve ardından <strong>yanıt olarak bir ilacı bırakmak için</strong> tasarlanabilirler.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>MIT</strong>&#8216;nin <strong>Makine Mühendisliği Bölümünde</strong> misafir bilim adamı olan <strong>Giovanni Traverso,</strong> “Sistemimiz, bir ilacın <strong>uygulanmasına</strong> ya da bir ilacın <strong>dozunun</strong> ayarlanmasına <strong>bir sinyalin yol göstermede yardımcı</strong> olabileceği ve <strong>kapalı döngü izleme</strong> ile <strong>tedavi</strong> sağlayabilir” diyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Bu cihazlar <strong>aynı zamanda hastanın veya doktorun akıllı telefonuna</strong> iletilecek olan bilgiyi bir araya getirebilecek <strong>diğer giyilebilir ve implante edilebilir</strong> tıbbi cihazlarla <strong>iletişim kurmak için</strong> kullanılabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>David H. Koch Enstitüsü Profesörü</strong> ve <strong>MIT&#8217;nin Koch Bütünleştirici Enstitüsü</strong> üyesi <strong>Robert Langer,</strong> “Üç boyutlu baskının bu gösterimi ve <strong>sindirilemez teknolojilerin mobil sağlık uygulamalarını</strong> kolaylaştıran yeni cihazlarla <strong>insanlara nasıl yardımcı olabileceği</strong> konusunda heyecan duyuyoruz” diyor.</p>
<h2 style="text-align: left;"><strong>Kablosuz İletişim</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Son birkaç yıldır, <strong>Langer, Traverso</strong> ve <strong>meslektaşları,</strong> şu anda enjekte edilmesi gereken ilaçların <strong>uzun süreli teslimatı için </strong>faydalı olacağına inandıkları <strong>çeşitli sindirilebilir sensörler</strong> ve <strong>ilaç dağıtım kapsülleri</strong> üzerinde çalışıyorlar. Ayrıca, <strong>HIV veya sıtma hastaları için</strong> gerekli olan <strong>katı dozaj rejimlerini</strong> sürdürmelerine <strong>yardımcı</strong> olabilirler.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Son çalışmalarında,</strong> araştırmacılar daha önce geliştirdikleri <strong>özelliklerin çoğunu bir araya getirmeye</strong> karar verdiler. <strong>2016 yılında araştırmacılar,</strong> pürüzsüz bir kapsül içine alınmadan önce <strong>katlanan altı kollu yıldız şeklinde bir kapsül</strong> tasarladılar. Yutulduktan sonra <strong>kapsül çözülür ve kollar genişler</strong> ardından <strong>cihazın mideye yerleşmesine</strong> izin verilir. Benzer şekilde, <strong>yeni cihaz yuttuktan sonra Y şeklinde</strong> açılır. Bu, cihazın <strong>küçük parçalara bölünmeden ve sindirim kanalından geçmeden önce</strong> yaklaşık <strong>bir ay boyunca midede</strong> kalmasını sağlar.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bu kollardan biri,</strong> çeşitli ilaçlarla yüklenebilen <strong>dört küçük bölmeyi</strong> içerir. Bu ilaçlar <strong>birkaç gün içinde</strong> kademeli olarak salınmalarını sağlayan <strong>polimerler</strong> içerisinde paketlenebilir. Araştırmacılar ayrıca, <strong>Bluetooth</strong> iletişimi yoluyla <strong>uzaktan açılacak bölmeleri</strong> tasarlayabileceklerini <strong>tahmin</strong> ediyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Cihaz ayrıca <strong>mide ortamını izleyen ve kablosuz bir sinyalle bilgi ileten</strong> sensörleri de taşıyabilir. Önceki çalışmada, araştırmacılar <strong>kalp atış hızı ve solunum hızı gibi hayati belirtileri</strong> tespit edebilen <strong>sensörler</strong> tasarladılar. Bu yazıda, <strong>kapsülün sıcaklığı izlemek ve bu bilgiyi doğrudan kol uzunluğu içindeki bir akıllı telefona aktarmak için kullanılabileceğini </strong>gösterdiler.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kong,</strong> “Sınırlı bağlantı aralığı <strong>arzu edilen bir güvenlik</strong> geliştirmesidir” diyor. “Kullanıcının <strong>fiziksel alanı içindeki kablosuz sinyal gücünün</strong> kendinden yalıtılması, cihazı <strong>istenmeyen bağlantılardan</strong> koruyabilir ve <strong>ek güvenlik &#8211; gizlilik koruması</strong> için <strong>fiziksel bir yalıtım</strong> sağlayabilir.”</p>
<p style="text-align: justify;">Tüm bu karmaşık elemanların <strong>üretimini mümkün kılmak için</strong> araştırmacılar<strong> kapsülleri 3 boyutlu yazdırmaya</strong> karar verdiler. Bu yaklaşım, <strong>kapsüller tarafından taşınan çeşitli bileşenlerin</strong> hepsinin <strong>kolayca dahil edilmesine</strong> ve kapsülün, <strong>midenin asidik ortamına dayanmasına</strong> yardımcı olan alternatif <strong>sert ve esnek polimer katmanlarından</strong> oluşturulmasına izin verdi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Kong,</strong> “Çok katmanlı 3-D baskı, <strong>geleneksel çok yönlü üretim teknikleri</strong> ile üretilemeyen benzersiz çok bileşenli mimariler ve <strong>fonksiyonel cihazlar oluşturan</strong> çok yönlü <strong>bir üretim</strong> teknolojisidir” diyor. “Gastrik ikamet süresinin <strong>belirli bir tıbbi uygulamaya dayanarak</strong> uyarlanabileceği ve yaygın olarak erişilebilir kişiselleştirilmiş <strong>bir tanı ve tedaviye yol açabilecek şekilde</strong> özelleştirilmiş sindirilebilir elektronikler oluşturabiliriz.”</p>
<h2 style="text-align: justify;"><strong>Erken Cevap </strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Araştırmacılar, <strong>bu tür sensörlerin hastalığın erken belirtilerini</strong> teşhis etmek ve ardından <strong>uygun ilaçlarla yanıt vermek için kullanılabileceğini</strong> öngörmektedir. Örneğin, <strong>kemoterapi</strong> veya <strong>immünosupresif ilaçlar</strong> alan hastalar gibi <strong>enfeksiyon riski yüksek olan belirli kişileri</strong> izlemek için kullanılabilir. Enfeksiyon tespit edilirse, <strong>kapsül antibiyotik salmaya</strong> başlayabilir. Veya cihaz, <strong>alerjik bir reaksiyon tespit ettiğinde antihistaminikler salgılayacak</strong> şekilde tasarlanabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Traverso,</strong> “Gastrik yerleşik elektroniklerin, <strong>hastalara uzaktan yardımcı olmak için</strong> mobil sağlık platformları olarak hizmet etme <strong>potansiyeli</strong> konusunda gerçekten heyecanlıyız” diyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Cihazın güncel sürümü küçük</strong> bir <strong>gümüş oksit batarya</strong> ile çalışıyor. Bununla birlikte, araştırmacılar, pili harici anten veya mide asidi gibi <strong>alternatif güç kaynaklarıyla</strong> değiştirme olasılığını araştırıyorlar.</p>
<p style="text-align: justify;">Araştırmacılar ayrıca <strong>kapsüller içerisine dahil edilebilecek başka tür sensörler</strong> geliştirmek için de çalışıyorlar. Bu yazıda, <strong>sıcaklık sensörünü domuzlarda test ettiler</strong> ve <strong>yaklaşık iki yıl içinde insan hastalarda sindirilebilir sensörleri test etmeye</strong> başlayabileceklerini tahmin ediyorlar. Ayrıca insan kullanımına yönelik <strong>teknolojiyi geliştirmek için çalışan bir şirket</strong> kurmuşlardır.</p>
<p><strong>Kaynak (Çeviri):</strong> <a href="https://scitechdaily.com/scientists-develop-electronic-pill-that-can-be-controlled-wirelessly/" target="_blank" rel="noopener">https://scitechdaily.com/</a></p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/bilim-insanlari-kablosuz-olarak-kontrol-edilebilecek-elektronik-hap-gelistiriyor/">Bilim İnsanları Kablosuz Olarak Kontrol Edilebilecek &#8220;Elektronik Hap&#8221; Geliştiriyor</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/bilim-insanlari-kablosuz-olarak-kontrol-edilebilecek-elektronik-hap-gelistiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nanoteknoloji, Farelerin Kızılötesi Olarak Görmesini Mümkün Kılabilir</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/nanoteknoloji-farelerin-kizilotesi-olarak-gormesini-mumkun-kilabilir/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/nanoteknoloji-farelerin-kizilotesi-olarak-gormesini-mumkun-kilabilir/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Mar 2019 13:15:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[biyoloji]]></category>
		<category><![CDATA[deney]]></category>
		<category><![CDATA[fare]]></category>
		<category><![CDATA[görme]]></category>
		<category><![CDATA[kızılötesi]]></category>
		<category><![CDATA[nanoteknoloji]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tech-worm.com/?p=21028</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nanoteknoloji ile güçlendirilmiş vizyona sahip fareler, kızılötesi ışığın yanı sıra görünür ışığı görebildi. 28 Şubat&#8217;ta yayınlanan bu araştırma Cell dergisinde yayınladı. Farelerin gözlerinde tek bir nanopartikül enjeksiyonu, minimum yan etkilerle 10 hafta boyunca infrared vizyon sağladı. Böylece gün içerisinde bile kızılötesi ışık görmelerini sağladılar ve farklı şekiller arasında ayrım yapabilmek için yeterince özgünlükleri bulunuyordu. Bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/nanoteknoloji-farelerin-kizilotesi-olarak-gormesini-mumkun-kilabilir/">Nanoteknoloji, Farelerin Kızılötesi Olarak Görmesini Mümkün Kılabilir</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>Nanoteknoloji</strong> ile güçlendirilmiş vizyona sahip fareler, <strong>kızılötesi ışığın</strong> yanı sıra <strong>görünür ışığı</strong> görebildi. 28 Şubat&#8217;ta yayınlanan bu araştırma <strong>Cell</strong> dergisinde yayınladı. <strong>Farelerin gözlerinde</strong> tek bir <strong>nanopartikül enjeksiyonu,</strong> minimum yan etkilerle <strong>10 hafta boyunca infrared vizyon</strong> sağladı. Böylece gün içerisinde bile <strong>kızılötesi ışık görmelerini</strong> sağladılar ve <strong>farklı şekiller arasında</strong> ayrım yapabilmek için yeterince <strong>özgünlükleri</strong> bulunuyordu. Bu bulgular <strong>sivil şifreleme, güvenlik ve askeri operasyonlardaki</strong> potansiyel uygulamalar da dahil olmak üzere <strong>insan kızılötesi görme teknolojilerinde</strong> gelişmelere yol açabilir.</p>
<p><iframe width="1000" height="563" src="https://www.youtube.com/embed/DartvINgN8k?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture" allowfullscreen></iframe></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>İnsanlar ve diğer memeliler,</strong> gökkuşağının dalga boylarını içeren, görünür ışık denilen <strong>bir dizi dalga boyu ışığını</strong> görmekle sınırlıdır. Ancak daha uzun bir dalga boyuna sahip olan <strong>kızılötesi radyasyon</strong> etrafımızdadır. <strong>İnsanlar, hayvanlar ve nesneler </strong>ısı yaydıkça <strong>kızılötesi ışık yayar</strong> ve nesneler kızılötesi ışığı da yansıtabilir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi</strong>&#8216;nden kıdemli yazar <strong>Tian Xue,</strong> &#8220;İnsanın doğal vizyonuyla algılanabilen görünür ışık, <strong>elektromanyetik spektrumun</strong> çok küçük bir kısmını kaplar&#8221; diyor. &#8220;Elektromanyetik dalgalar <strong>görünür ışıktan daha uzun veya daha kısa</strong> bilgi veriyor.&#8221;</p>
<p style="text-align: justify;">Çin Bilim ve Teknoloji Üniversitesi&#8217;nden <strong>Xue ve Jin Bao</strong>&#8216;nun yanı sıra, <strong>Massachusetts Üniversitesi Tıp Fakültesi</strong>&#8216;nden <strong>Gang Han</strong>&#8216;ın liderliğindeki çok disiplinli bir bilim insanı grubu, <strong>nanoteknolojiyi </strong>gözün mevcut yapılarıyla <strong>çalışmak üzere</strong> geliştirdi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Han,</strong> “Işık göze girdiğinde ve retinaya çarptığında, çubuklar ve <strong>koniler</strong> &#8211; veya <strong>fotoreseptör hücreler</strong> &#8211; fotonları <strong>görünür ışık dalga boylarında</strong> emer ve karşılık gelen <strong>elektrik sinyallerini</strong> beyne gönderir” diyor. “Kızılötesi dalga boyları <strong>fotoreseptörler</strong> tarafından <strong>absorbe edilemeyecek kadar uzun olduğu için</strong> onları algılayamıyoruz.”</p>
<p style="text-align: justify;">Bu çalışmada, bilim adamları <strong>fotoreseptör</strong> hücrelere sıkıca tutturulabilen ve <strong>küçük kızılötesi ışık dönüştürücüler</strong> gibi davranabilen <strong>nanoparçacıklar</strong> ürettiler. Kızılötesi ışık retinaya çarptığında, <strong>nanopartiküller</strong> daha uzun kızılötesi dalga boylarını yakalar ve görünür ışık aralığında daha kısa dalga boyları yayar. Yakındaki <strong>çubuk veya koni daha kısa dalga boyunu emer</strong> ve sanki görünür bir ışık <strong>retinaya çarpmış gibi normal bir sinyal</strong> gönderir.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Bao,</strong> “Bizim deneyimizde <strong>nanopartiküller</strong>, 980 nm dalga boyu civarında kızılötesi ışığı emdi ve <strong>535 nm&#8217;de en yüksek ışığa dönüştürdü,</strong> bu da kızılötesi ışığın <strong>yeşil renkte görünmesini</strong> sağladı” diyor.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Araştırmacılar,</strong> nanoparçacıkları, insanlar gibi kızılötesi olarak doğal olarak göremeyen farelerde test ettiler. Enjeksiyonları alan fareler <strong>bilinçsiz fiziksel işaretler</strong> gösterdi, öğrenciler gibi daralan kızılötesi ışık saptadıklarını, <strong>sadece tampon çözeltiyle enjekte edilen farelerin</strong> kızılötesi ışığa cevap vermediklerini belirttiler.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Farelerin</strong> kızılötesi ışığa duyarlı olup olmadıklarını <strong>test etmek için,</strong> araştırmacılar farelerin gündüz koşullarında <strong>kızılötesi görebildiğini</strong> ve <strong>aynı anda görülebilir ışıkta olduğunu göstermek için</strong> bir dizi <strong>labirent</strong> görevi kurdular.</p>
<p style="text-align: justify;">Nadir durumlarda, <strong>bulutlu kornealar gibi enjeksiyonlardan</strong> yan etkiler meydana geldi, ancak <strong>bir haftadan kısa bir sürede</strong> kayboldu. Buna sadece enjeksiyon işlemi <strong>neden olmuş</strong> olabilir? Çünkü <strong>sadece tampon çözeltinin enjeksiyonunu</strong> alan fareler bu <strong>yan etkilere benzer oranda</strong> sahiptir. Diğer testler, sub-retinal enjeksiyonlardan sonra <strong>retina yapısına</strong> zarar vermedi.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Xue,</strong> &#8220;Çalışmamızda, hem çubukların hem de konilerin <strong>bu nanoparçacıkları bağladığını</strong> ve yakın kızılötesi ışık tarafından <strong>aktive edildiğini</strong> gösterdik&#8221; diyor. “Bu yüzden <strong>bu teknolojinin insan gözünde de işe yarayacağına </strong>inanıyoruz, <strong>yalnızca süper vizyon oluşturmak için değil</strong> aynı zamanda insan <strong>kırmızı renkli görme eksikliklerinde</strong> de <strong>terapötik</strong> çözümler üretmek için kullanılabilir.”</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Mevcut kızılötesi teknolojisi,</strong> ortamdaki gün ışığı ile sınırlı olan ve dış güç kaynaklarına ihtiyaç duyan <strong>dedektörlere ve kameralara</strong> dayanır. Araştırmacılar, <strong>biyo-entegre nanoparçacıkların</strong> sivil şifreleme, güvenlik ve askeri operasyonlardaki <strong>potansiyel kızılötesi uygulamalar</strong> için daha fazla arzu edildiğine inanıyor. <strong>Han,</strong> “Gelecekte, <strong>FDA onaylı bileşiklerden yapılmış,</strong> daha parlak kızılötesi görüşle sonuçlanan <strong>yeni organik bazlı nanoparçacık versiyonuyla</strong> teknolojiyi geliştirmek için yer olabileceğini düşünüyoruz” diyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Araştırmacılar ayrıca, <strong>nanoparçacıkların</strong> emisyon <strong>spektrumunu</strong> insan gözlerine uyacak şekilde ayarlamak için <strong>daha fazla çalışmanın yapılabileceğini</strong> düşünüyorlar; bu, farelerin gözlerine kıyasla merkezi görüş için çubuklardan daha fazla koni kullanıyor. <strong>Xue,</strong> “Bu heyecan verici bir konudur, çünkü burada <strong>mümkün kıldığımız teknoloji, </strong>insanların <strong>doğal yeteneklerimizin ötesinde</strong> görmelerini sağlayabilir” dedi.</p>
<p>Kaynak (Çeviri): <a href="https://www.eurekalert.org/pub_releases/2019-02/cp-nmi022019.php" target="_blank" rel="noopener">https://www.eurekalert.org/</a></p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/nanoteknoloji-farelerin-kizilotesi-olarak-gormesini-mumkun-kilabilir/">Nanoteknoloji, Farelerin Kızılötesi Olarak Görmesini Mümkün Kılabilir</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/nanoteknoloji-farelerin-kizilotesi-olarak-gormesini-mumkun-kilabilir/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Google Güney Kore’deki Yapay Zeka Çalışmalarını Artırıyor!</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/google-guney-koredeki-yapay-zeka-calismalarini-artiriyor/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/google-guney-koredeki-yapay-zeka-calismalarini-artiriyor/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Alper Kaya]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Mar 2019 22:50:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[google]]></category>
		<category><![CDATA[google yapay zeka]]></category>
		<category><![CDATA[güney kore]]></category>
		<category><![CDATA[teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[yapay zeka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.tech-worm.com/?p=20983</guid>

					<description><![CDATA[<p>ABD merkezli teknoloji devi Google, özellikle sağlık alanında olmak üzere Güney Kore’deki “Yapay Zeka” (AI) çalışmaları ve araştırmalarını artırmayı hedeflediğini duyurdu. Yonhap haber ajansında yer alan habere göre şirket yetkilileri, Güney Kore başkenti Seul’da düzenlenen bir forumda yaptıkları açıklamada Google’ın “yapay zeka ile topluma, insanlara ve ekonomiye fayda sağlamayı” amaçladığını söyledi. Google AI ürün yöneticisi [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/google-guney-koredeki-yapay-zeka-calismalarini-artiriyor/">Google Güney Kore’deki Yapay Zeka Çalışmalarını Artırıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><strong>ABD</strong> merkezli teknoloji devi <strong>Google,</strong> özellikle <strong>sağlık alanında</strong> olmak üzere <strong>Güney Kore</strong>’deki <strong>“Yapay Zeka”</strong> (AI) çalışmaları ve araştırmalarını <strong>artırmayı hedeflediğini</strong> duyurdu. <strong>Yonhap</strong> haber ajansında yer alan habere göre şirket yetkilileri, <strong>Güney Kore başkenti Seul’da düzenlenen bir forumda</strong> yaptıkları açıklamada Google’ın <strong>“yapay zeka ile topluma, insanlara ve ekonomiye fayda sağlamayı”</strong> amaçladığını söyledi.</p>
<p style="text-align: justify;">Google AI ürün yöneticisi <strong>Dr. Lily Peng</strong> “Retina taramalarıyla <strong>bir hastanın gelecek beş yıl içinde</strong> kardiyovasküler hastalık geçirme riskini <strong>yüzde 70 öngörebileceğiz</strong>” dedi. <strong>Peng,</strong> Google’ın yaklaşık <strong>300 bin hastadan alınan veriyle</strong> makine öğrenimi <strong>algoritmasını</strong> birleştirdiği ve <strong>retina taramalarını</strong> göz önüne alarak risk faktörlerini belirlediğini söyledi. Ayrıca <strong>Peng ve ekibi,</strong> görme bozukluğuna sebep olan <strong>şeker hastalığı retinopatisi için</strong> bir öğrenme modeli testi oluşturdu.</p>
<p style="text-align: justify;">Google, söz konusu <strong>makine öğrenimi modellerinin</strong> geliştirilmesi için <strong>TensorFlow</strong> açık kaynak kitaplığını kullanıyor.</p>
<p>Kaynak: <strong>https://www.ntv.com.tr/</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/google-guney-koredeki-yapay-zeka-calismalarini-artiriyor/">Google Güney Kore’deki Yapay Zeka Çalışmalarını Artırıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/google-guney-koredeki-yapay-zeka-calismalarini-artiriyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Epigenetik Özelliklerin Nesiller Boyunca Aktarılması</title>
		<link>https://www.tech-worm.com/epigenetik-ozelliklerin-nesiller-boyunca-aktarilmasi/</link>
					<comments>https://www.tech-worm.com/epigenetik-ozelliklerin-nesiller-boyunca-aktarilmasi/#respond</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merve Cicioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 27 Jul 2018 13:06:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[bilim]]></category>
		<category><![CDATA[dan]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik nedir]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik özellikler]]></category>
		<category><![CDATA[epigenetik özelliklerin aktarılması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://www.tech-worm.com/?p=16824</guid>

					<description><![CDATA[<p>Epigenetik Nedir? Epigenetik, DNA dizisindeki değişikliklerden kaynaklanmayan, ama aynı zamanda nesilden nesile aktarılabilen gen ifadesi değişikliklerini inceleyen bilim dalıdır. Yani DNA dizisi hiçbir şekilde değişmezken bazı genler çok veya az çalışabiliyor bu da görünüşte bazı değişikliklere yol açabiliyor. Bu durumda beslenme alışkanlığı, zararlı madde kullanımı, spor hatta iklim bile etkili.  Epigenetik kavramını daha iyi anlayabilmek [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/epigenetik-ozelliklerin-nesiller-boyunca-aktarilmasi/">Epigenetik Özelliklerin Nesiller Boyunca Aktarılması</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h2 style="text-align: left;"><strong>Epigenetik Nedir?</strong></h2>
<p style="text-align: justify;"><strong>Epigenetik,</strong> DNA dizisindeki değişikliklerden kaynaklanmayan, ama <strong>aynı zamanda nesilden nesile aktarılabilen</strong> gen ifadesi değişikliklerini inceleyen <strong>bilim dalıdır.</strong> Yani DNA dizisi hiçbir şekilde değişmezken bazı genler çok veya az çalışabiliyor bu da görünüşte bazı değişikliklere yol açabiliyor. <strong>Bu durumda beslenme alışkanlığı, zararlı madde kullanımı, spor hatta iklim bile etkili. </strong></p>
<p style="text-align: justify;">Epigenetik kavramını daha iyi anlayabilmek için meşhur <strong>epigenetik hikayesine</strong> bir göz atalım.</p>
<p style="text-align: justify;"><strong>Darwin ile Freud</strong> bir gün beraber içmeye gitmişler orada sohbet ederlerken bir kadın yanlarına gelmiş ve kızından bahsetmiş: <strong>“Ey yeryüzünün en büyük dâhileri, kızımın bir derdi var, bu derdin nedenini ancak siz bilebilirsiniz.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Darwin ve Freud merakla sormuşlar<strong> “Kızınızın neyi var?”</strong></p>
<p style="text-align: justify;"><strong>“Kızım çok mutsuz, kötümser, kavgacı, beni deli ediyor”.</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Darwin hiç düşünmeden yanıtlamış,<strong> “kızınızın sorunu, genetik”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Freud ise <strong>“hayır”</strong> demiş, <strong>“sorun anneden kaynaklanıyor.”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Anne şaşırmış, çaresizce sormuş, <strong>“hanginiz doğru söylüyor?”</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Tam o sırada yoldan geçen <strong>Conrad Waddington</strong> soruyu yanıtlamış, “<strong>ikisi de doğru söylüyor hanımefendi, sorun epigenetik”.</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="aligncenter  wp-image-22958" src="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/dna-chromatin-histone.jpg" alt="" width="721" height="396" srcset="https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/dna-chromatin-histone.jpg 950w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/dna-chromatin-histone-300x165.jpg 300w, https://www.tech-worm.com/wp-content/uploads/2018/07/dna-chromatin-histone-768x422.jpg 768w" sizes="auto, (max-width: 721px) 100vw, 721px" /></p>
<h2 style="text-align: left;"><strong>Biraz Daha Derinlemesine Epigenetik</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Gen haritaları çıkarıldığında hastalığın olduğu yer bilinecek kişilere göre tedaviler uygulanacak, genetik hastalıklar tamamen yok olacak deniliyordu. <strong>Ama hesaba katılmayan şey epigenetik faktörlerdi.</strong> Yani çevre tahmin edilenden daha çok insanların genetiğini etkileyebiliyordu. <strong>Yanıtlanması gereken o kadar fazla soru var ki!</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Son yıllarda kanser biyologları bu hastalığın klasik genetikle açıklanamayacağını savunmaya başladılar.Onlara göre kanser ve çeşitleri DNA metilasyonu, histon modifikasyonları,  nükleozom konumlandırma, kodlama yapmayan RNA’lar ve mikroRNA ekspresyonundaki değişiklikleri kapsayan epigenetik mekanizmalarla birlikte değerlendirilmelidir.</p>
<h2 style="text-align: left;"><strong>Epigenetik Çalışmaları</strong></h2>
<p style="text-align: justify;">Duke Üniversitesi’nden <strong>Randy Jirtle ve Dana Dolinoy,</strong> tek yumurta ikizi olan yani herşeyiyle birebir aynı olan ikiz farelerin dış görünüşünde ve hastalıklara yakalanma oralnalarında farklılık görüyorlar. Birinin rengi kahverengiye dönerken ki bu normal bir renk kabul ediliyor dğerinşn rengi sarıya dönmeye başlıyor. Sarı fare çok kilo almaya başlıyor. Dolayısıyla diyabet ve kanser riski artmış oluyor.Kıl renkleri de farklı olan bu farelerde,çalışmaların ilerleyen aşamalarında <strong>“agoti”</strong> adlı, kıllara renk veren genin sarı farede aktifken, kahverengi ikizinde susmuş vaziyette olduğu belirlenmiştir. <strong>Peki neden?</strong> Araştırmacılar bu durumun annenin beslenmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığını merak ediyorlar ve <strong>bisfenol A (BPA)</strong> adı verilen  plastik şişelerde, plastik gıda ambalajlarında hatta biberonlarda bile bulunan kimyasalla deneylere başlıyorlar. Hamilelik esnasındafarelerin besinlerine BPA eklendiği zaman, sarı renkli obez yavruların sayısının oldukça arttığı görülmüştür. Bu durumu, annenin besinindeki BPA’nın doğacak olan yavruların kıl rengini belirleyen genin çalışmasını etkilemesi olarak açıklamışlardır. <strong>Bu deneyin devamında farklı  maddeler ekleyerek durumun nedenini açıklamaya çalışmışlar.</strong> İşte bu çalışma <strong>epigenetik</strong> olarak bir durumun en güzel açıklaması.</p>
<p style="text-align: left;"><strong>Sonuç Olarak;</strong></p>
<p style="text-align: justify;">Epigenetikle beraber bizim bildiğimizin çok ötesinde yeni bir bakış açısı geldi.<strong> Açıklanamayan tuhaf durumlara bir cevap oldu. </strong>Günümüzde de devam eden  çalışmaların ışığında, bazı kalıtsal hastalıklar ve kanser gibi mekanizmaları artık tam olarak anlayabileceğiz.</p>
<p>The post <a href="https://www.tech-worm.com/epigenetik-ozelliklerin-nesiller-boyunca-aktarilmasi/">Epigenetik Özelliklerin Nesiller Boyunca Aktarılması</a> appeared first on <a href="https://www.tech-worm.com">TechWorm</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.tech-worm.com/epigenetik-ozelliklerin-nesiller-boyunca-aktarilmasi/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>0</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
