Bilgi

Uzaya İlk Çıkan İnsan “Yuri Gagarin” Kimdir?


Sovyetler Birliği (SSCB) savaş pilotu ve kozmonutu Yuri Alekseyeviç Gagarin, 9 Mart 1934’te Gzhatsk yakınlarındaki Klushino köyünde doğdu. Ebeveynleri kolektif bir çiftlikte çalışıyordu. Aleksey İvanoviç Gagarin; marangoz ve tuğla yapıcı, Anna Timofeyevna Gagarin ise bir sütçü olarak çalışıyordu. Yuri ailenin dört çocuğundan üçüncüsüydü. Diğerleri büyük kardeş Valentin, ablası Zoya, ve küçük kardeşi Boris.

Bir dökümhanede çıraklığa başlayan Gagarin daha sonra Saratov`da bulunan yüksek teknik okuluna seçildi. Oradayken “Hava Kulübüne” girdi ve küçük uçaklarla uçmayı öğrendi. Bir hobi olarak başladığı bu iş zamanla hayatının önemli bir bölümünü kaplamaya başladı. Gagarin; 1955’te teknik okuldan mezun olduktan sonra, Sovyet Ordusuna girmeye hazırlanıyordu. Bir öneri üzerine, Gagarin, Orenburg’daki İlk Chkalov Hava Kuvvetleri Pilot Okulu‘na gönderildi ve 1957’de MiG-15‘i tek başına kullandı. Buradayken Orenburg Tıp Fakültesi‘nden tıp teknisyeni mezunu Valentina Ivanovna Goryacheva ile tanıştı. Gagarin Orenburg’tan mezun olduğu aynı gün 7 Kasım 1957‘de evlendi. Mezuniyet sonrası, korkunç havanın uçmayı riskli hale getirdiği Norveç sınırına yakın Murmansk Oblast’taki Luostari hava üssüne atandı. 5 Kasım 1957’de Sovyet Hava Kuvvetleri‘nde Teğmen oldu; 6 Kasım 1959’da Kıdemli Teğmen rütbesine yükseldi.

1960’ta, yoğun araştırma ve eleme sürecinden geçtikten sonra Yuri Gagarin, 19 pilotla Sovyet Uzay Programı için seçildi. Gagarin, Vostok programının ilk kozmonotlarının seçileceği Soçi Altı adlı seçkin bir eğitim grubu için seçildi. Gagarin ve diğer muhtemel adaylar, fiziksel ve psikolojik dayanıklılığı test etmek için tasarlanmış deneylere tabi tutuldu; yaklaşmakta olan uçuş için de eğitim gördü. En sonunda gene yetenekli ve başarılı bir kozmonot olan German Titov ile Yuri Gagarin arasında bir tercih yapılacaktı, Yuri Gagarin seçildi. Bu seçimde soğuk Titov`un aksine Yuri`nin güler yüzlü ve cana yakın bir karakterinin olması ve sade bir çocukluk sürmesinin önemli olduğu söylenir.

12 Nisan 1961‘de Baykonur Uzay Üssünden fırlatılan Vostok-1 isimli uzay aracıyla uzaya çıkarak Dünya yörüngesinde turunu tamamladı. Böylece hem dünya yörüngesinde gezen, hem de uzaya çıkan ilk insan olmayı başarmış oldu. Tabii bu başarısıyla birlikte uzay çağını başlatmış olan Gagarin, uluslararası bir ün kazandı ve ülkenin en büyük onuru olan “Sovyetler Birliği Kahramanlığı” dahil pek çok madalya ve unvan ödülüne layık görüldü.

Gagarin, daha sonra 1962’de Moskova dışında bulunan Kozmonot Eğitim Merkezi‘nin antrenör yardımcısı oldu. Kurumun antrenör vekili olma sürecinde, Gagarin‘in savaş uçağı pilotu olmaya yeniden hak kazanması gerekiyordu. 27 Mart 1968‘de MiG-15 model uçağıyla rutin bir deneme sürüşü sırasında eğitmeniyle birlikte (34 yaşında) hayatını kaybetti. (Not: Ölümünden sonra 1968’de Gagarin olarak adlandırılmıştır.) Kazaya neyin sebep olduğu bilinemedi.

1968 yılında yapılan bir soruşturmada Su-11 model bir uçağın yol açtığı türbülansın kazaya yol açtığı söylendi. Aynı zamanda hava koşulları da kötüydü.

Başka bir söylenti de Gagarin`in sarhoş olduğudur. Ama uçuştan önce iki testten geçti ve yapılan araştırmalarda alkol veya uyuşturucu izine rastlanmadı. Kaza olmadan biraz önce, Gagarin’in roketin mühendislerine küfrettiği söylenir.

Yeni bir teori de pilot kabininin yanlışlıkla açıldığı ve bir anda güçlenen hava dolaşımı yüzünden Gagarin’in uçağın kontrolünü kaybettiğidir. Aslında iki saniye kadar daha zamanı olsaydı uçağı kontrol edebileceğine dair söylentilerde bulunuyor.

Yine farklı bir iddiaya göre ise, Gagarin‘in dönemin Sovyetler lideri olan ve onun popüleritesinden korkan Leonid Brejnev‘in isteği doğrultusunda öldürüldüğü söylenmektedir. Gagarin son derece popülerdi ve dönemin yazarlarına göre politikaya atılması halinde de başarılı olması muhtemeldi. Kendisi de politikaya sıcak bakıyordu.

12 Nisan 2007’de Kremlin, Gagarin’in ölümüyle ilgili yeni bir soruşturmayı veto etti. Hükümet yetkilileri, yeni bir soruşturma başlatmak için hiçbir neden görmediklerini söylese ölümünün ardındaki sır perdesi ortadan kalkmadı ve bu durum birçok komplo teorilerini beraberinde getirdi.

Yuri Gagarin‘in ölümü sonrası vücudu yakıldı ve külleri Moskova’daki Kızıl Meydan‘da Kremlin Duvarı Mezarlığına gömüldü.

Bilgi Notu: Birçok kişi Yuri Gagarin’in uzaya ilk çıkan insan olmadığını, ancak uzaydan dönebilen ilk insan olduğunu ifade etmektedirler. Uzay programları çerçevesinde uzaya çıkıpta çeşitli kazalar, nedenler sonucunda geri dönemeyen birçok insanın olduğuna dair iddialar bulunmaktadır. Sovyetler Birliği Gagarin’in uçuşundan önce ve sonrasında birçok kere testlerde bulunmuştu, uzaya roketler fırlatmıştı; tıpkı en büyük rakibi Amerika Birleşik Devletleri‘nin yaptığı gibi. Ancak bu testler genellikle gizli yürütüldüğünden, bu araştırmalar hakkında çok fazla bilgi bulunmamaktadır.

1950’li yıllarda İtalyan Judica-Cordiglia kardeşler, Nazi döneminden kalma boş bir binaya bir radyo dinleme istasyonu kurarlar. Yaptıkları dinlemeler sonucunda iddia ettikleri şey ise çok tartışılacak nitelikteydi, Gagarin’den önce ve sonra uzaya çıkan birçok kozmonottan bir daha haber alınamamış olabilirdi. Yakaladıkları ses kayıtlarında, muhtemelen ölmek üzere olan bir kozmonotun bayılmak üzere olduğu ve kalp atışlarının duyulduğu, diğer bir ses kaydında ise kadın bir kozmonotun uzay aracının yandığını ve bir yere çarpmak üzere olduğunu rapor etmeye çalıştığı ses kayıtlarını kaydetmişlerdi.

Bu kanıtlardan yola çıkarak Judica-Cordiglia kardeşler, uzayda yanlızca 2 değil, belki onlarca daha kayıp kozmonot olabileceği iddiasını ortaya attılar. Tarih kayıtlarına baktığımızda bu kanıtları destekler nitelikte Sovyetler Birliği uzay programında olup sonradan bazı kozmonotların isimlerinin silindiği belgelenmiştir. Sovyet Uzay Programı tarihçisi James Oberg, kendi yazdığı Uncovering Soviet Disasters (Sovyet Felaketlerini Açığa Çıkarmak) adlı kitabında, Sovyet uzay programından birçok kozmonotun isminin ve resimlerinin yok edildiğinin kanıtlarını göstermiştir. Bu da demek oluyor ki, başarısız olan her bir uzay yolculuğu Sovyetler tarihinden olduğu gibi silinmiş, geride hiçbir iz bırakılmamış, bu olaylar hiç yaşanmamış gibi unutturulmuştur.

Yorum Yapınız!

Yorum Yaz.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top