Bilgi

Kendini İzole Etmek “Hikikomori”


Hayatımızın hemen her alanını esir alan teknolojiden kopmak imkansız. İnsanların ihtiyaçlarına yönelik olarak yardımcı araç ve gereçlerin yapılıp üretilmesi için gerekli olan yetenek olarak tanımlanan teknolojinin son yıllarda bizlere neler kazandırdığını saymakla bitiremeyiz. Yalnızca bilgisayar ve televizyonun faydalarını anlatmak bile teknolojinin hayatımıza katkılarını özetlemeye yeter.  Günümüz dünyasının vazgeçilmezleri arasında yer alan ve neredeyse uzak durmanın imkansız olduğu teknolojinin zararlarını umursamadan kullanmaya devam ediyoruz.  Birçok sorunu tetiklediği bir gerçek işte onlardan birisi hikikomori. Çoğumuzun adını ilk defa duyduğuna eminim ama yazımızı detaylandırdığımızda aslında bu terime hiç yabancı olmadığımızı göreceksiniz.

Teknolojinin ortaya çıkardığı bir hastalık olarak nitelendirilen hikikomori kişinin kendini içinde bulunduğu topluma ait hissetmeyerek dış dünyadan soyutlamaları kendilerini eve hatta odaya kapatma halidir. İlk olarak Japon yetkililerin dikkatini çekmiş olup bu yüzden ismini Japonca ‘elini ayağını çekmek, içe hapsolmak, kendini toplumdan izole etmek’ anlamlarına gelen ifadeden almıştır.  Japonya’da bir milyonu aşkın kişide görülen bu hastalığın büyük bir kısmını da gençler oluşturmaktadır.

Aile baskısı, başarısızlıklar, arkadaş ortamından dışlanmak, küçük düşürülmek vs. gibi etkenler insanın eve kapanmasına ve sosyal ortamlardan uzaklaşmasına neden oluyor. Hal böyle olunca da bu tür kişiler kendini eve hapsedip kimseyle iletişim kurmuyor ve kendini internete, bilgisayar oyunlarına bağımlı hale getiriyor. Yemeklerini burada yiyip uyuyorlar hatta tuvalet ihtiyaçlarını bile odalarında gideriyorlar. Hikikomori denilen bu kişiler bilgisayar ile sanal alemde iletişim bağımlılığına geçip kendini sosyal çevreye kapatıyorlar. Böylece tüm sorumluluklarını erteleyip aksatabiliyorlar. Her ihtiyaçlarını bilgisayar karşısında karşılamaya başlıyorlar. İlk zamanlarda keyif alınan bu durum ilerleyen zamanlarda karamsarlığa, mutsuzluğa, depresif bir ruh halinin oluşmasına neden oluyor.

Hikikomori hastalığı erkeklerde daha fazla görülüyor özellikle 15 yaşındaki çocuklarda yüksek oranla görülen bu hastalık ailelerin çocuklarını odaya kapatıp ders çalışmaya zorladıklarında, dışarıya çıkmalarına izin vermeyip evde daha güvenli olduklarını düşündüklerinde bağımlılığa dönüşüyor.

Bu hastalığın belirtilerini kısaca özetleyecek olursak; kişi tamamen kendini izole eder uzun süre kendini odaya kilitler günlerini uyuyarak, video oyunu oynayarak ya da tv izleyerek geçirir, dağınıktır, aşırı uysaldır, evlilik iş güç derdi yoktur, bu tür kişiler bazen saldırgan da olabilirler.

Bu hastalığa sahip olan kişiler çoğunlukla Japonya’da görülse de son yıllarda Amerika, İtalya, İspanya, Fransa, Hindistan, Güney Kore, Umman, Fas ve Türkiye’de de bu hastalığa sahip olan kişiler azımsanmayacak kadar fazla.

Bu hastalığın tedavisinde en büyük rol ailelere düşüyor. Ebeveynler mutlaka çocuklarına zaman ayırmalı, sevgilerini göstermeyi ihmal etmemeli, değerli olduklarını onlara hissettirmeli. Eğer kaybedilmiş nesiller ortaya çıksın istemiyorsak çocuklarımızın sosyal yaşamlarını kısıtlamamalı, evimizdeki teknoloji denilen tehlikenin farkına varmalı ve gereken önlemleri almalıyız hatta gerekiyorsa bir uzmandan yardım almalıyız.

Sonuç olarak şu gerçeği unutmayalım teknoloji insanı sanal bir gerçekliğin içine çektikçe onu gerçekten çevresinde olup bitenlere karşı duyarsızlaştırıyor. O zaman sloganımız şöyle olmalı;

Bağlan ama bağımlı olma!.

Yorum Yapınız!

Yorum Bırakın!

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top