Bilgi

Sınavdan Yüksek Not Almak İçin Nasıl Ders Çalışılmalıdır?


Başarısızlığın aslında hiçbir gerekçesi yok. Bir sınavdan düşük not almanın tek bir sebebi var. Çalışmamak! Aklım almıyor, anlayamıyorum, ben sözelciyim matematik bana göre değil, fizik hocası bana takmış, hastaydım, yok misafir gelmişti vs. gibi bahanelerin arkasına sığınarak hiçbir şey elde edemeyeceğinizi öğrenmeniz gerekiyor.  Öncelikle başarılı veya başarısız olmanızın –aileniz dışında- kimsenin umurunda olmayacağını hatta başarısızlığınızın başkaları tarafından mutlulukla karşılanacabileceğini hatırlatarak başlayalım.

Vay efendim falanca çok zeki o yüzden yüksek not alıyor gibi beynimize yerleşmiş bir algı var. Halbuki biraz temele indiğinizde yüksek not almanın sadece çalışmakla elde edileceğini göreceksiniz. Hiç kimse anasının karnında trigonometriyi, logaritmayı veya kadeş anlaşmasının neden yapıldığını öğrenmiyor. Bunlar tamamen biraz ilgi ve biraz bilgiyle gerçekleşen şeyler.

Bir öğretmen olarak (-zamanında) kendimden biraz örnek vereyim. İlköğretim yıllarım başarısız bir öğrenci olarak geçti. Öyle ki 7,8 ve 9. sınıfları zor bela geçtim diyebilirim.  Matematik, Fen gibi derslerden geçer not almak ve bir üst sınıfa atlamak için artık bütün ipleri bırakacak duruma gelmiştim. Çevremde ki arkadaşlarımın aslında okumak gibi bir amacı olmadığından sabahtan akşama kadar top peşinde koşarak zaman geçiriyordum. Aslında her zaman bir hayalim vardı ama en basit konuları bile çözemeyecek kapasitede biri haline gelmek tabiri caizse utanç verici bir durumdu. Aile baskısı altında kalan başarısızlık katlanılamaz bir duruma geldiğinde biraz çalışmanın artık zamanı geldiğini düşündüm. Liseye başladığım zaman en arka sırada oturmaya devam ettim. Ancak bu kez farklı bir ortama denk geldim. Arkadaş ortamım değiştiğinden ilgi alanım birkaç kişi ile basketbol oynamak ve ders çalışmak üzerine şekillenmeye başlamıştı. Arkadaş çevrem memur çocuklarının cirit attığı bir ortam olunca tabiri caizse ineklerin içinde serseri bir mayın gibi kalmıştım. İlk olarak yaptığım şey –biraz zorunlu olarak- dersleri dinlemek oldu. Çünkü sıra arkadaşlarım tahtaya bakmak dışında çok fazla bir şey yaptıkları yoktu. Neyse ki bende onların baktığı yöne bakarak dersleri anlamaya anlamlandırmaya başlamıştım. Eve gittiğimde günün konularını üzerine birkaç saatliğine kafa yormaya başladım. Telefon ve televizyon gibi ilgi alanlarımı bir kenara bırakıp özellikle sayısal derslerin üzerinde hobiye dönüşen bir deneyim kazandım. Hatta durum öyle bir hale geldi ki derslerde not tutmamaya başladım. Sadece bir kağıt bir kalem alıp derslere giriyordum. Problem çözmenin verdiği mutluluk ilginç bir şekilde daha fazla çalışmama neden olmuştu. Örneğin geometri dersi için bir sonraki derste öğrenilecek olan konular üzerinde çalışıp derse öyle giriyordum. Çok çalışmıyordum! Sadece öğrendiğim şeyin mantığını anlamaya çalışıyordum. Örneğin bir üçgenin iç açılarının toplamı 180 dediğinizde bunun neden 100 veya 150 olmadığını bilmediğinizde öğrenmiş olduğunuz bilginin bir önemi kalmıyordu.  Sayısal problemleri çözmede ilk keşfettiğim şey “mantık” olmuştu. Mantığını çözemediğiniz bir konu salt ezberleyerek bir adım yol alınamayacağını öğrendiğim vakit derslerden yüksek not almaya başladım. Durum öyle bir hale geldi ki kendim bile başarılı bir öğrenciye dönüşmeyi anlamaz hale gelmiştim. Mevcut durumum okulda popüler biri haline getirince başarılı bir öğrenciyken başarısız konuma düşmenin korkusu içime düşmedi değil. İster istemez başarılı olan öğrencilerle –gizli bir rekabetin- içine düştüğümü fark ettim. Tabi bu durum biraz daha fazla çalışmayı tetiklemişti. Sözel dersleri ise aynı şekilde biraz daha ilginç hale getirerek not tutarak geçirdim. Sadece önemli noktaların altını çizerek, renkli kalemle üstünden geçerek –birkaç defa- okumaya başladım. Hatta bazen bir olayın neden, nasıl olduğunu veya sonuçlarını araştırarak ilginç şeyleri bulduğumda daha kalıcı hale geliyordu. Örneğin tarihin ilk yazılı anlaşması olan Mısırlılar ve Hititliler arasında gerçekleşen “Kadeş Antlaşmasının” nedeninin savaş sırasında güneş tutulması gerçekleşince iki tarafında “ulan tanrılar bizi cezalandırıyor galiba” demesi ile hafızama kazınmıştı. Belki böyle olmamıştı ama bu bilgi otomatik olarak öğrenmemi sağlamıştı. Zaten sözel  –özellikle tarihsel- konuların temel olayı kısaca 5N1K şeklinde düşünebilirsiniz. Ne, nerede, nasıl, ne zaman, neden ve kim sorusunu yan yana kısaca koyduğunuzda olayın özetini öğrenmiş oluyorsunuz.

Peki ne oldu? Okulda derece yapmamı sağlayan şey aslında çalışmak dışında bir şey değildi. Bu çalışmanın karşılığında Üniversite yıllarını gezerek-tozarak geçirdim diyebilirim. Vaktimin çok kısa bir anını ders çalışmaya ayırıp geri kalanını bohem bir gezgin gibi geçirdim durdum. Ve bu durum zamanında ders çalışmanın bana kazandırmış olduğu bir şeydi.

Sonuç olarak bir sınavdan not almak istiyorsanız öncelikle çalışmalısınız. Çalışmadan hiç kimse ama hiç kimse iyi not alamaz! Öğrenilen her bilgi bir şekilde bir temele dayandığını unutmayınız. Bugün size gereksiz gibi gelen ve işinize yaramayan bir bilgi bir gün öyle-böyle karşınıza kesinlikle ama kesinlikle çıkacaktır. Çalıştığınız konuları kesinlikle bir kez okuyun, anlamasanız bile kesinlikle bir kez okuyun. İkinci okumada anlamlandırmaya çalışın. Anlamadığınız yerleri farklı kaynaklara bakarak ne olduğuna bakın. Artık bilişim çağında yaşıyoruz. Akıllı bir telefondan veya bilgisayarınızdan bir konu hakkında detaylı bilgilere erişmeniz mümkün. Önemli olduğunu düşündüğünüz yerleri altını çizin renkli kalemlerle boyayın, kitabın sağına soluna not alın. Sizde verilen kitapları temiz kullanın diye değil öğrenin diye verildiğini unutmayın. Kitabı siyaha boyamak gerekiyorsa boyayın! Sonuçta aldığınız kitabı müzeye koymayacaksanız, öğrenmek adına gerekirse kitabı parçalayın!

Planlı çalışın! Aynı anda tüm dersleri tek seferde çalışmayı denemeyin. Bir günde en fazla birbirine yakın iki veya en fazla üç dersi çalışın. Konuları kesinlikle ilk üniteden başlayarak planlı bir şekilde ilerleyin. Bağımsız konuları farklı ünitelerden başlayabilirsiniz. Ancak bağımlı konuları kesinlikle ilk adımdan itibaren öğrenmeye çalışın. Bir derse çalışmaya başladığınızda hangi ders olursa olsun not alın. Kısa özetler çıkarabilir veya konu başlıklarını yazabilirsiniz. Bir kitabı açtığınızda İÇİNDEKİLER kısmına kaba-taslak göz atın. Ve o dersin tam olarak neyi amaçlamış olduğunu basit bir şekilde öğrenin.  Çok çalışmak yerine anlamlı bir çalışma mantığı ile hareket edin. Çok çalışmanın çoğu zaman bir zaman kaybı olduğunu unutmayın. Sosyal hayatı engelleyecek düzeyde bir çalışmanın size hiçbir faydası dokunmayacağını bilin.  Ailenize ve çevrenizdekilere zaman ayırmayı ihmal etmeyin.

Ders derste öğrenilir. Öğretmene odaklanın ve NOT alın! Çöpe atacaksanız bile not alın! Dinlediklerinizi kağıda aktardığınızda hızlı bir öğrenme elde edeceksiniz. Dikkatinizi dağıtacak kitap, defter, telefon gibi şeyleri ulaşamayacağınız veya görmeyeceğiniz bir yere alın. Kesinlikle derse katılım gösterin. Öğretmeninizi tanıyın ve iletişim halinde olun. Sizi tanımasını sağlayın. Anlamadığınız veya anlamlandıramadığınız konuları paylaşın. Başkasını rahatsız edecek düzeyde “öğretmenim ben, öğretmenim ben” hareketlerinden kaçının. Arkadaşlarınızın sevmediği davranışlardan kaçınmanız ve öğrendiğiniz bilgileri paylaşmanız hem sosyal olmanızı, hem sevilmenizi hem de öğrenmenizi pekiştirecektir. Kitap okumaya, müzik dinlemeye, film izlemeye, spor yapmaya, gezmeye-tozmaya kesinlikle vakit ayırın. Bunları çalışmanızın karşılığı olarak değil, hayatınızda olması gerekenler olduğunu unutmayın.

Evde veya başka bir alanda çalışıyorsanız iletişim aygıtlarını kapatın! Çalışmanızı engelleyecek düzeyde seslerden uzak durun. Eğer çalışma ortamınız yoksa ilk olarak size en yakın “bir kütüphane” de çalışmaya çalışın. Başarılı öğrencilerin çoğu bir şekilde kütüphane de vakit geçirdiğini göreceksiniz. Düzenli olarak günde 1-2 saat çalışmanız size yeterli olacaktır. Günde 5-10 saat çalışmanızın hiçbir karşılığı yoktur. Odaklanacağınız maksimum süre 3 saattir. Çalışma esnasında su, çay veya kahve gibi içecekler alabilirsiniz. Sizi çalışmaya yoğunlaştıracak veya uzaklaştıracak etkenleri göz önünde bulundurun. Örneğin çok güneş alanda çalışmaktan uzak durun, çalışırken bilgisayarınızı mümkünse kapatın, kalabalık bir ortamda ders çalışmayın, telefon-tablet gibi aygıtları sessiz moda alarak ulaşamayacağınız bir yere alın.

Arkadaşlarınızı seçin! Arkadaşlarınızı seçme hakkına sahipsiniz. Mevlana’nın “Bana Arkadaşını Söyle Sana Kim Olduğunu Söyleyeyim” sözü kuşkusuz arkadaş çevremizin ne kadar önemli olduğunu ortaya koyan güzel sözlerden. Başarısız olmanızı sağlayacak veya kötü alışkanlıkları edineceğiniz çevreden uzak durun.

Hedeflerinizi belirleyin ve ilerde nerede olmak istediğinizi kesinlikle düşünün. Bir müzik aleti çalmayı öğrenin ve öğrenmeyi hobi haline getirin. Bir dili öğrenin! Yabancı diziler, filmleri orijinal dilde izleyin farklı dilde yazılmış makaleleri okumaya çalışın. Dinlediğiniz yabancı müziklerin anlamlarını öğrenin ve eşlik edin.

Öğrenme adına, kendi hayatınız adına attığınız en ufak bir adımın yaşamınızın herhangi bir döneminde karşınıza çıkacağına emin olabilirsiniz. Başarılı olmak kendiliğinden gelen bir şey değildir. Dünyanın en zengin adamı bile zenginliğini, hayatını elde ettiği bilgi sayesinde gerçekleştirdiğini göreceksiniz.

Yorum Yapınız!

Yorum Bırakın!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top