Bilgi

Tuz Tüketimi ve İnsan Sağlığına Etkileri


Basit bir kimyasal bileşik olan sodyum klorür (NaCl), bir diğer adıyla yemek tuzu, yüzyıllardan beri insanlar için büyük bir önemi olan bir gıda maddesidir. Tuzun önemini artıran en büyük özeliği de tarih öncesi zamanlarda insanların gıda maddelerini daha uzun süre saklamak için tuzu, koruyucu madde olarak kullanmalarından gelmektedir. Bilinen yazılı tarihin kaynaklarında et, balık gibi besinler tuzun içinde kurutulup saklanarak bozulması engellendiği belirtilmiştir. Sümerlilerin ve Babillerin tuzu besin maddelerini özellikle et ve balığı uzun süre saklamak için konserve koruyucu maddesi olarak kullandıkları bilinmektedir. Tuz, insan dahil tüm canlıların yaşamsal besin kaynaklarındandır ve ticari bakımdan da önemli bir maddedir. Dünyanın her yerinde bulunabilen ve bolca kaynakları bulunan sofra tuzu tarih boyunca önemli bir ihtiyaç ve ticaret maddesi olmuştur. Tuz ticaretinin sayesinde birçok küçük şehir zengin metropoller haline gelmiştir. Buna en güzel örnek Almanya’nın Lüneburg şehri gösterilebilir. Yemek tuzunu insan tarihindeki önemini ve ona verilen değeri anlamamız için onun tarihteki ismine bakmamız yeterlidir. Tuz tarihte Beyaz Altın olarak isimlendirilmiştir. Tuzun değerini belirten diğer bir örnekte: Tarihte bazı ülkelerin tuzu bir tür ödeme biçimi olarak kullanmalarından anlayabiliriz. Büyük Roma’da Lejyonerlerin kazancının ödemesinde tuzun kullanıldığı bilinmektedir.

Türkiye tuz yatakları bakımından oldukça zengin bir ülkedir. Türkiye’deki tuz üretimi üç farklı alanda yapılmaktadır. Genel itibarıyla deniz tuzu, göl tuzu ve kaya tuzu yatakları bulunmaktadır. Türkiye’deki tuz ihtiyacının büyük kısmı göl tuzu yataklarından elde edilmektedir. Bunu ikinci sırada deniz tuzu ve çok az bir üretim payı ile kaya tuzu takip etmektedir. 2013 yılında Nevşehir’in Gülşehir ilçesine bağlı Tuzköy beldesinde bir milyar tonluk kaya tuzu rezervi bulunmuştur. Bu miktar yaklaşık Türkiye’nin en az on asırlık tuz ihtiyacına karşılık gelmektedir. Yalnız şimdiye kadar imkansızlıklar yüzünden bu rezerv tam olarak ekonomiye kazandırılamamıştır.

Tuz, besin maddesi olması dışında; dericilikte, hayvan besiciliğinde, su yumuşatma sistemlerinde ve kimya sanayisinde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Peki tuzun insan hayatı için önemi, yararları ve zararları nelerdir? Bugün ki yazımızda tuzun a’dan z’ye etkilerini konuşup vurgulayalım istedik.

Tuzun Faydaları Nelerdir?

  • Öncelikle tuz vücut için başlıca gerekli enzimlerdendir ve vücudun asit ve baz dengesini yani (damar sağlığını) ayakta tutan en önemli unsurlardan biridir. Tabii ki ölçüyü kaçırmamak şartıyla.
  • Araştırmalar sonucunda vücuttaki tuz yapısının az olması kronik hastalıklara yol açabildiği saptanmıştır. Bu nedenle hiç tuz tüketmemek tamamen hatalı bir bilgidir.
  • Solunum yolu hastalıklarında tuz tüketilerek zararlı bakterilerin sayısı azaltılabilir.
  • İnsülin değerinin düşmesine yardım eden tuz, diyabet hastalarının rahatlıkla tüketebileceği besinlerden birisidir.
  • Ayrıca tuz eksikliği kişide aşırı balgam üretimine sebep olur. Bu durum uyurken salya akıntısına neden olur.
  • Tuz aynı zamanda saça da çok faydalıdır. Tuzlu su ile yıkanan saçta kepek sorunu oluşmaz, uzamasına yardımcı olur, dökülmelerde faydalıdır. Egzama ve döküntü gibi deri lezyonlarına faydalıdır.
  • Dolayısıyla her şeyin azı yarar çoğu zarar hesabı, ölçüde kanaatkâr olunduğu müddetçe tuz vücut için direnç kaynağıdır.

Tuzun cilde de faydaları mevcuttur.

  • Kan dolaşımını hızlandırıp, cildi canlandırır.
  • Ölü deriden arındırır.
  • Sivilcelere karşı etkilidir.
  • Ayak bakımında hem kokuyu engeller hem de ölü deriyi temizler.
  • Cilt beyazlatma etkisi bulunmaktadır.
  • Gençleştiricidir.
  • Yumuşatıcıdır.
  • Sindirim sistemini rahatlatıcıdır. (Kaya Tuzu)
  • Zararlı bakterilere ve enfeksiyonlara karşı savaşçıdır.
  • Böcek ısırıklarına iyi gelir.
  • Mide ekşimesine faydalıdır.
  • İştah arttırıcıdır.
  • Böbrek ve mesane taşlarında etkilidir. (Kaya Tuzu)
  • Gut Hastalığına iyi gelir. (Ölçülü Tüketim)
  • Limon suyu ile beraber tüketildiğinde bağırsak solucanlarının atılmasını sağlar. (Kaya Tuzu)
  • Mide bulantısı ve kusmaya iyi gelir.
  • Ağızda yapılan tuzlu su gargarası ağızda ki bakterilerin ölmesine ve dişlerin rahatlamasına yardımcı olur.

Peki bunlara rağmen sizler de bir tuz sever iseniz ne yapmalı;

1- Öncelikle bol bol su içmeli ve böbreklerde ki fazla tuzu bu sayede dışarı atmalısınız.

2- Tuzu vücuttan atmak için sürekli spor ve egzersiz yapmalısınız.

3- Potasyumdan zengin beslenmeli (potasyumlu gıdalar yiyeceklerde ki sodyumun (tuzun) atılmasını sağlar.

Tuzun Zararları Nelerdir?

Tuz kontrolsüz, aşırı bir şekilde veya tam tersi daha az tüketildiğinde;

  • İnmelere sebep olabilir.
  • Hipertansiyona yatkınlığı artırır.
  • Böbrek hastalıklarının en büyük sebebidir.
  • Ödemlere sebebiyet verebilir.
  • Sinir sistemi fonksiyonlarında zayıflıklara neden olabilir.
  • Osteoporoz adlı bir kemik hastalığına sebep olabilmektedir.

Ve tabii ki her şeyden önce tuz tüketimi konusunda doktorunuzdan veya bu konuda ehliyetli bir tıbbi danışmadan destek almalısınız.

Stres, aşırı terleme, Premenstrüel Sendrom ve Addison Hastalığı olanların ise normal insanlara göre daha fazla tuza eğilim gösterdikleri kanıtlanmıştır. Bu grup içerisinde yer alan hastaların tuz konusunda daha fazla hassasiyet göstermelerini önemle vurguluyor ve ölçülerinizi sağlığınız için dengede tutmanızı tavsiye ediyoruz.

Sağlıcakla ve takipte kalın.

#Elif ARAS (@eliff.arss)

#Techworm

Yorum Yapınız!

Yorum Yaz.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

To Top